Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Yabancı sermaye buralara gelmez mi?

21:16 6 dk okuma

Türkiye’de ne zaman ‘insan hakları’ ya da ‘hukukun üstünlüğü’ gibi konularda iktidarın baskıcı ve kural tanımaz adımları söz konusu olsa liberal yazarlar aynı türküyü tutturmaya başlar; “Böyle yaparsanız Türkiye’ye yabancı sermaye gelmez”

Biz bu yazımızda öncelikle bu liberal ezberin doğru olup olmadığını sorgulayacağız ve Türkiye’nin kalkınmasının yabancı sermaye şartına bağlanması konusunu inceleyeceğiz.

Türkiye’de geçtiğimiz aylarda Can Atalay davası üzerinden Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında yaşanan ihtilaf ve yargı krizi sonrası bu tez Türkiye’nin gündemine bir kez daha gelse de esasında ne zaman hukuk ve insan hakları ile ilgili bir gelişme yaşanırsa yaşansın tekrar edegeldi.

CHP’li siyasetçilerin ve liberal iktisatçılar bu tezleri yıllardır bir amentü gibi savunuyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Basın özgürlüğünün olmadığı, gazetecilerin hapse tıkıldıkları bir ülkeye yabancı sermaye gelmez” sözleri ile bu tezini destekliyor.

Liberal iktisatçı Mahfi Eğilmez ise bu tezini Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi üzerinden değerlendirerek, “Adam diyor ki sermaye hukuka bakmaz, para kazanıp kazanmayacağına bakar.’ Diyelim ki doğru olsun ama önemli olan onun bunun değil sizin neye bakacağınız değil midir? Hukuk, misafir odası gibi bir şey değildir” sözleriyle destekledi.

Türkiye ekonomisinin yapısal krizi

Öncelikle Türkiye ekonomisi yapısal sorunları gereği dışarıdan gelecek sermayeye ve sıcak paraya muhtaç edildiği için yabancı sermaye akışının oldukça kritik görüldüğünü söyleyebiliriz. Ayrıca fikrini liberal ezberlere dayandıran iktisatçılar da ekonomide düzelmenin ve ülkenin refaha çıkmasının en önemli koşulunu dışarıdan Türkiye’ye gelecek sermayeye bağlamış durumda. Bu zihinsel kıtlığın sonucu ise dışarıdan gelecek paraya ilişkin riskler ortaya çıktığı anda aynı eleştirilerin başlaması oluyor.

Kuşkusuz, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal sakatlık norm kabul edilirse düşünsel sığlığın ana akım anlatı haline gelmesi bu noktada kaçınılmaz. Ancak ufkumuzu sorunlu yapıyı norm kabul eden anlatının önüne koyarsak, her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlıkçı, sınai kalkınmayı merkeze alan, plancı ve eşitlikçi bir ekonomi ile düze çıkmasının oldukça mümkün olduğunu söylemek hiç de zor değil.

Yabancı sermaye neden gelir?

Yazıya, “Yabancı sermaye bir ülkeye neden gelir?” sorusunun cevabını arayarak başlayalım. Bunun birkaç gerekçesi olabilir. Ülke değiştirmek isteyen bir şirket söz konusu olduğunda, bu şirketin bulunduğu ülkede üretim maliyetleri yüksek olabilir. İşgücü maliyetleri, vergi, hammadde giderleri ve lojistiğe ilişkin maliyetler şirketlerin üretim ve dağıtım üslerini belirlemesinde çok önemli bir etken olarak görülebilir.

Dolayısıyla, sınırların sermaye lehine açıldığı bu çağda şirketler öncelikle bu tür maliyetleri gözeterek optimum kâr elde edebileceği ülkelerde konuşlanır. Sermaye yatırımlarında hâl bu iken sıcak para söz konusu olduğunda ise finansal kesim, varlıkların ucuz, faizlerin yüksek olduğu ve daha büyük paralar kazanabilecekleri ülkelere gitmeyi tercih eder.

Bu konuyu biraz daha açacak olursak, sermayenin sınai yatırımlar yapmak için emperyalist merkez ülkeler yerine gelişmekte olan ülkeleri tercih etmesinin bir nedeni, kendilerine sunulan çeşitli avantajlardan yararlanabilmek.

