Köşe Yazısı

Çin-Rusya gö­rüş­me­le­rin­den ne anlıyoruz? | Erkin Öncan

18:11 4 dk okuma

“100 yıldır olmayan bir değişim geliyor ve bu değişimi birlikte gerçekleştiriyoruz…”

Çin lideri Xi Jinping’in iki günlük Rusya ziyaretinin ardından ayrılıken Putin’e kurduğu bu cümle, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni bir boyut kazandığının habercisi.

Xi’nin geçtiğimiz 10 yılda Rusya’ya 8 ziyaret gerçekleştirdiği ve iki liderin toplamda 40 kez yüz yüze görüştüğü düşünüldüğünde, bu görüşme iki ülke arasındaki ilişkilerde uzun vadeli bir ‘dönüşümün’ vites artırdığı bir evre olarak kabul edilebilir.

Çin ve Rusya, ekonomik, askeri ve siyasi alanda uzun süreli rekabet geçmişine sahip -hatta çatışmaya bile girmiş- iki ülke. Mao Zedung döneminde bile, Çin’in en temel motivasyonlarından biri ‘Sovyetler Birliği’ni geçmekti. Çin’in Rusya’ya bakışı hala bu ideolojik temelde belirleniyor. Çin, çözülmesinin üzerinden 30 yıldan fazla bir zaman geçtiği halde öncelikli olarak Sovyetler Birliği ile yarışıyor.

Çin lideri Xi’nin, ülke içi meselelerde bile söze hala “Sovyetler neden yıkıldı?” sorusuyla başlaması bunun en önemli göstergelerinden. Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) teorik açılımlarında, ‘Sovyetler’in yaptığı hataları yapmamak’ konsepti hissedilir ölçüde yer kaplıyor.

Çin, uluslararası kriz başlıklarında ısrarla barışı savunan bir ülke. Bunun sebebi ‘barışçıl bir doğa’ ya da ‘dünya barışı özlemi’ değil. Mao Zedung sonrasında Çin, Deng Xiaoping döneminde kedinin ‘rengine değil fare tutmasına’ odaklanan bir ülke olarak, bütün kriz başlıklarına hep aynı ‘sihirli’ kavramlarıyla yaklaştı:

‘Barış içinde bir arada yaşama, diyalog, barışçıl geçiş, başka ülkelerin iç içlerine karışmama…’

Daha açık ifade edecek olursak, Çin’in hiçbir pazarı kaybetme lüksü yok. Tam olarak bu nedenle Çin, Hong Kong, Makao ve Tayvan gibi Çin için oldukça yakıcı kimi başlıklarda dahi ‘caydırıcılıkla’ yetindi ve askeri güç kullanımından kaçındı.

Rusya’nın ise, Çeçen savaşları, Transdinyester, Abhazya – Osetya, son olarak Ukrayna ve hatta Azerbaycan – Ermenistan gibi kriz başlıklarında dahi askeri güç kullanımı konusunda tereddütsüz davrandığını defalarca gördük.

Öte yandan bu iki ülke, SSCB dönemi ayrışmaları ve SSCB sonrasında devam eden 30 yıllık ‘rekabete’ rağmen ortaklıkları ve ikili ilişkilerini geliştirmeyi başardı. Bu konsept farklılıkarına rağmen, ilişkilerin gelişmesindeki itici güç, Çin’in diğer her ülkeye vadettiği gibi, Rusya’ya da sunduğu içişlerine karışmama ve eşitler arası bir ilişkilenme biçimiydi.

İkili ilişkileri bu noktaya ulaştıran gelişmelerden en önemlisi ise, kuşkusuz Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı askeri operasyon ve bu operasyonun uluslararası sonuçları oldu.

Ukrayna operasyonunun bir yılında Rusya-Çin ilişkilerine baktığımızda, Çin’in çoğunlukla denge gözeten, ortalamacı bir tutum aldığı görüldü. Operasyona açıktan destek vermedi ancak kınamadı da. Açıktan bir yardımda bulunmadı, aynı anda ekonomik yaptırımlara da katılmadı. Çin hükümeti, 24 Şubat 2022’den itibaren sürekli ‘barışı ve diyaloğu’ savundu. ‘Ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini’ söylerken, ‘ülkelerin güvenlik endişelerinin de gözetilmesi gerektiğini’ savundu.

