Köşe Yazısı

Süreklileşmiş devlet krizi

15:37 4 dk okuma

Özgür Tekin

AKP iktidara geleli 20 yıldan fazla oluyor. Devlet içerisinde süreklileşen bir çatışma ve bunun sonucunda altüst olma hali, bu 20 yılın ayırt edici özelliklerinden biri.

Bu çatışma halini iki ana döneme ayırmak mümkün. Bunların ilki, AKP’nin eski ortağı Gülen Cemaati ile birlikte giriştiği Cumhuriyet’i tasfiye operasyonunun devlet içerisindeki yansımalarının damgasını vurduğu ilk aşama. 2007 itibariyle yoğunlaşan tasfiye operasyonu ve bunun yarattığı direncin kendisini dışavurduğu bazı kritik dönemeçleri şöyle sıralamak olanaklı: Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığı ve 367 krizi, 27 Nisan bildirisi ve Recep Tayyip Erdoğan-Yaşar Büyükanıt arasındaki Dolmabahçe Mutabakatı, Hrant Dink suikastı, AKP kapatma davası, Ergenekon ve Balyoz davaları, 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu…

2013 senesinin sonlarına kadar uzanan bu ilk dönemi karakterize eden temel olgu, devlet alanındaki yerleşik mekanizmalara dönük bir yıkıcı bir saldırganlıktı. Bu saldırganlığın ana hedefi Cumhuriyet’in ilerici birikiminin hem anayasal düzen hem de devlet mekanizmasındaki kalıntılarını temizlemekti. Ancak saldırganlık yalnızca ‘ilerici’ olarak adlandırılabilecek unsurları hedef almakla kalmıyor; yeterince gerici, piyasacı ve işbirlikçi bulmadıklarını da karşısına alıyordu.

2013 sonundan itibaren başlatabileceğimiz ikinci döneme karakterini veren temel olgulardan biri ise iktidar bloğu içindeki çatışmaların belirlediği devlet krizleriydi. Bu krizlerin ilk örneğini AKP ve Cemaat arasında yaşanan çatışma oluşturacaktı.

AKP-Cemaat ittifakı ‘yıkma’ konusunda sergilediği beceriyi ‘kurma’ alanında sergileyemedi. Sonuç, karşı devrimci dönüşümün başat iki aktörü arasındaki bir çatışma ve bu çatışmanın devlet mekanizması içerisinde yarattığı yeni bir altüst oluştu. İlk olarak MİT Krizi ve dershanelerin kapatılması tartışmalarında kendisini gösteren bu uyuşmazlık, 17 ve 25 Aralık 2013 operasyonları ile şiddetlenerek devam etti. 15 Temmuz 2016 tarihinde Gülen Cemaati tarafından gerçekleştirilen başarısız darbe girişimi sonrasında ise AKP’nin ve Erdoğan’ın mutlak zaferiyle sonuçlandı.

Ancak bu mutlak zafer, sorunsuz ve istikrarlı bir sürecin başlangıcı anlamını taşımıyordu. AKP’nin 15 Temmuz’un ardından MHP ile kurduğu ittifak da benzer kırılganlıkları taşıyordu. Üstelik bu sefer kırılganlıklar sadece AKP ve MHP arasındaki fay hatlarına değil, AKP’nin kendi içerisindeki farklı grupların ve Gülen Cemaati’nin tasfiyesinin yarattığı boşlukta devlet içerisinde güçlenmeye başlayan farklı odakların da karşı karşıya gelişlerine tekabül ediyordu.

Ne OHAL döneminin KHK’lara dayalı yönetim mekanizması ne de bu olağanüstü durumun kurumsallaştırılması anlamını da taşıyan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş bahsedilen dağılmayı önlemeyi başarabildi. Aksine, görünürde iktidarı tek elde toplamaya yarayan bu mekanizmalar devletin kurumsal yapılarını zayıflattıkları ölçüde kurumsallığın dışında talan, güç ve etki alanlarının doğuşuna kapı araladı. Başka bir ifadeyle, iktidar blokunun denge ve kontrol mekanizmalarını ortadan kaldırarak işleyişi hızlandırma isteğinin temel sonucu, devlette süreklileşmiş bir çözülme durumu oldu.