Mesela, Türkiye gibi pek çok ülke, birçok sektöre yatırım teşviki adı altında vergiden kaçınma olanağı sunuyor. Aynı zamanda bu tip ülkelerde para ile veya rüşvetle kolayca işlerini çözebilme imkânı, çevreyi kirletebilecek projelerde (örneğin enerji, madencilik gibi iş kollarında) sınırsızca doğaya zarar verebilme hakkı yabancı şirketlerin Türkiye gibi ülkelere akın etmesini teşvik ediyor. Bu olanaklar da katı bir hukuk devletini değil, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü ülkeleri gerektiriyor.

Örneğin, ABD ve AB insan sağlığına zararlı gazları aşırı miktarda verdiğini saklayan Volkswagen’ı milyonlarca dolarlık cezalandırırken Türkiye bu şirkete dokunmadı ve üstüne yatırım yapması için vergi indirimi ve KDV istisnası gibi milyarlarca dolarlık teşvikler verdi.

Tüm bunların yanında yabancı sermayenin en önemli tercih sebebi ise kuşkusuz ucuz emek gücü. Sömürü oranının ve dolayısıyla kârın yüksek olması, işgücü maliyetlerinin düşük olması ile mümkün. Bu özellikle emek yoğun sektörler için daha çok geçerli. Bir tekstil şirketinin ürünlerini asgari ücretin 1000 Euro’nun üzerinde olduğu Avrupa ülkeleri yerine asgari ücretin 300-500 dolar arasında değiştiği Türkiye’de ürettirmesinden daha doğal hiçbir şey yok.

Veriler de tersini söylüyor

Kimi iktisatçılar verilerle konuşmayı çok sever. Onlara göre, doğrudan yabancı yatırım verilerine bakıldığında Türkiye-AB müzakerelerinin hız kazandığı 2000’li yıllarda doğrudan yabancı yatırımın zirve yapmasının sebebi tamamen buradaki sözde özgürlükçü siyasi ortam. Oysa işin gerçeği, küresel para arzının bollaştığı yıllarda Türkiye’de özelleştirmelerin tam gaz sürmesi ve yabancıların Türkiye’deki kamu mallarını talan etmeye çalışmasından ibaret.

Bu verilere bakıldığında 2008 krizinde yabancı yatırımın sert düştüğü görülürken 2015’e doğru tekrar zirve seviyelere yaklaştığı görülecektir. Burada yabancı sermayenin Gezi’yi yaşamış, sürekli terörün yaşandığı, bombaların patladığı bir ülkeye koşarak geldiğini söyleyemeyiz. Kuşkusuz siyasi durum, istikrar ve stabilite sermayenin bir ülkeyi tercih etmesi için bir neden ancak burada yatırım imkanının, uluslararası dolaşımda olan paranın, küresel ekonomideki durumun asıl belirleyicilerden olduğunu söylemek durumundayız.

Sermaye yatırımları ile ilgili ölçütler bir yana bırakırsak sıcak para yatırımı söz konusu olduğunda ise sermaye sahiplerinin kısa vadede yüksek kâr edebileceği ülkeleri seçeceği açık. Son aylarda Türkiye’deki yüksek faiz politikası ile kredi risk primlerinin (CDS) düşmesi de aynı gerçeğin ürünü.

Sermaye için dikensiz gül bahçesi: Grevsiz ülke

Diğer yandan işgücü maliyeti söz konusu olduğunda yabancı sermayenin baskıcı, eli sopalı ve emek düşmanı iktidarlar tarafından yönetilen ülkeleri tercih etmesinin önemli bir sebebi de grev-toplu sözleşme gibi işçi haklarını güçlendiren olayların yaşanmaması. Örneğin AKP iktidarı döneminde yaklaşık 195 bin işçinin grev hakkı elinden alınırken toplam 20 grev ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle yasaklandı.

Yasaklanan son grev 2023 Ocak ayında Gebze’de Fransız menşeili Schneider Enerji’de Birleşik Metal İş’e üye işçilerin başlattığı grev oldu. 2022 yılında ise Belçika sermayeli çelik şirketi Bekaert’te de Öz Çelik İş’e bağlı işçilerin grevi yasaklandı. Bu grevlerin yasaklanmasının hukuka aykırı olduğunu ve sözde ‘erteleme’ kararlarının hemen hepsinin Danıştay’dan döndüğünü söylemeye gerek yok. Ancak bu hukuksuz uygulamalar, şirketleri Türkiye’den uzak tutmak bir yana Türkiye’ye yatırım yapmayı teşvik eden unsurların başında geliyor.

