Köşe Yazısı

Dünya Bankası’ndan Türkiye atağı: Krediler ne anlama geliyor?

17:53 5 dk okuma

Türkiye’de 2023 seçimlerinin ardından uygulanmaya başlanan yeni ekonomi politikası küresel sermaye çevrelerinden tam destek görürken, en dikkat çeken kurumsal destekler Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) geldi.

Dünya Bankası geçtiğimiz haftalarda Türkiye’ye ek 18 milyar dolarlık daha finansman sağlayacağını açıklarken karar Türkiye kamuoyunda özellikle göçmen kotası üzerinden tartışma konusu oldu. Biz de bu yazımızda Dünya Bankası’nın Türkiye’ye sağladığı son kredileri tartışmaya açacağız.

Böylece son kredi miktarı ile birlikte Dünya Bankası’nın Orta Vadeli Program’ın ardından ilan ettiği toplam destek 35 milyar doları buldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu kaynağın Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.

Son Dünya Bankası kredileri ağırlıklı olarak ‘yeşil dönüşüm’ ve Kahramanmaraş-Hatay depremi sonrası inşa çalışmalarını kapsıyor.

Peki bu Dünya Bankası kredileri ne anlama geliyor? Dünya Bankası kime, neden kredi veriyor?

Yazımızda bu soruları yanıtlamaya çalışırken öncelikle IMF ve Dünya Bankası’nın tarihine kısaca bakmakta fayda var.

DÜNYA BANKASI FİNANSMANININ ANLAMI

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesine yakın, Temmuz 1944’te ABD’nin Bretton Woods kasabasında toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans konferansına katılan 44 ülke, yeni bir küresel finans sistemine geçildiğini ilan etti. Toplantı sonucunda Dünya Bankası ve IMF’nin kurulmasına karar verildi ve Romanya dışındaki sosyalist ülkeler fona üye olmayarak sistemin dışında kaldı.

ABD dolarının da rezerv para ilan edildiği anlaşma imzalandığında; ABD, dünya sanayi üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyordu ve dünya altın stoklarının yüzde 75’inden fazlasını elinde tutuyordu. Anlaşmadaki Amerikan egemenliğinin sebebi ise ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kazançlı konumuydu. ABD savaştan (İsviçre’yi saymazsak) kredi veren tek ülke olarak çıkmıştı.

Savaştan en güçlü çıkan ekonominin ABD olması ve yaşanan yıkımdan etkilenen diğer ülkelerin ABD’nin desteğine ihtiyaç duyacak olması bu sistemin en önemli ayaklarından birini oluşturmuştu. Bretton Woods’ta oluşturulan IMF ve Dünya Bankası aracılığı ile ihtiyaç duyan ülkeler kredi alacaktı. Böylece bugünkü bağımlılık ilişkisinin temelini oluşturan sistem de kurulmuş oldu.

Sonraki yıllarda ABD hegemonyasının önemli ayaklarından birisi ise Marshall yardımları ile başlayacaktı. Truman döneminin dışişleri bakanı George Marshall’ın adını taşıyan bu program için toplam 12,5 milyar dolar harcandı. Bu planın temel görevi, ikinci büyük savaştan sonra Atlantik ekseninde oluşan küresel iş bölümü sistemini güçlendirmekti.

Almanya, Japonya gibi savaşta yenilen ülkeler, bu iktisadi ve mali hegemonya aracılığı ile tam siyasal entegrasyon sağlayarak sınai anlamda büyük atılım yaşadı. Türkiye ve Yunanistan gibi çevre ülkelerde ise bu kredilerle Sovyet tehdidine karşı batı ekseninin sınırlarına önemli bir siper kazılmış oldu.

Geçen yıllarda kuşkusuz küresel ekonomik sistemdeki değişikliklerle birlikte bu kuruluşlar da çeşitli değişimlere uğradı. Günümüzde Dünya Bankası genellikle çeşitli ülkelere ‘yapısal uyum’ adı altında proje kredisi veriyor. Burada amaç genellikle kredi verdiği ülkeyi kendi doğrularına, yani çok uluslu şirketlerin çıkarlarına uygun biçimde şekillendirmek.

Dünya Bankası yardım edeceği ülkelerin kamu kesimine proje bazlı destek veriyor. Bu finansmanın IMF kredilerinden farkı, IMF kredilerinin proje bazlı olmaması. IMF bir ülkeye ödemeler dengesinin finansmanı amacıyla destek verirken oradan alınan paranın belirli bir proje için harcanması söz konusu olmuyor. Yani IMF kredilerinin Dünya Bankası kredilerine göre daha rahat ve geniş bir kullanım alanı oluyor.