İktidar blokunu iç krizlere daha açık hale getiren bir diğer faktör ise siyasetin alanını giderek daraltmaya yönelik gayretleriydi. Halkın siyasete örgütlü katılımı, kitlelerin kendi talep ve beklentileriyle sokaklarda olmasının kriminalize edilmesi bu alan daraltma çabasının ilk eksenini oluşturuyordu. Bu eksenin nihai sonucu, yurttaşın siyasal sistem içerisindeki rolünün tek başına oy vermeye indirgenmesiydi. Bu seçmene indirgeme mekanizması Erdoğan açısından hem kendi iktidarının sürdürülebilirliği hem de yurttaşın adım adım tebaaya dönüştürülmesi açısından kritik bir halkanın ifadesiydi. Ancak çaba sadece bununla sınırlı kalmıyordu. Bir yandan siyasal katılım oy vermeye indirgenirken diğer yandan da verilen oy mümkün olduğunca anlamsız bir hale getiriliyordu. Meclis’in bir kurum olarak etkisizleştirilmesi, siyasetin alanını daraltmanın ikinci kritik adımını oluşturuyordu.

Bu alan daraltma çabası, iktidar bloku açısından iki temel sonuç verdi. Bunların ilki, alan daraltmanın da etkisiyle toplumsal alandaki çelişkilerin ve bunların ürünü olan talep ve beklentilerinin siyasete yansımasının geciktirilmesi ve olası siyasi krizlerin ertelenmesiydi. Ancak, aynı tablonun ikinci ve iktidar bloku tarafından istenmeyen bir sonucu daha vardı. Toplumsal alanın çelişkilerinin siyasete yansımasının gecikmiş ve dolayımlı bir hal alması, bu çelişkilerin ürünü olan talep ve beklentilerin nihai yansımasını birikmiş ve dolayısıyla daha şiddetli hale getirme eğilimine sahipti. Toplumsal düzlemdeki çelişkilerin siyasal alana yansımasına çarpan etkisi yapan bir diğer olgu ise yansımanın gerçekleşeceği alanın daralmış olmasıydı. Siyasetin alanının Cumhurbaşkanlığı kurumu ve onun etrafında şekillenen ittifak dizgesine sıkıştırılması, bu sefer tüm çelişkilerin bu sıkışmış düzleme gecikerek yansımasını beraberinden getiriyordu. Bu durum; iktidar bloku içerisindeki ayrımları belirginleştiren, çatışmaları şiddetlendiren ve çelişkilerin yönetilmesini zorlaştıran bir faktördü.

Öte yandan, bahsettiğimiz tablo yalnızca iktidarın yanlış tercihlerinin ürünü değildi. Aksine, emperyalist-kapitalist sistemin mevcut kriz dinamiklerinin ve ihtiyaçlarının bir ürünüydü. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yetkilerin tek elde toplanması da yerleşik kurumsal mekanizmaların ve anayasal zemini tasfiye etme eğilimi de sermaye sınıfının ve emperyalizmin işleri hızlı halletme ihtiyacının ve bu ihtiyacın ürünü olarak bahsettiğimiz mekanizmaları bir yük olarak görmesinin sonucuydu.

Dolayısıyla, AKP iktidarının hamle ve yönelimleri, düzen muhalefetinin (ve ideologlarının) iddia ettiği gibi emperyalist-kapitalist sistemin yerleşik normlarından bir sapmayı ve bu anlamıyla bir anomaliyi ifade etmiyordu. Aksine, tam olarak bu sistemin girdiği sıkışmaları düzenin sınırları içerisinde ve sermaye sınıfı lehine aşma ve erteleme arayışıyla ilişkiliydi. Sorun, bu arayışın daha şiddetli krizlerin kapısını aralamasıydı.

Tam da bundan dolayı kapitalizm içerisinde bir normalleşmenin olanaksızlığını veri almayan herhangi bir strateji, bu sürece yanıt üretemez. Sosyalistlerin görevi, mevcut kriz denklemini hafifletmek değil, bu kriz ve çözülme tablosunun yarattığı boşluklara yerleşerek sosyalist bir iktidar alternatifini inşa etmek. İktidar bloku içi taraflaşmalar ve çelişkiler ülkenin geleceğine yönelik ilerici bir arayışın değil, bir çözülüş düzleminin ürünü olduğu ölçüde buradan sola potansiyel müttefik çıkartmaya yönelik her türlü çabanın sonucu hayal kırıklığı olacaktır. Numan Kurtulmuş’tan, Anayasa Mahkemesi üyelerinden, Ali Yerlikaya’dan demokrat ya da Selçuk Bayraktar’dan seküler çıkarmaya yönelik her türlü fantezi baştan mahkûm edilmelidir.

