Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Seçimleri aslında Millet İttifakı mı kazandı?

16:32 8 dk okuma

14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde gerçekleşen ve nihayetinde Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanan iki turlu seçimleri geride bıraktık. Seçimlerin ardından, muhalefet cephesine ve muhalefete yakın yayın organlarında yapılan değerlendirmelere bakıldığında genellikle yenilginin muhasebesinin yapıldığını gördük.

Yapılan değerlendirmelerde ağırlıklı olarak seçim sürecinde başta Millet İttifakı ve CHP olmak üzere muhalefet bileşenlerinin yaptığı hatalar ele alınarak seçimin neden ‘kaybedildiği’ ve neler yapılsaydı ‘kazanılacağı’ anlatılmaya çalışıldı.

Bu süreçte iktisatçılardan veya ekonomiyle ilgilenen uzmanlardan da çeşitli analizler duyduk. Bu uzmanlar da ülkedeki ekonomik krizin muhalefetin kafasında çizdiği gibi bir senaryoyu ortaya çıkarmadığını ve ekonomideki gidişatın çeşitli toplumsal kesimler açısından farklı anlamları olduğunu belirterek kendi tezlerini anlattı.

Biz ise tüm bu anlatılardan farklı olarak bu sefer seçimlerin muhasebesini yapmayacağız ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin neden ‘kaybedildiğini’ ve neler yapılsaydı ‘kazanılacağını’ anlatmayacağız. Bunun aksine yazımızda seçim sonrasında iktidar cephesinde yaşanan gelişmelerin seçim öncesinde yaşanan hangi tartışmalara oturduğunu ele alıp Türkiye’de egemen siyasetin dinamiklerinin nasıl işlediğine ilişkin ipuçları arayacağız.

Hatırlanacağı gibi seçimden önceki dönemde Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla ve Merkez Bankası (TCMB) eliyle ‘yüksek enflasyona rağmen düşük faiz politikası’ uygulanmıştı. 2021 yılının son aylarından itibaren faiz indirimlerine başlayan TCMB, politika faizini yüzde 19’dan yüzde 8,5’a kadar indirmişti.

Bu esnada faizlerin düşürülmesi liranın diğer döviz kurları karşısındaki değerini azaltırken para biriminin değerini korumak için Kur Korumalı Mevduat gibi pek çok enstrüman devreye sokuldu. Diğer yandan ihracatçıların, döviz işlemcilerinin ve bankaların tabi olduğu yüzlerce düzenleme devreye sokularak piyasada istikrar sağlanmaya çalışıldı.

Bir diğer taraftan ‘arka kapı satışı’ adını verebileceğimiz yöntem uygulanarak kamu bankaları aracılığı ile döviz piyasasına müdahale edildi ve TCMB’nin elindeki döviz rezervleri satıldı. Bu şekilde Türk lirasındaki değer kaybının önüne geçilmeye çalışıldı.

Bu politikaların ve enerji krizi gibi bir takım dış etkenlerin katkısı ile Türkiye ekonomisi enflasyonist bir döneme girmiş oldu. Seçim öncesi EYT düzenlemesi ile asgari ücretteki ve kamudaki zamlar da art arda gelince ücretli kesimler açısından döviz kurunun baskılanması çok önemli hale geldi. Bu şekilde fiyatlama davranışında kur etkisi zayıflatılırken bu dönemde enflasyon kısmen de olsa baskılanmaya çalışıldı. Böylece çalışan kesimlerin refahı önceki yıllara göre gerilese de 2021’deki kur şokunun yarattığı etki (tüketici güvenine de bakıldığında) zayıflamış göründü.

Kimi iktisatçılar bu projelerin seçimin kazanılması açısından da etkili olduğu görüşünde. Kuşkusuz seçmen davranışı tek başına ‘rasyonel bireyin gelir ve tüketim kalıpları’ ile analiz edilebilecek bir şey değil. Hem dünyada hem de Türkiye’de ideoloji ve siyasal aidiyet gibi oy verme davranışını belirleyen çok fazla etken var. Yine de uygulanan ekonomi politikalarının yoksullaşmanın etkisiyle muhalefete yönelecek tepkisel oyların önüne geçtiği görüşünün çok da yanlış olduğunu söyleyemeyiz.

Sonuç itibariyle AKP ve Erdoğan seçimi kazanarak (erken seçim olmayacağı varsayılırsa) 5 yıl daha hükümet etme hakkını eline aldı. Ancak seçimlerin hemen ardından yukarıda anlattığımız iktisadi çerçeveden sert bir dönüş gerçekleşti. ‘Geleneksel’ ekonomi politikalarının temsilcisi kabul edilen isimler birbiri ardına ekonomi bürokrasisinde dümene geçti. Mehmet Şimşek Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, Cevdet Yılmaz Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine ve uluslararası finans kuruluşlarında kariyer yaptığı görülen Hafize Gaye Erkan ise TCMB Başkanlığı görevlerine atandı.