Örneğin Türkiye’de tarım girdi desteklerinin bitirilip yerine doğrudan gelir desteği verilmesi veya Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlığın özelleştirilmesi gibi ‘reformlar’ Dünya Bankası projeleri kapsamında yapılmıştı.

IMF finansmanı büyük oranda kamu harcamalarının azaltılmasını ve mali disiplini önceleyen denetimleri içerirken Dünya Bankası finansmanları kapitalist piyasa mekanizmalarının kurumsallaşması, denetim altına alınması ve küresel entegrasyon çabasıyla birlikte yürüyor.

Bu noktada ‘IMF yardımı’ AKP tarafından öcüleştirilen bir kavramken ‘küresel kapitalist patikaya entegrasyon’ anlamında benzer dinamiklere sahip olan Dünya Bankası yardımları, Şimşek döneminde hükümetin favori ‘dış finansman’ enstrümanlarından biri haline gelmiş oldu.

Diğer taraftan IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların verdikleri krediler faizleri ve geri ödeme imkanları açısından piyasadaki borçlanma araçlarına göre oldukça avantajlı. Bu durum göz önüne alındığında bu yardımların siyasi anlamı da ön plana çıkıyor.

KÜRESEL ELİTLERDEN AKP’YE DESTEK

ABD’nin IMF ve Dünya Bankası üzerinde büyük bir etki oluşturduğu ve bu iki kurumun ABD Hazinesi’nin neredeyse talimatına bakar hale geldiği de düşünüldüğünde, Türkiye’ye son dönemde akan finansmanı “küresel finans çevrelerinin ve batılı elitlerin yeni ekonomi programına yoğun destek verdiği” biçiminde okumak yanlış olmaz.

Öte yandan son krediler Türkiye’nin küresel ekonomik trendlere uyum sağlama açısından da değerlendirilmeli. Bol bol ‘yeşil ekonomi’ temasıyla süslenmiş kredi programlarının kriterleri de Türkiye ekonomisinin küresel entegrasyonunun hızlanması açısından önemli ipuçları veriliyor.

DÜNYA BANKASI’NDAN GÖÇMEN İSTİHDAMI ŞARTI

Bir diğer dikkat çekici nokta ise, programın ayrıntılarına bakıldığında, kimi istihdam projelerine verilecek desteklerde hem cinsiyet hem de uyruk konularında kotalar olması.

Dolayısıyla göçmen istihdamı, kimi projelerde kredi finansmanının şartlarından birisi. Bu da kuşkusuz emperyalizmin Avrupa ile Orta Doğu arasında tampon bölge oluşturma ve Türkiye’yi göçmen deposu hali getirmesi projesinin önemli bir ayağı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı “Yeni Dünya Bankası Resmi Çerçeve (CPF) dokümanında sığınmacılar özelinde DB’den sağlanacak herhangi bir kredi bulunmamaktadır” sözüyle iddiaları reddetse de kamuoyuna açık olarak yayımlanan belgelerde ayan beyan ilan edilen kredilerin ayrıntılarına bakıldığında istihdam projelerinde göçmen kotası olduğu açıkça görülüyor.

Türkiye’de konu özel olarak göçmenler bağlamında tartışılsa da bu konudaki itirazlar yalnızca göçmen düşmanı çevrelerle sınırlı kaldı. CHP’nin yeni ekonomi politikasına verdiği göz önüne alındığında bu dış borçlanmaya ufku Erdoğan karşıtlığı ile sınırlı politik çevrelerin itiraz etmemesi de oldukça anlaşılır.

Sonuç olarak Dünya Bankası, Türkiye’ye göçmenleri istihdam etmeleri şartıyla borç veriyor. Belgelere bakıldığında aynı şekilde ‘yeşil ekonomiye geçiş’, ‘yenilenebilir enerji projelerine yatırım’ gibi küresel kapitalizmin güncel projelerine uyum sağlama hedefi de açıkça görülüyor. Türkiye’de iktidara yakın şirketler başta olmak üzere dev enerji şirketlerinin GES ve JES gibi yenilenebilir enerji üzerinden (devlet destekleri ve muafiyetlerin de yardımıyla) ne kadar kâr ettikleri ele alındığında durum daha da berraklaşıyor.

Batı kapitalizminin sembol kurumlarından olan Dünya Bankası’nın kendi politik ajandasına uyma şartıyla verdiği büyük finansal destek, AKP’nin 2023 seçimleri sonrası girdiği yolda kararlı bir şekilde devam edeceğinin bir kanıtı. 5 yıl seçim olmayacağı da hesaplandığında; AKP’nin düşük faiz, kredi bolluğu ve büyümeyi esas alan ekonomi politikalarının yerini en azından enflasyon düşene ve küresel para bolluğu geri gelene kadar rafa kaldıracağı rahatlıkla söylenebilir.

