Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Futbol Kime Ait? Dünya Kupası, Avrupa Süper Ligi Projesi ve Futbolun Fi­nan­sal­laş­ma­sı

2026 Dünya Kupası’nın hemen ardından FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun ortaya attığı FIFA Forward Enterprise (FFE) planı, futbol dünyasında yalnızca yeni bir finansman modeli tartışması başlatmadı. Plan, futbolun kimin tarafından yönetildiği ve futbolun ürettiği ekonomik değerin kimin kontrolünde olması gerektiği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.

18:28 7 dk okuma

2026 Dünya Kupası’nın hemen ardından FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun ortaya attığı FIFA Forward Enterprise (FFE) planı, futbol dünyasında yalnızca yeni bir finansman modeli tartışması başlatmadı. Plan, futbolun kimin tarafından yönetildiği ve futbolun ürettiği ekonomik değerin kimin kontrolünde olması gerektiği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.

Planın özünde FIFA’nın yayın hakları, sponsorluk, bilet satışları, lisans hakları ve turnuva organizasyonu gibi gelir yaratan faaliyetlerini yeni bir ticari şirket olan FIFA Forward Enterprise altında toplaması bulunuyordu. FIFA, yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen bu yapının yüzde 20’sini dış yatırımcılara satmayı ve yaklaşık 4,2 milyar dolar sermaye toplamayı hedefliyordu. FIFA ise çoğunluk hissesini ve sportif kararlar üzerindeki kontrolünü koruyacaktı.

FIFA’nın savunması açıktı: Bu model sayesinde federasyonlara aktarılan kaynaklar büyük ölçüde artırılacak, futbolun özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki altyapısı ve gelişimi için daha fazla para yaratılacaktı. 211 üye federasyonun her birinin 2027–2030 döneminde 40 milyon dolara kadar kaynak elde edebilmesi planlanıyordu. [1]

Ancak plan, UEFA başta olmak üzere pek çok futbol paydaşı tarafından çok sert bir tepkiyle karşılaştı. UEFA’nın 55 üyesi planın hazırlanış biçimine, şeffaflık eksikliğine ve futbolun ticari bir varlık gibi ele alınmasına karşı çıktı. CONCACAF ve AFC de benzer itirazlarla sorunlarını gündeme getirdi. [2][3] FIFA ise FFE’nin sportif yönetimi değiştirmeyeceğini ve yalnızca azınlık, yani tüm kararları kontrol etmeyen bir payın yatırımcılara açılacağını savundu.

Sonuçta plan birkaç gün içinde geri çekildi. Ancak tartışmanın kendisi ortadan kalkmadı. Çünkü FFE’nin arkasındaki temel ekonomik fikir, daha önce Avrupa Süper Ligi projesinde de açık biçimde ortaya çıkmıştı.

2021 yılında Real Madrid, Barcelona, Juventus, Manchester United, Liverpool, Arsenal ve diğer büyük Avrupa kulüpleri tarafından kurulmak istenen Avrupa Süper Ligi, UEFA’nın Şampiyonlar Ligi’ne alternatif, büyük ölçüde elit kulüplerin kontrolünde olacak yeni bir Avrupa futbol organizasyonu yaratmayı amaçlıyordu. Projenin temel ekonomik motivasyonlarından biri, Avrupa’nın en değerli futbol ürününün yarattığı gelirin ve karar mekanizmasının daha büyük bölümünü kulüplerin kontrolüne geçirmekti. UEFA ve diğer futbol kurumları ise bu modeli futbol piramidinin dayanışma, yükselme-düşme ve sportif başarı ilkelerini tehdit eden kapalı bir yapı olarak eleştirdi. [4]

Avrupa Süper Ligi projesinin finansal boyutu özellikle dikkat çekiciydi. Projeye yaklaşık 3,5 milyar avroluk başlangıç finansmanı sağlanması planlanmış ve bu finansmanın arkasında JPMorgan bulunmuştu. Banka, projenin çökmesinin ardından verdiği desteğin futbol kamuoyunda nasıl karşılanacağını yanlış değerlendirdiğini açıkça kabul etti. [5]