Öte yandan kamu-özel işletmeleri modeli ile yabancılar büyük teşvikler alarak Türkiye’ye girebiliyor. Köprüler, otoyollar, santraller vb. kâr garantili pek çok işletme İtalyan, Güney Kore, Çin, Rusya gibi ülkelerden milyarlarca dolarlık yatırımlar alıyor.

Sermaye, pek çok operasyonel sebepten dolayı rahatlıkla rüşvet verebileceği, yasama ve yargı kararlarını rahatça etkileyebileceği girmek ister. Yasal ve bürokratik birtakım engellere takılmadan, işleri mümkünse para ile ya da güçle çözeceği yerler her zaman tercih sebebidir.

Türkiye’de, rekabeti düzenleyici kurumda hakkınızda tekel olmak suçlamasıyla soruşturma yürütülürken birden o kurumun daire başkanını şirketinize üst düzey yönetici olarak transfer edebilirsiniz. Böylece hem rakipleriniz hakkındaki ticari sırları öğrenir hem de soruşturmaya ilişkin içeriden pek çok bilgi edinirsiniz.

Aynı şekilde Siemens, Daimler (Mercedes Benz) ve Delta Pine şirketlerinin ABD ve Almanya’da milyonlarca dolar para cezası ödemek zorunda kaldıkları rüşvet skandallarının Türkiye ayağında yaklaşık 10 yıl önce sessiz sedasız takipsizlik kararı verilmesi de bu durumun benzer örneklerinden biri.

Diktatörün ülkesine akın ettiler

Öte yandan ‘yabancı sermaye hukuk devleti tercih eder’ tezinin haklı çıkabilmesi için sermayenin hangi ülkeleri hangi koşullarda seçtiği meselesine de iyi bakmak gerekir. Ancak tarihsel örneklere bakıldığında tam tersi bir durumun olduğunu görürüz.

Şili’de 1973 yılında Pinochet darbesi sonrası ülkenin neoliberal bir deney sahası olarak kurgulanması sonrası Salvador Allende döneminde ABD tarafından uygulanan ‘düşman dış ekonomi politikası’ yeni ekonomik düzen sonrası yerini yabancı sermaye akınına bırakmıştı. On binlerce kişinin kaybolduğu, işkenceden geçirildiği ve öldürüldüğü bir askeri diktatörlük, yabancı sermaye için bir kaçış aracı değil, aksine onlar için ortamı temizleyen bir araç olarak görüldü.

Aynı şekilde Çin’de Deng Şiaoping döneminde başlayan liberalizasyon döneminde ülke daha fazla yabancı yatırımcı çekmek ve Çin ekonomisini geliştirmek için kapıları açtı. Bu dönemde Çin, çok partili seçimlerin yapılmadığı, Komünist Parti tarafından yönetilen bir ülke olmasına rağmen küreselleşmenin en önemli merkezlerinden biri oldu ve yatırımcı çekmeyi başardı.

Pek çok uluslararası şirket Çin başta olmak üzere üretim üslerini Asya’ya kaydırdı. Bunun sebebi ise o dönemde başlayan yatırım teşvikleri ve neredeyse Çin’le özdeşleşen düşük ücret politikası oldu. Aynı zamanda işçi haklarının olmaması, sendikasız-güvencesiz çalışma ve uzun çalışma saatleri o yıllarda Çin işçi sınıfının gerçeği olurken uluslararası dev şirketler fabrikalarını bu ülkeye taşımaya devam etti.

Sonuç

Yukarıda aktardıklarımızı özetleyecek olursak, sermayenin arayışı hukuk devleti değil, işçilerin pasifleştirildiği, grev yasaklarının olduğu, sendikasız, düşük ücret politikasıyla yüksek kâr edebileceği, işlerini bürokratik engellere takılmadan halledebileceği, vergi ve yatırım teşviklerinin yüksek olduğu ülkeler oluyor.

Sonuç olarak, yukarıda anlattığımız sebepler ve verdiğimiz örnekleri, CHP’li politikacıların ve kapitalizmin ideologlarının fikirlerinin bir liberal ezbere hem de oldukça bayat bir ezbere dayandığı açık. Sermayenin istediği şey, demokrasi, özgürlük ve hukuk devleti değil; istikrar, teşvik ve ucuz emek…

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