Uluslararası ilişkiler bağlamında bu dengeci tutum devam ederken, Çin medyasının ve Çin kamuoyunun Rusya’yı tereddütsüz desteklediği ise defalarca görüldü ve bu tutum gizlenmedi. Bu, ‘5 bin yıllık Çin diplomasisi’ denen şeydi.

Çin’in bu tutumu hem kendi çıkarlarını korumak, hem de ‘arabulucu’ rolüne hazırlıktı. Çin’in bir yıllık dengeci tutumu, nihayetinde operasyonun birinci yıl dönümünde yayınladığı barış önerisiyle somutlandı.

Son görüşmenin önemi

İki lider arasında yapılan son görüşmelere rengini veren konsept ise ‘çok kutupluluk’ oldu. İki ülke, meselelere farklı yaklaşıyor, ancak ortaklaştıkları en büyük nokta, ABD önderliğindeki ‘tek kutuplu dünya düzeninin’ değişmesi gerektiği:

“Çin her zaman kendi bağımsız dış politikasını yürütüyor. Hem Rusya hem Çin, kendi ülkelerinin gelişimi, dünyada çok kutupluluğun desteklenmesi ve uluslararası sistemde daha demokratik bir düzen konusunda çalışıyorlar.”

Yapılan görüşmelerin ardından, iki ülke arasında ‘Yeni Dönemde Kapsamlı Stratejik İşbirliği Koordinasyonunun Derinleştirilmesi ve Ukrayna Krizinin Diyalog Yoluyla Çözülmesi’ başlıklı bir ortak bildiri yayımlandı.

Bildiride, sorunun çözümü için ‘en iyi yolun diyalog olduğu’ vurgulandı ve ‘krizi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiği’ belirtildi.

Bildirideki “Taraflar, herhangi bir ülke veya ülkeler grubunun, başka ülkelerin meşru güvenlik çıkarlarına zarar vererek askeri, siyasi ve diğer alanlarda avantaj elde etmesine karşıdır” ifadeleri ise, ABD önderliğindeki Batı kampına bir mesajdı.

Bildirideki bir diğer önemli nokta ise, Rus tarafının barış görüşmelerine en kısa zamanda dönülmesini taahhüt etmesiydi. Rusya ayrıca, Çin’in Ukrayna krizinin çözümü için iradesini ‘takdirle karşıladığını’ söyleyerek “Taraflar, Ukrayna krizinin çözümü için tüm ülkelerin meşru güvenlik kaygılarına saygı gösterilmesi, bloklar arası cepheleşmeden ve ateşe körükle gitme yaklaşımından kaçınılmasının önemini vurgulamıştır. Taraflar, gerginliği artıracak, çatışmanın uzayarak kötüye gitmesine ve dahi kontrolden çıkmasına yol açacak adımlara karşıdır. Taraflar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onay vermediği her tür tek taraflı yaptırıma karşıdır” ifadeleri kullanıldı.

Bu bağlamda, Batı medyasının ‘Çin Rusya’ya silah veriyor/verecek’ türündeki savaş anlatısının aksine, iki ülkenin bugüne kadar her krizde kendilerine yönelen ‘BM kararları’ silahını kullanmaya çalışacakları anlamına geliyor. Özellikle bu madde, Çin’in BM nezdinde bugüne kadarki ‘çekimserliğinin’ Rusya lehine değişebileceği şeklinde yorumlanabilir.

Zira Çin, ABD’nin aynı Ukrayna’da yaptığı gibi, Tayvan’ı da bir ileri karakol olarak şekillendirdiğinin farkında ve buna karşı hazırlıklarını sürdürüyor. Dolayısıyla, Çin-Rusya ilişkileri özelinde ‘dengeci’ tutumdan kapsamlı işbirliğine geçilmesi ve beraberinde gelecek arabuluculuk rolü, Tayvan krizinin çözümü konusunda da önemli bir kazanım olacaktır.

Erkin Öncan

Kısa Kısa

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da SPK eski yöneticisi Erman Çete’ye gözaltı kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında, SPK eski Daire Başkanı Erman Çete için gözaltı kararı çıkarıldı. Başsavcılık, Çete’nin mal varlığına tedbir konulmasını da istedi.

  2. Butlan CHP’si İstanbul yönetimini açıkladı, listedeki isimlerden biri haberi sosyal medyadan öğrendi

    Butlan CHP’sinin İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel başkanlığındaki 41 kişilik il yönetimi ile 20 yedek üye, Genel Merkez’in yazısıyla açıklandı. Yedek listedeki Hayrettin Özbakır, adının bilgisi ve onayı olmadan listeye yazıldığını, bunu sosyal medyadan öğrendiğini söyledi.