Burada FFE ile Avrupa Süper Ligi arasında birebir olarak bir özdeşlik kurmak doğru olmaz. Birinde güç FIFA’nın merkezinde kalırken diğerinde güç büyük kulüplerin oluşturacağı yeni bir konsensüse kayacaktı. Ancak iki projenin ekonomik mantığında önemli bir ortaklık bulunuyor:

Futbolun gelecekte yaratacağı ekonomik değer, bugünden hesaplanıyor, paketleniyor ve yatırım yapılabilir bir finansal varlık olarak değerlendiriliyor.

Başka bir ifadeyle futbol artık yalnızca oynanan ve izlenen bir spor değil; gelecekteki yayın, sponsorluk, bilet, lisanslama ve medya gelirlerinin bugünden fiyatlandırıldığı devasa bir ekonomik “asset” haline geliyor.

Bu noktada dikkat çekici bir başka ortaklık ortaya çıkıyor. JPMorgan, 2021 Avrupa Süper Ligi projesinin finansmanında doğrudan rol oynamıştı. 2026 FFE planında ise FIFA’nın finansal yapılandırma ve yatırım sürecinde danışman olarak yer aldı. [5][6] JPMorgan’ın her iki girişimde de finansal yapılandırmanın merkezinde yer alması, futbolun giderek daha büyük ölçekte finansal sermayenin ilgi alanına girdiğini göstermesi bakımından dikkat çekici.

Peki bir yatırımcı veya büyük ölçekli sermaye sahipleri neden futbol ekonomisine yatırım yapar? Çünkü futbolun temel ekonomik avantajı, çok büyük ve küresel bir izleyici kitlesine sahip olmasıdır. Bir yatırımcı için Dünya Kupası veya dünyanın en büyük futbol kulüplerinin oluşturduğu bir lig yalnızca sportif bir organizasyon değildir. Bunlar milyonlarca insanın düzenli olarak tükettiği, reklam ve yayın gelirleri yaratan, küresel ölçekte tanınan ve gelecekteki nakit akışları belli ölçüde öngörülebilen medya markalarıdır.

Reuters’ın FFE üzerine yaptığı finansal analiz bu mantığı oldukça açık biçimde ortaya koyuyor. Eğer yatırımcı 4,2 milyar dolarlık yatırımından yıllık yaklaşık yüzde 15 getiri bekliyorsa, elindeki payın 2030 civarında yaklaşık 7,3 milyar dolar değerine ulaşması gerekir. Bunun gerçekleşebilmesi için de FFE’nin toplam değerinin yaklaşık 20 milyar dolardan 37 milyar dolara çıkması gerekecektir. [6] Bu da yalnızca “yatırım yapmak” değil, futbolun ürettiği ekonomik değeri sürekli olarak büyütmek anlamına gelir. Sorun da tam burada başlıyor.

Peki, futbol daha değerli hale gelirken neyi kaybedebilir? Bir yatırımcı doğal olarak yatırımının değer kazanmasını ister. Bu da ticari açıdan daha fazla turnuva, daha fazla maç, daha yüksek bilet gelirleri, daha fazla sponsorluk, daha pahalı yayın paketleri, yeni abonelik sistemleri ve daha fazla reklam alanı anlamına gelebilir. Başka bir ifadeyle, futbolun giderek daha fazla küresel ölçekte pazarlanmasını ve mevcut futbol ekosisteminin daha yoğun biçimde ticarileştirilmesini teşvik edebilir. Nitekim FFE için hazırlanan yatırım sunumunda futbol organizasyonlarının sayısını ciddi biçimde artırma, yayın gelirlerini yeni platformlarla büyütme ve borç finansmanından yararlanma gibi fikirler yer aldı. [7]