ÇÖZÜM KİMİN ELİNDE?

Sosyal harcamaların kısıtlandığı bir ekonomik program ise ücretli çalışanların, işçi ve memur kesimlerinin, emeklilerin ve yoksulların cebine dönük büyük saldırıların habercisi. Diğer taraftan AKP’nin küresel kapitalizmin yeni trendlerine ne kadar büyük bir hızda uyum sağladığının da bir göstergesi.

Türkiye’de bu tip itirazların göçmen düşmanı ve sağcı çevrelerle sınırlı kalmaması, anti-emperyalist ve bağımsızlıkçı kesimlerin de bu konuları gündemine alması oldukça elzem. Sorunların çözümü ise bağımsızlıkçı, planlamacı ve kalkınmacı bir ekonomiyi merkeze almaktan geçiyor.

Kısa Kısa

Önceki gün

  1. AKP’li Osman Arıkan Nacar’ın borsadan 81 milyon TL kazandığı iddia edildi

    OdaTV’nin iddiasına göre, fon soruşturmasında adı geçen AKP’li eski bürokrat Osman Arıkan Nacar, MKK verilerine göre borsa işlemlerinden yaklaşık yüzde 44 getiriyle 81,1 milyon TL kâr etti. İddiaya göre Nacar, TMSF’deki gönüllü iade hesabına 81,5 milyon TL yatırdı.

  2. Kallas'tan Rusya'ya karşı 'yeni yaptırım' açıklaması

    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya üzerindeki baskıyı hafifletmenin zamanı olmadığını belirterek, AB'nin Moskova'ya yönelik yeni yaptırımları onaylamayı planladığını bildirdi.

  3. Azerbaycan te­le­viz­yo­nun­dan 'türban' açıklaması: Müslüman ancak laik bir devletiz

    Azerbaycan Devlet Televizyonu (AzTV), sosyal medyada artan Azerbaycan'da türban yasakları haberiyle ilgili bir değerlendirme yayınladı. Yayınlanan değerlendirmede, "Azerbaycan Müslüman ancak laik bir devlettir" ifadelerine yer verilirken; laiklik ilkesinin uygulanmasının Dini değerlere bir karşıtlık taşımadığı vurgulandı ve "Hiç kimse bizi İslami değerlere önem vermemekle suçlayamaz" mesajı paylaşıldı.

  4. Halk TV'nin sahibinden Kılıçdaroğlu'na: Sen, Türkiye siyasetinin başına gelmiş en talihsiz vakasın

    Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu Kemal Kılıçdaroğlu’nun Halk TV için kullandığı “24 saat yalan haber yapıyor” sözlerine tepki gösterdi. Mahiroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Sen, Türkiye siyasetinin başına gelmiş en talihsiz vakasın" dedi.

  5. Mansur Yavaş'tan "AKP'ye katılacak" iddiasına yanıt

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, Mansur Yavaş’ın AKP'ye katılacağı iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Sayın Mansur Yavaş’ın bu konudaki tavrı son derece açıktır. Daha önce de ifade ettiği gibi vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye duyduğu güvenin korunması, her şeyden önce seçmenin iradesine gösterilen saygıyla mümkündür."

  6. Bahçeli'den yeni Öcalan açıklaması: Koordinatörlük onun da hakkı

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 24. Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni'nde 'terörsüz Türkiye' süreciyle ilgili yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan için "Siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır" dedi.

  7. Sağlık Bakanı: Sigara satışı kimlikle olacak

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sigara satışı kimlikle olacak. Kimlik No' şartı olacak. İlgili kanun teklifini birkaç hafta içinde Meclis'e sunacağız" açıklamasında bulundu.

  8. Fon krizinde 'mağdur' olan eski bakan yardımcısı Aksu: Rencide oldum, mesele 100 milyon değil

    Cumhurbaşkanlığı ve AKP çatısı altında uzun yıllar görev üstlenen Eski Tarım Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, fon soruşturmasında 100 milyon liralık mağdur oldu. Aksu, “Çok rahatsızım, sinirliyim, rencide oldum. Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak” diye tepki gösterdi. Paranın kaynağı için de “Aileden zenginim” dedi.