Şimşek, görevi önceki bakan Nureddin Nebati’den devraldığında yaptığı ilk konuşmada rasyonalizme dönüş vurgusu yaptı. Şimşek, “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı bir Türkiye ekonomisi özlenen refaha ulaşmamızda önemli olacaktır. Makro finansal istikrarı önceliklendireceğiz” diyerek geçmiş dönemin esasında finans çevrelerinin anladığı çerçevede bir ‘ekonomik rasyonalizme’ uymadığını bir anlamda kabul etmiş oldu.

Millet İttifakı iktidara mı geldi?

Ekonomi yönetimi değişir değişmez piyasadaki ilk beklenti regülasyonların hafifletilmesi, dolar kuru üzerindeki baskının azaltılması ve faizlerin artırılması oldu. Çünkü piyasanın rasyonalizmden anladığı ‘enflasyona karşı mücadelede en önemli aracın para politikası olduğu’ teziydi. Bunun da ekonomiyi küçülterek milyonları işsiz bırakmak pahasına yapılması gerektiğinden kimse kuşku duymuyordu.

Tam da bu noktada ekonomi yönetimine liyakatli kadroların atanması, para politikasının başına ABD doktoralı bir Wall Street finansçısının getirilmesi ve Merkez Bankası’nın anında sıkılaştırma döngüsüne başlamasıyla birlikte Millet İttifakı’nın projelerine oldukça yakın bir tablo hayata geçirilmiş oldu. Kaldı ki, Millet İttifakı Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ne bakıldığında mevcut uygulamalara benzer görüşlerin savunulduğu açıkça görülüyordu.

Metinde bu konu ile ilgili, “İktidara gelir gelmez ‘Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceklerini’ duyurmuştu. Metinde, “TCMB’nin asli görevini yerine getirebilmesi için para politikası araçlarını fiyat istikrarı doğrultusunda bağımsız, şeffaf ve öngörülebilir bir şekilde kullanabilmesini temin edeceğiz” ifadelerini yer almıştı.

Mealen, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarına odaklanma görevine, yani para politikası araçlarından en önemlisi olan faiz oranlarını artırıp azaltma görevine kavuşacağını yazmışlardı.

Millet İttifakı’nın 28 Şubat 2022’de yayımladığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ne ve 30 Ocak 2023 tarihinde yayımladığı Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ne bakıldığında da ekonomideki sorunların çözümünde Merkez Bankası bağımsızlığı ve liyakat fikirlerine sıklıkla vurgu yapıldığı görülüyordu.

Ayrıca Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere ittifakın tüm kurmayları da bu fikre sıkı sıkıya bağlı olduğunu defalarca bildirmişti.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metninde bu durum, “Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığının sağlanması için yasal ve yapısal önlemler alınacak, bankanın araç ve operasyon bağımsızlığı siyasi müdahalelere karşı korunacaktır. Merkez Bankası, para politikasının uygulanmasında tek karar merci olacaktır” ifadeleriyle vurgulandı.

Ayrıca bu metinde yine benzer şekilde, “Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz” sözleriyle Merkez Bankası’nın elindeki en önemli enstrüman olan politika faizi aracılığı ile enflasyonu kontrol altına almaktan başka bir iş yapmaması gerektiği söylenmişti.

CHP Sözücü Faik Öztrak da 3 Aralık 2022’de gerçekleştirilen ve Jeremy Riffkin gibi ana akım iktisatçıların da katıldığı ‘İkinci Yüzyıla Çağrı’ buluşmasında liyakatli merkez bankası başkanına vurgu yapmıştı.

Öztrak, “Kısa sürede ferahlamak için yanlış ekonomi politikalarının neden olduğu belirsizlik çarkını kırmamız; ülkemizin olağanüstü yüksek risk primini hızla aşağıya çekmemiz gerekiyor. Bunu gerçekleştirmek için; önce Merkez Bankası’nın başına tüm dünyanın saygı duyduğu bir ismi atayacağız” demişti.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız tezler, ekonomiyi kredi risk primi (CDS), faiz ve döviz kuru parametreleriyle okuyan ve sorunların kurumların bağımsızlığı ve liyakatle çözülebileceğini varsayan neoliberal yaklaşımın tipik bir ideolojik yansıması oldu.

Seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo ise Millet İttifakı’nın mevcut ekonomik paradigmanın ötesinde bir ufuk sunamadığının en net kanıtı oldu. Seçimlerden önce Türkiye’nin 5 yıl vadeli borcunu iflasa karşı sigortalamanın maliyetini gösteren CDS seçimlerden önce 700 puanın üzerine kadar çıkmıştı. Seçimlerin ardından 500 puanın altına kadar gerileyen CDS’ler sonrasında 515 civarında seyretti.

Finans kapitalin en tepedeki kurumlarındaki kariyeri reddedilemeyecek eski bir üst düzey Wall Street bankacısı anında TCMB’nin başına atandı. Gaye Erkan’ın başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu’nda (PPK) politika faizi yüzde 8,5’ten yüzde 15’e çıkartıldı.

Faiz miktarı ilk etapta piyasayı çok tatmin etmese de PPK metninde “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir” denilerek faizlerin kademeli olarak artırılmaya devam edilebileceğinin sinyalini verdi.

Bir diğer önemli gelişme ise PPK metninde belirtilen sadeleşmelerin hayata geçirilmesi oldu. TCMB geçtiğimiz günlerde art arda iki adet sadeleşme hamlesi yaptı. Merkez, menkul kıymet tesisi uygulamasında bankaların tahvil tutma yükümlülükleri düşürdü.

PPK kararının tutanak özetlerine baktığımızda Şahap Kavcıoğlu ve Nureddin Nebati döneminde hayata geçirilen uygulamalara (makroihtiyati tedbirler) üstü örtülü çokça eleştiri yapıldığı görüldü.

Sadeleşme kavramının öncelikle piyasanın karmaşık regülasyondan kurtulması ve serbestleşmesi anlamına geldiğini söylemek gerekli. Bu noktada dövize ulaşımın kolaylaşması da Türk lirasının düşüşüne katkıda bulunuyor. Bir diğer değişle (muhalif iktisatçıların ısrarla savunduğu gibi) döviz piyasasının kendi haline bırakılması sürecine başlanmış durumda. Bu da kuşkusuz döviz ticaretindeki zorlukların azalması ve makasların küçülmesi demek.

Son olarak Merkez Bankası, ‘akılcı politikalara dönme’ reçetesi kapsamında arka kapı satışlarına da ara verdi. Konu ile ilgili hesap yapan bankacılar geçen TCMB’nin döviz piyasasına rezervleriyle satış yönlü müdahelesinin çok az olduğunu ve rezervlerin artışa geçtiğini olmadığını söyledi. Liranın döviz satışı yoluyla savunulmadığı tabloda kurdaki artış da hızlı bir seyirde gerçekleşmiş oldu.

Bu noktada hem TL’nin ihracatçıları mutlu edebilecek seviyeye yaklaşması hem de yaz mevsimi dolayısıyla turizmden beklenen gelirin cari dengeye katkıda bulunacağı yönündeki beklentiler, Türk lirasında kısmi bir değer kaybını göze alınabilir hale getirdi.

Millet İttifakı’na yakın kimi iktisatçılar faiz artışlarını yetersiz bulsa da ana amacı ‘Türk lirasını ucuzlatarak ve piyasaya güven vererek dış yatırım çekmek’ olan yeni ekonomi yönetiminin istediklerini gerçekleştirme olasılığı yüksek.

Öte yandan faizlerin piyasayı tatmin etmeyecek seviyelerde olmadığını söylesek bile burada yerel seçimlerin yaklaşıyor olmasının aşırı yüksek faiz tercih edilmemesinde etken olduğunu söylemek durumundayız. Yerel seçimlerden sonra 4 yıl boyunca bir başka seçim olmadığı hesaba katıldığında ekonomide (mevcut ekonomi bürokrasisine 2024 Mart’a kadar katlanılabilirse) sert bir daralma yaşanacağını söylemek yanlış olmayacak.

Dolayısıyla muhalefetin önerdiği senaryo gecikmeli de olsa bir süre sonra olduğu gibi hayata geçirilecek. Bu yerel seçimlerin ardından ekonominin yavaşlaması ve işsizliğin artması göze alınarak kurdaki kaybın minimize edilerek enflasyonun bastırılması, bu durumda da emekçiler açısından oldukça acı bir tablo ile karşı karşıya kalınması oldukça büyük bir olasılık.

Türkiye ekonomisi tekrar dışa açılıyor

Mevcut yönetim, şimdilik Türk lirasını ucuzlatarak ve yüksek faiz vaat ederek Türkiye’yi yabancı alımına daha cazip kılmaya çalışıyor. Bu politikanın da yukarıda aktardıklarımıza benzer bir şekilde Millet İttifakı projeleriyle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz.