  3. Barrack: Hafta sonu İran’a saldırı olabilir

    ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Mario Nawfal’a verdiği röportajda ABD’nin bu hafta sonu İran’a saldırı düzenleyebileceğini söyledi. Barrack, Trump’ın anlaşmaya açık olduğunu ve ABD’nin İran’da rejim değişikliği hedeflemediğini iddia etti.

  4. Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay görevden uzaklaştırıldı

    İçişleri Bakanlığı, belediyedeki ihale, personel alımı ve hakediş işlemlerinde usulsüzlük ve örgütlü suç iddialarıyla yürütülen soruşturmada tutuklanan Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ı geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırdı.

  5. Musk: Ukrayna’da elitler zenginleşiyor, halkın çocukları cephede ölüyor

    Elon Musk, X’te yaptığı paylaşımda Ukrayna’da elitler ile halkın çıkarlarının ayrıştığını söyledi. Musk’a göre ülkeye akan yüz milyarlarca dolar elitleri zenginleştirirken halkın çocukları cepheye gönderiliyor. Musk, ABD yardımlarının bir kısmının ABD’deki siyasi kampanyalara döndüğünü de öne sürdü.

  6. Fransa’nın Trappes kentinde silahlı saldırı: 1 ölü, 5 yaralı

    Yvelines’teki Trappes’ta araçtan çevreye ateş açıldı. 1 kişi öldü, aralarında 12 yaşında bir kız çocuğunun da bulunduğu 5 kişi yaralandı. Saldırgan gözaltında, terörle mücadele savcılığı soruşturma başlattı. Belediye Başkanı Ali Rabeh saldırının ırkçı olduğunu söyledi.

  7. Melania Trump’tan Oleşki için geçici ateşkes açıklaması

    Beyaz Saray, Melania Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasında, Rus işgalindeki Herson bölgesinin Oleşki kentinde geçici ateşkes sağladığını duyurdu. 29 Ekim’de başlayacak ateşkes, insani yardım ve yaşlıların tahliyesini amaçlıyor. Rusya ve Ukrayna’dan henüz resmi yorum gelmedi.

  8. Mücahit Birinci davasında savcı mütalaasını açıkladı

    Murat Kapki’den tahliye karşılığı 2 milyon dolar istediği iddiasıyla yargılanan eski AKP MKYK üyesi Mücahit Birinci için savcı, görevi kötüye kullanmaktan 6 aydan 2 yıla kadar hapis istedi. Mahkeme, kamera kaydı talebini reddetti.

  9. Martı TAG davasında istinaf, ilk derece kararını kaldırdı

    Taksici odalarının Martı TAG’ın haksız rekabet yarattığı iddiasıyla açtığı davada istinaf mahkemesi, ilk derece kararını kaldırıp davaları reddetti. Kurucu Oğuz Alper Öktem, sistemin artık tamamen yasal olduğunu savundu. Ancak hükümde ruhsat düzenlemelerine dair ifade yok.

  10. Kartlı harcamalar 3 trilyon liraya dayandı

    BKM verilerine göre eylülde kartlı harcamalar yıllık %35 artışla 2,97 trilyon liraya ulaştı. Bu tutarın yaklaşık 2,5 trilyon lirası kredi kartlarından geldi. Kart sayısı 478,9 milyona, ödeme adedi ise %11 artışla 1,95 milyara çıktı. Ön ödemeli kart harcamaları %44 geriledi.

  11. Murgul’da siyanür havuzlarına karşı yürüyüş

    Artvin’in Murgul ilçesinde halk, Cengiz Holding’in 2014'te kurmaya başladığı siyanürlü liç havuzlarına karşı Yeni Cami’den Murgul Meydanı’na yürüdü. Platform temsilcileri, belediye başkanları ve muhtarların katıldığı eylemde “Biz ölmek değil, yaşamak istiyoruz” denildi. Murgullular 12 yıldır süren mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi.

  12. Macron yönetimi yeni eylemler öncesi orduyu sahaya sürüyor

    Fransa’da geçen cumartesi hayat pahalılığına karşı sokağa çıkan yurttaşlara yönelik polis saldırısında çok sayıda genç yaralandı, 2 bin 700 kişi gözaltına alındı. Macron yönetimi bu kez yarınki eylemler için 70 bin kişilik güvenlik gücünü sahaya sürüyor. Polise ordu da destek verecek. Bazı öğrenci eylemleri de yasaklandı.