  9. Ataşehir Belediyesi AKP'ye geçti

    Ataşehir Belediye Başkanvekilliği seçimini AKP ve MHP'nin ortak adayı Serdar Orhan kazandı. Ataşehir Belediye Meclisi'nde gerçekleşen başkanvekili seçiminde CHP grubunun salona gelmeme kararı alması üzerine oy verme işlemi tek adayla sona erdi.

  10. SPK, Fatma Betül Sayan Kaya hakkında rapor hazırladı

    Fon skandalında yaklaşık 2 milyar TL kazanç elde eden eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında SPK tarafından denetim raporu hazırlandı. NTV’de yer alan habere göre iki isim için denetleme raporu tamamlandı ve rapor, savcılığa gönderildi. Bundan sonraki süreçte savcılığın rapor üzerinde bir değerlendirme yapması bekleniyor.

  11. Hazine'nin 9 aylık nakit açığı 1 trilyon TL'yi aştı

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, 2026’nın ocak-eylül döneminde faiz ödemeleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artarak 2 trilyon 188 milyar liraya yükseldi. Hazine’nin dokuz aylık nakit açığı ise 1 trilyon 871 milyar lirayı aştı.

  12. Erdoğan'dan enerji ve altyapı projeleri için acele kamulaştırma kararı

    Türkiye'nin çeşitli illerinde yapılacak enerji ve altyapı projeleri için bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. Karara göre, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) Genel Müdürlüğüne ait Rumeli Transformatör Merkezi Sahası Projesi, Sarıhöyük Havza Transformatör Merkezi Sahası Projesi ve Gordion Havza Transformatör Merkezi Sahası Projesi kapsamında ilgili haritalarda gösterilen sahalara isabet eden taşınmazlar Genel Müdürlük tarafından acele kamulaştırılacak.

  13. Gazeteci İsmail Saymaz ve Murat Ağırel'e ev hapsi

    Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağı, savcılığın itirazı üzerine ev hapsine çevrildi. Fon soruşturması olarak bilinen aynı soruşturmada gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç ise tutuklanmıştı.

  14. AKP Sözcüsü Çelik'ten Yemen'e kınama

    AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yemen'de Ensarullah güçlerinin Suudi Arabistan'a yönelik havalimanı bombardımanını kınadı. "Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ve Abha’daki havalimanlarına düzenlenen saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz" diyen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bölgenin barış ve güvenliğini tehdit eden her türlü terör eylemine karşı durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

  15. Trump, Nidal Hasan'ın idamının canlı yayınlanmasını onayladı

    ABD Başkanı Donald Trump, 2009'daki Fort Hood katliamının faili Nidal Hasan'ın kurşuna dizilerek idam edilmesini ve sürecin canlı yayınlanmasını 'şahsen' onayladığını belirtti. Birleşmiş Milletler (BM) ise bu kararı iğrenç" olarak niteledi.

  16. Dışişleri: Yemen'deki Husileri en güçlü biçimde kınıyoruz

    Dışişleri Bakanlığı, Ensarullah Hareketi'nin Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha Uluslararası Havalimanı ile başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, "Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan Abha Uluslararası Havalimanı ile Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın Husiler tarafından hedef alınmasını en güçlü biçimde kınıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

  17. 15 yaşın altındaki çocuklara sosyal medya yasağı

    Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre; 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hesabı açma, kullanma ve yönetmenin yasaklandı. Yönetmelikte, yaş doğrulama işlemlerinin e-Devlet entegrasyonuyla gerçekleştirilmesi öngörüldü. Doğrulama kapsamında kişilerin yalnızca 15 ve 18 yaşını doldurup doldurmadıklarına ilişkin verilerin işleneceği belirtildi.

  18. AKP'den yeni 'transfer' sinyali: "En kısa sürede"

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, katıldığı bir canlı yayın programında bir ismin daha partiye katılabileceği sinyalini verdi: "İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz."

  19. Ankara'da anaokulu kurşunlandı

    Ankara'nın Etimesgut ilçesinde özel bir anaokulunun kapalı olduğu gece saatlerinde anaokulunu kurşunlayan şahıslar yakalandı. Yürütülen çalışmalar sonucunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 5 şüphelinin tamamı tutuklandı.

  20. İran'dan ABD'ye: Tarihin tekrarına hazır olun

    İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Pers İmparatorluğu açıklamasını yanıtladı: “Atina’ya giderek bir medeniyet savaşı hikayesi oluşturmaya çalışanların, tarihin bir başka önemli sayfasını da okumaları daha iyi olur. Roma İmparatoru’nun, Sasani İmparatoru Şapur’un önünde diz çöktüğü sayfayı. Tarihi gündeme getiren kişi, tarihin tekrarına da hazır olmalıdır.”

✓