Bunlar başlangıçta kulağa kötü fikirler gibi gelmiyor olabilir. Hatta futbolun gelişmesi, daha fazla ülkeye yatırım yapılması ve bu ülkelerin futbol altyapılarının güçlendirilmesi elbette olumlu hedeflerdir. Ancak burada temel bir çıkar çatışması ortaya çıkabilir: Çünkü yatırımcının amacı futbolu korumak değil, yatırımını büyütmektir. FIFA’nın amacı ise resmi olarak futbolu geliştirmek ve gelirleri yeniden dağıtmaktır. Futbolun ekonomik aktörlerini bir kenara bırakırsak, futbolun gerçek sahipleri olan taraftarların amacı ise iyi futbol izlemek, kulübünü desteklemek, milli takımını takip etmek ve bu oyunun kültürel anlamını yaşatmaktır. Bu hedefler, her zaman aynı noktaya çıkmayabilir. İşte o zaman ne olacağı sorusu, tüm bu haberlerin gölgesinde esas olarak sorulması gereken sorudur.

Adını açıkça koyalım: Asıl tehlike, futbolun metalaşmasıdır. Futbolun nasıl gelişeceğini, giderek daha fazla finansal getiri beklentisi belirlemeye başlayabilir. Bir maç artık yalnızca bir maç değil de bir yayın ürünü ise, bir Dünya Kupası yalnızca dünyanın en büyük futbol organizasyonu değil de milyarlarca dolarlık bir medya varlığı ise, bir kulüp yalnızca taraftarların desteklediği bir spor kulübü değil de gelecekteki nakit akışları üzerinden değerlenen bir şirket ise, o zaman futbolun kendisi de kaçınılmaz olarak bir “ürün” haline gelecektir ve ürünün temel amacı futbolseverlere iyi bir deneyim yaşatmak değil, ekonomik değerini sürekli artırmak olmaya başladığında futbolun kitleler üzerindeki anlamı değişir.

Belki de konu hakkındaki en önemli cümle, bu tartışma FIFA’nın eski başkanı Sepp Blatter’i bile rahatsız etmiş olmalı ki, kendi dönemi de aynı ticarileşme süreçlerine dahil değilmiş gibi, FFE tartışması sırasında yaptığı açıklamada ortaya çıktı: “Futbol hiçbir bireye veya kuruma ait değildir. Halka aittir.” [1] Bu cümle romantik veya nostaljik bulunabilir. Fakat futbolun ekonomik dönüşümü açısından son derece önemli bir noktaya işaret ediyor. Futbolu FIFA yaratmadı. UEFA yaratmadı. Büyük kulüpler de yaratmadı. Yatırım bankaları hiç yaratmadı. Futbolu yaratan ve yüzyılı aşkın süredir ayakta tutan şey; oyuncular, kulüpler, yerel topluluklar, altyapılar, federasyonlar ve en önemlisi bu oyuna gönül veren futbolseverler oldu.

Dünya Kupası’nın ticari değeri, Dünya Kupası olduğu için vardır. Dünya Kupası’nı değerli yapan şey, milyarlarca insanın onu izlemesi ve önemsemesidir.

Real Madrid’in, Barcelona’nın veya Manchester United’ın ekonomik değeri de yalnızca şirket bilançolarından doğmaz. Bu kulüpleri dünyanın en değerli spor markalarından biri yapan şey, onların etrafında oluşmuş taraftar toplulukları, tarihleri ve kültürleridir.

Dolayısıyla futbolun ürettiği ekonomik değer ile futbolun kendisini birbirinden ayırmak gerekir. Futbol, elbette para üretebilir. Fakat futbol para üretmek için var değildir. Bu ayrım kaybedildiğinde, futbolun finansallaşması yalnızca daha fazla para kazanmak anlamına gelmez. Zamanla futbolun kendisinin metalaşması anlamına gelir ve bir noktadan sonra taraftar artık futbolun sahibi değil, futbol ürününün tüketicisi haline gelir. Maç sayısını, turnuva formatını ve bilet fiyatını yatırımcı belirler. Bilet fiyatlarını yatırımcının gelir hedefi belirler. Maçların izlenebileceği kanalların yayın paketlerini yatırımcının kontrol ettiği platformlar belirler. Maç takvimleri ve organizasyonlar artık sporcuların sağlığına ve kaç günde bir maç oynayabileceklerine, kulüplerin ortak bir uygun zamanına göre değil de; örneğin, reklam gelirine göre şekillenir.