  13. İstanbul’da 8 ülkenin dışişleri bakanı bir araya geldi

    Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın R4 adıyla oluşturduğu grup ile İran’ın nükleer programı konusunda 2003'ten bu yana ortak hareket eden İngiltere, Almanya ve Fransa’nın oluşturduğu E3'ün dışişleri bakanları, İtalya’nın da katılımıyla İstanbul’da toplandı. Toplantıda Filistin meselesi, Hürmüz’deki durum, Yemen ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ele alınması öngörülüyor.

  14. CHP'den YENİ Parti mil­let­ve­kil­le­ri­ne noter aracılığıyla ihtarname

    Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, aralarında Genel Başkan Özgür Özel’in de bulunduğu 91 YENİ Parti milletvekiline noter aracılığıyla ihtarname gönderdi. YENİ Parti kurulmadan bir gün önce CHP Grubu’nun kararıyla vekillere iade edilen kişi başı 57 bin liranın yedi gün içinde geri ödenmesi istendi. Ödenmezse icra takibi başlatılacak. Butlan CHP’sine göre geri alınamayan tutar 5 milyon 301 bin lira.

  15. Meloni'nin eylemleri dizginlemek için çıkardığı kararname yürürlüğe girdi

    İtalya’da 17-18 Ekim tarihlerindeki kitlesel eylemlerden sonra Meloni iktidarı yeni önlemler aldığı bir kanun hükmünde kararname çıkardı. Bugün yürürlüğe giren ve Meclis tarafından 60 gün içinde kanunlaştırılması gereken KHK'ya göre, 31 Aralık 2026 tarihine kadar Milano'da, 500 asker görev alacak. Bu görevlendirme için 4,9 milyon euro ayrıldı. Öğrenciler eğitime daha fazla kamu kaynağı ayrılması için sokağa çıkarken hükümetin kaynağı asker görevlendirmesine ayırması dikkat çekti.

  16. Fon Soruşturması: Eski Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak yeniden gözaltına alındı

    Türkiye Sigorta Genel Müdürlüğü görevinden istifa eden Taha Çakmak yeniden gözaltına alındı. Çakmak, Tera fonlarına Türkiye Sigortaya ait mevduatlardan yüksek hacimli para giriş işlemi yapmakla suçlanıyor.

  17. Zonguldak'ta maden ocağında patlama

    Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki özel bir madende patlama meydana geldi. 3 işçi yaşamını yitirdi, 4 işçi ise yaralandı. Yaralananlar arasında durumu ağır olanlar da yer alıyor.

  18. Her 50 üniversite mezunundan biri yurtdışına göçüyor

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Yükseköğretim "Beyin Göçü İstatistikleri"ni yayımladı. Kurumun açıklamasına göre yükseköğretim mezunları arasında yurtdışına yerleşme oranı yüzde 2,2'ye çıktı. Beyin göçü oranlarındaki 1 yıllık artış %10 iken 10 yıllık artış ise yüzde 37,5 oldu. 2025 yılında beyin göçü oranı erkeklerde ve kadınlarda sırasıyla %2,7 ve %1,8 olarak gerçekleşti. Türkiye'den en çok beyin göçü alan ülke %22 ile Almanya olurken, onu %16,9 ile ABD takip ediyor.

  19. Mersin'de MESEM tutuklaması

    Mersin merkezli ve dört ile uzanan operasyonda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yer alan okullarda rüşvet iddiası ile kapsamında aralarında eski müdür ve müdür yardımcılarının da olduğu 22 kişi tutuklandı. İddialar arasında 36 milyon lirayı aşan kamu zararı ve 8 milyon liradan fazla rüşvet bulunuyor. MESEM projesi çocuk işçiliği ve gençlerin eğitim sürecinin dışına itilmesi başlıkları üzerinden de sıkça gündeme geliyor.

  20. Çukurova Belediye Başkanı tutuklandı

    Adana'da Çukurova Belediyesine yönelik "ihale ve doğrudan teminlerde yolsuzluk" iddiası ile yürütülen operasyonda gözaltına alınan 44 kişiden 34'ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın yanı sıra Başkan Yardımcıları Uğur Can Doğan, Bahadır Özdemir ile eski Belediye Başkanı Soner Çetin de bulunuyor.

✓