Bahsettiğimiz tablo, aynı zamanda Türkiye kapitalizmi ve emperyalist-kapitalist sistemin bütünü açısından daha geniş bir hegemonya krizinin de bir semptomu olarak kavranmalıdır. Bir sonraki yazımızda güçlerin görünürde tek bir elde toplanırken somutta devlet mekanizmasının bir tür tarikat ve çeteler koalisyonu haline getirilmesiyle bu hegemonya krizi arasındaki ilişkiyi ele alacağız.

Kısa Kısa

  1. Metal fabrikasındaki patlamada 1 işçi hayatını kaybetti

    İzmir Torbalı’daki İki-El Metal Fabrikası’nda dün meydana gelen patlamada yaralanan işçilerden biri hayatını kaybetti. Ölen işçinin 25 yaşındaki yabancı uyruklu Halid Abdül Kadir olduğu öğrenildi. Yaralı 6 işçinin ise tedavisi sürüyor.

  2. Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 1 işçi yaşamını yitirdi

    Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde ruhsatsız olarak işletilen maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükte 51 yaşındaki işçi Muhammet Çelik yaşamını yitirdi.

  3. Soma'daki maden göçüğüyle ilgili genel müdür dahil 9 gözaltı

    Manisa'nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik'e ait ocakta 5 emekçinin katledildiği göçüğe ilişkin soruşturmada, şirketin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. Sorumluluğu ve ihmali olabileceği değerlendirilen şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

  4. Putin'den NATO'ya Kaliningrad uyarısı

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Rusya'ya Kaliningrad dahil doğrudan saldırı söz konusu olursa, sahip olduğumuz tüm silahların kullanılması meselesi kaçınılmaz olarak ve derhal gündeme gelecektir" dedi. Rusya'nın geri kalan bölgeleriyle kara bağlantısı bulunmayan Kaliningrad, NATO üyesi olan Polonya ve Litvanya toprakları arasında bulunuyor. Son dönemde NATO, Kaliningrad yakınlarında, kendi ifadesiyle caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik "savunma" tatbikatları gerçekleştirmişti.

  5. Boğaziçi'nde yemekhaneye bir zam daha: 20 ayda yüzde 112,5 artış

    Boğaziçi Üniversitesi, temmuzda zam yaptığı yemekhane ücretlerini dönem başlar başlamaz yeniden arttırdı. Öğle ve akşam yemeği 85 liraya, kahvaltı 70 liraya çıktı. Şubat 2025'te 40 lira olan öğle yemeğinin fiyatı yüzde 112,5 arttı.

  6. ABD, Suudi ve Katar enerji tesislerini korumak için yeni Patriot füzeleri göndermiş.

    Axios'un haberine göre geçtiğimiz haftalarda Amerikan ordusu 2 yeni Patriot füze bataryasını Suudi Arabistan ve Katar'a gönderdi. Bu kararın nedeninin olası yeni operasyonlar sırasında bu ülkelerin enerji tesislerinin korunacağına ilişkin ek güvence vermek olduğu öne sürülüyor.

  7. İstanbul'da Eyüpsultan Belediyesi'ne operasyon

    Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil toplam 28 kişi gözaltına alındı. Operasyon Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Eyüpsultan ile birlikte İstanbul'da muhalefet tarafından yönetilen ve operasyona uğrayan ilçe belediye sayısı 16'ya çıktı. 2 ilçenin belediye başkanı ise doğrudan AKP'ye transfer olmuştu.

Önceki gün

  1. Hakem Yasin Kol gözaltına alındı

    Merkez Hakem Kurulu'na (MHK) yönelik soruşturmada Süper Lig hakemi Yasin Kol ile yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel, 7258 sayılı kanuna muhalefet, evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla gözaltına alındı.

  2. Fon skandalında oğlu soruşturulan Hayati Yazıcı, 'AKP kurucularından' olduğunu hatırlattı

    AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada fon soruşturması kapsamında yurtdışına çıkış yasağı verilen oğlu Mustafa Yazıcı'yla ilgili 'kuşkusu olmadığını' kaydetti. Yazıcı ayrıca, "Soruşturma bahane edilerek şahsımıza ve hazırlık evresinden bu yana kurucularından birisi olduğum AK Parti’mizi karalama çabası içinde olanlara da geçit vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum" diye yazdı.

  3. Bülent Arınç'tan fon skandalı açıklamaları: Utanıyorum

    Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, TBMM'deki yeni yasama yılı resepsiyonunda fon kriziyle ilgili konuştu: • Bu olayları anlatırken, utanıyorum, sıkılıyorum, üzülüyorum. Türkiye bunları hak etmiyor. • Biz böyle bir hikaye yazmamıştık, böyle günleri yaşayacağımızı hiç düşünmemiştik. • Fon krizi veya buna benzer birtakım yanlış işler bizleri gerçekten üzüyor. • Türkiye'nin sorunu sadece ekonomik kaynaklı sorunlar değil, bir toplumsal çürüme yaşıyoruz. Halk bunun farkında."