İşte bu ve benzeri birçok nedenle futbolun geleceği yalnızca “daha fazla para kazanabilir miyiz?” sorusuyla belirlenmemelidir. Asıl soru şu olmalıdır: Birileri daha fazla para kazanmak için bu ekosisteme giderek daha fazla sermaye sokarken, futbolu hâlâ futbol olarak koruyabilecek miyiz?

FIFA’nın FFE planı geri çekilmiş olabilir. Avrupa Süper Ligi’nin 2021 modeli taraftar tepkisiyle çökmüş olabilir. Ancak ekonomik eğilim ortadan kalkmış değil. Özel sermaye futbola girmeye devam ediyor. Yayın gelirleri büyütülmeye çalışılıyor. Turnuva sayıları artıyor. Kulüpler giderek daha değerli finansal varlıklar haline geliyor. Oyunculara astronomik bonservis bedelleri ve yıllık ücretler ödenirken, futbolun yarattığı ekonomik değer ile bu değerin kulüpler, oyuncular, organizasyonlar ve yatırımcılar arasında nasıl dağıtıldığı arasındaki makas da giderek büyüyor. Futbolun gelecekte yaratacağı gelirler, bugün yatırımcıların önünde fiyatlandırılabiliyor.

Bu nedenle mesele yalnızca FFE’nin hayata geçip geçmemesi değildir. Mesele, futbolun gelecekte kimin için var olacağıdır. Futbol bir yatırım aracı haline geldiğinde yatırımcının, bir eğlence ürününe dönüştüğünde yayıncının, küresel bir marka haline geldiğinde ise sponsorun çıkarı korunur. Ancak futbolun gerçek sahibi olan futbolseverler, bütün bu dönüşümlerin sonunda yalnızca daha pahalı bilet alan, daha fazla abonelik ücreti ödeyen ve daha fazla maç tüketen müşteri haline gelirse, ortada belki ekonomik olarak büyümüş ama kültürel olarak fakirleşmiş bir futbol kalması kaçınılmaz olur.

Korunması gereken çizgi de işte tam olarak buradadır. Futbolun ekonomik değerinden faydalanılabilir; ancak futbolun kendisi yalnızca bir ekonomik değere indirgenemez. Çünkü futbolun değeri, bilançolarda yazan milyarlarca dolardan veya büyük sermaye sahiplerinin gelir beklentilerinden önce, insanların onu neden sevdiğinde yatıyor.

Notlar:

[1] https://www.reuters.com/business/media-telecom/what-does-infantinos-proposal-sell-stakes-fifa-subsidiary-entail-2026-07-29

[2] https://www.reuters.com/sports/soccer/asia-confederation-backs-uefa-concacaf-opposition-fifa-world-cup-sale-plan-2026-07-31

[3] https://www.theguardian.com/football/2026/jul/31/uefa-fifa-battle-for-football-future-world-cup-infantino

[4] https://www.uefa.com/news-media/news/0265-1162b4daabdc-011165939444-1000–statement-by-fifa-and-the-six-confederations

[5] https://www.investing.com/news/general/jpmorgan-says-it-misjudged-backing-european-super-league-2483372

[6] https://www.reuters.com/commentary/breakingviews/fifa-gets-fitted-private-equitys-golden-boot-2026-07-29/

[7] https://www.theguardian.com/football/2026/jul/30/fifa-sales-pitch-revealed-more-tournaments-debt-womens-game-omitted

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