Seçimlerden önce çektiği videolardan birinde Kemal Kılıçdaroğlu, “Hesabımızı yaptık. 100 milyar dolarlık özel sektör yatırımının gelmesini sağlayacağız. Şu çok açık. Yabancı sermayenin yatırımları için Türkiye’den daha verimli başka bir ülke yok” ifadeleriyle kendi iktidarlarında yabancı yatırım için alan açılacağını vaat etmişti.

Yine millet ittifakı ekonomi kurmayları ve muhalefete yakın iktisatçılar Türkiye’de yeterli güven ortamı oluştuğunda yabancı paranın Türkiye’ye akacağını iddia etmişti. Bu noktada tabi ki Türkiye’de yabancı yatırımın zirve yaptığı 2007’den çok daha farklı bir küresel ve politik ortamın içerisinde olduğumuz gerçeğini kimse dile getirmedi.

Yine de tüm bunlara rağmen yabancı finans kuruluşlarının raporlarına bakıldığında özellikle doğrudan portföy yatırımları için yabancıların Türkiye’ye ilgisinin seçimlerden sonra arttığı görülecektir. Örneğin Wall Street’in önde gelen bankalarından Citi, faiz artırım kararı sonrası yayınladıkları notta, “Model portföyümüzde uzun dolar/TL pozisyonuna geri dönüyoruz” dedi. Kurum dolar/TL’de 30 hedefiyle üç ay vadeli alış önerdi.

Bank of America ekonomistleri ise geçtiğimiz hafta dolar/TL’nin 25’i aşması ve faizlerin yeterli seviyelere gelmesi halinde TL’de uzun pozisyon alma ve 10 yıl vadeli yerel tahvil satın alma opsiyonlarını değerlendirebileceğini belirtmişti.

Kurun bu seviyeleri geçtiği düşünülürse faizlerin dış yatırımcıyı tatmin edecek seviyelere gelmesi halinde sıcak paranın Türkiye’ye tekrardan gelmeye başlayacağını öngörmemek için şimdilik belirleyici bir neden bulunmuyor.

Dolayısıyla Millet İttifakı ekonomistlerinin iddia ettiği gibi Türkiye’de yatırımcının hukuksuzluk, otoriterlik gibi sebeplerden ötürü gelmediği tezinin yanlışlığı da görülebilir. Öte yandan doğrudan yatırımların veya sermaye yatırımlarının da uluslararası konjonktüre bağlı olarak Türkiye’ye yönelip yönelmemesinde de bambaşka parametrelerin rol oynadığını söylemek mümkün.

Sonuç

Neticesinde Türkiye’de AKP’den hazzetmeyen kitleler, ağır ekonomik sorunlara ve yoksullaşmaya karşı neoliberal iktisadın sıcak paraya bağımlı neoliberal ekonomi politikalarına mahkûm edildi. Böylece yoksul halk kesimleri merkez bankası bağımsızlığını esas alan, merkez bankasının görevlerini enflasyonla mücadeleyle sınırlı tutan, işsizliği ve eşitsizliği gündeme almayan bir ekonomik paradigma ile baş başa bırakıldı.

Faiz artırmaktan, işsizliği yükseltip ekonomiyi daraltmaktan ve dünyanın en iyi okullarında okumuş ancak birikimini halkın değil finans kapitalin hizmetine sunmuş bürokratları göreve getirmekten başka ufku olmayan muhalefetin ciddi bir alternatif sunamadığı geldiğimiz noktada iyice ayyuka çıktı.

Bu noktada muhalefetin değişim önerisinin boşa çıktığı söylenebilir. Muhalefetin milyonları AKP’nin önerdiği ve hayata geçirdiği iktisadi politikanın ötesinde ciddi bir alternatifle buluşturmadı. İçinde bulunduğumuz durumda insanların neden muhalefete oy vermesi gerektiğinin cevabı da bu durumda iyice muğlaklaşmış oldu.

Tüm bunlar göz önüne alındığında sosyalistlerin eşitlikçi, merkezi planlamayı ve kalkınmayı esas alan bir ekonomik programın temellerini tartıştırmaya başlamasının tam zamanı olduğu görülüyor. Merkez Bankası bağımsızlığını tartışmaya açan, ABD Merkez Bankası (Fed) odaklı ve para politikası merkezli iktisadi bakışı kenara atan, işsizlik ve yoksullukla koşulsuz mücadeleyi esas alan bir programı ortaya koymanın tam zamanı!

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