  4. Maden ocağındaki göçükte can kaybı ikiye yükseldi

    Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte can kaybı ikiye yükseldi. Göçük altında kalan işçilerden ikisinin cansız bedenine ulaşıldı. Üç işçiyi kurtarmak için çalışmalar sürüyor.

  5. Bahçeli, Buldan'la konuşurken Öcalan'a selam söyledi

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Partili Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile sohbetinde "Seyahatiniz oluyor mu? Gidip geliyor musunuz?" sorusu üzerine Buldan, "13 Eylül'de gittik en son. Bir ay dolmadı ama bir ay dolduktan sonra gideriz herhalde" diye yanıt verdi. Bahçeli ise, "Maşallah. Selamımı söylersiniz olur mu?" ifadelerini kullandı. Bahçeli'nin selamı Öcalan yerine Demirtaş'a da yolladığı iddia edilse de, heyetin 13 Eylül'de İmralı'ya gittiği biliniyor.

  6. ABD, Orta Doğu’ya bir uçak gemisi daha gönderiyor

    ABD’nin Orta Doğu’ya bir uçak gemisi daha göndermeye hazırlandığı bildirildi. İsrail merkezli i24’ün ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, “USS Theodore Roosevelt” uçak gemisi ile bir deniz piyade tümeni bölgeye sevk edilecek. Böylece ABD’nin Orta Doğu’daki uçak gemisi sayısı üçe çıkacak.

  7. AKP Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı'dan fon krizi yanıtı: "Açıklayacağım"

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, fon krizi soruşturmasında oğlu Mustafa Yazıcı hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağına ilişkin soruyu yalnıca "Açıklayacağım" ifadeleriyle yanıtladı.

  8. Yük asansörü kazasında yaralanan öğrenci dokuz gün sonra hayatını kaybetti

    Bingöl’ün Solhan ilçesinde Hüseyin Artunç Lisesi pansiyonunun yemekhanesindeki yük asansöründe meydana gelen kazada ağır yaralanan 15 yaşındaki Abdülkerim Demir, dokuz günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Demir, 23 Eylül’de asansörde kafasının sıkışması sonucu ağır yaralanmıştı.

  9. Sosyalist Enternasyonal, CHP'nin üyeliğini dondurdu

    Sosyalist Enternasyonal, CHP'nin örgütteki üyeliğini dondurma kararı alırken, YENİ Parti'nin üyelik başvurusunu kabul etti. Sosyalist Enternasyonal, 1951 Frankfurt Bildirgesi'nden itibaren kendisini komünizmden ayırarak, sosyal demokrasiyi savunmaya başladı.

  10. Soma'da maden ocağında 4 işçi göçük altında

    Manisa'nın Soma ilçesinde faaliyet gösteren bir maden işletmesinde göçük meydana geldi. Manisa Valiliği, ilk belirlemelere göre göçük altında kaldığı değerlendirilen 7 maden işçisinden 3'ünün sağ olarak kurtarıldığını, 5 işçinin ise göçük altında olduğunu duyurdu.

  11. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da­ki AKP'lilerin sayısı artıyor: Eski milletvekili Ertan Aydın'a yurt dışına çıkış yasağı

    Fon vurgununda daha önce ismi geçen Hayati Yazıcı, Fatma Betül Sayan Kaya ve Nihat Zeybekçi'nin yanına AKP'den bir siyasetçi daha eklendi. Sözcü TV'de İsmail Saymaz, daha önce partide seçim kampanyalarında da görev alan eski milletvekili Ertan Aydın hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verildiğini aktardı. Aydın'ın 2025 yılında yaklaşık dört ay süreyle Tera'nın yönetim kurulu üyeliğini yaptığı öğrenildi.

  12. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  13. Fransa'da sağcı aday, sol partinin kapatılmasını istedi

    Eski İçişleri Bakanı ve merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı Bruno Retailleau, liselerde şiddet olaylarının yaşandığı eylemlerden solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisini sorumlu tutarak partinin kapatılmasını talep etti. Ancak Retailleau, lise öğrencilerinin okul koşullarının kötüleşmesiyle ilgili talepleri hakkında yorum yapmadı.

  14. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  15. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  16. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  17. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  18. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  19. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  20. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

✓