Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

İvan’ın rüyası – III: Büyük arzuların tükettiği

Tanrının var olup olmamasından öte, tanrının insan hayatında nereye oturduğu İvan’ın asıl ilgilendiği mesele olmuştu. Bunu metin boyunca Engizisyoncu’nun kendi ağzından dolaylı olsa da öğreniyoruz. Büyük Engizisyoncu, Ortaçağ Avrupası’nda Hristiyanlığın hükümlerinin sömürgen niteliğe sahip yeni kurgusunun uygulanmasında öncü görev üstlenen Katolik kilisesinin ve onun yargı aygıtının önemli bir figürünü temsil ediyor.

14:08 6 dk okuma

Tanrının var olup olmamasından öte, tanrının insan hayatında nereye oturduğu İvan’ın asıl ilgilendiği mesele olmuştu. Bunu metin boyunca Engizisyoncu’nun kendi ağzından dolaylı olsa da öğreniyoruz. Büyük Engizisyoncu, Ortaçağ Avrupası’nda Hristiyanlığın hükümlerinin sömürgen niteliğe sahip yeni kurgusunun uygulanmasında öncü görev üstlenen Katolik kilisesinin ve onun yargı aygıtının önemli bir figürünü temsil ediyor.

Vicdan özgürlüğünün bir uzantısı olarak ancak anlaşılabilecek inanç ve ibadetin egemenlerce bir silah olarak kullanıldığı 16. yüzyıl İspanya’sında İsa’nın dünyaya dönüşü, yani Kutsal Kitap’ta müjdelenen yeniden doğumun gerçekleşmesi Engizisyoncu ve kendisi gibilerinin başına gelebilecek en kötü olaylardan biri olabilirdi.

Hristiyanlığın hükümlerinin siyasallaştırılması ve İspanya’da egemen olan aristokrasi ve kiliseye ait sömürü düzeninin sürekliliği, dini saiklerin sorgulanamaması temelinde güçleniyordu aynı zamanda. Hristiyanlığın peygamberi olan İsa Mesih’in Kutsal Kitap’ta anlatıldığı üzere dünyaya geri dönmesi ise bu düzenden faydalanan din adamlarının tekerine çomak sokmak demek oluyordu.

Büyük Engizisyoncu’nun İsa’yı gördüğü yerde tutuklattırması ve bunu gören Hristiyan halkın bir müdahalede bulunmaya teşebbüs bile etmemesi, iktidarın üstünde yükseldiği temellere sırtını çevirmesi durumunda halkın bir infialle tepki göstermeyeceğini bize anlatıyordu.

Halkın tepkisizliği, dini inancın bir kontrol ve ikame aracı olarak ne kadar güçlü bir şekilde Engizisyoncuların düzenine içkin olduğunu ve iktidar tarafından belirlendiğini de bize gösteriyor.

Bir diğer taraftan Engizisyoncuların düzeninde, Hristiyanlıkta ahlaki doğrunun ve yanlışın belirlenmesi kişinin bireysel sorumluluğu olmaktan çıkarılmış, egemenin arzusuna göre yönlendirilen bir iktidar aracı haline getirilmişti. Toplumsal düzenin dine ve tanrıya bağlılıkla ölçüldüğü, bu bağlılığın da gücü elinde bulunduran tarafından belirlendiği bir çerçevede vicdani özgürlükten bahsetmek mümkün değildi. Tanrısal inancın özü, böylelikle Engizisyoncular tarafından mükemmel biçimde bir perdeyle örtülme imkanına sahip oluyordu. Asıl olan inancın özgürlüğü değil, inanma ve inançla gelen yaşam biçiminin ne kadar maddi sömürüye açık kapı bıraktığıydı.

Engizisyoncu’nun İsa ile karşılaşmasında söylediği ilk sözlerden biri:

“Senin bize yeniden haber vereceğin her şey, insanların inanma özgürlüğüne zarar verir.” idi. Burada kast ettiği özgürlük, Engizisyon çerçevesinin çizdiği özgürlük anlayışıydı. Ancak kendisinin çizdiği sınırlar içerisinde bir özgürlük tanımı mümkün olabilirdi, diğer türlüsü düşünülemezdi.

Verili şartlar içerisinde mümkün olan ve kendisi tarafından mümkün kılınan şey, yarını gerçek kılan düzenin devamlılığıydı.

İlahi gücün aniden ve davetsiz bir biçimde hükmettiği insanlara yeni bir hayat önermesi iktidardakinin haliyle istemeyeceği bir tablo çiziyordu.

İsa ile karşılaşmasından çıkarılabilecek bir diğer sonuç, Engizisyoncu’nun kurdukları düzenle duyduğu gururu açıkça hissettirmesidir. Bu noktada, iblisin çölde İsa’yı sınadığı olayı hatırlamak yerinde olur. İblise göre, insanların zayıflıkları onları İsa’nın sunduğu kurtuluş ve özgürlüğe karşı ürkek hale getirecekti. İsa’nın bu kalabalıkları kendisine inandırabilmesi için, ilahi bir mucize göstererek taşları ekmeğe dönüştürmesi gerekirdi; böylece insanlar minnetle ona bağlanacaktı. Ancak İsa, bu davranışın insanları özgür iradeden uzaklaştıracağını seziyordu. Çünkü bu, hakikati anlamanın ötesinde bir aldatmaca, bir göz boyama olacaktı. Bu nedenle taşı ekmeğe dönüştürmedi. Ona göre insan yalnızca ekmekle yaşayamaz; esas olan, kişinin kurtuluş yolunu kendi iradesiyle bulabilme gücüne sahip olmasıydı. Matta İncil’i 4:1-4’te aktarılan bu olayda İsa’nın yanıtı şu sözlerle ifade edilmişti:

Bundan sonra İsa, İblis tarafından denenmek üzere Ruh aracılığıyla çöle götürüldü. İsa kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.O zaman Ayartıcı yaklaşıp, “Tanrı’nın Oğlu’ysan, söyle şu taşlar ekmek olsun” dedi.

İsa ona şu karşılığı verdi: “ ‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır.”

İsa’nın dünyada olmadığı yıllarda Engizisyoncular, insanların özgür iradesini eritmeyi ve inancın kaynağını kendileri olarak göstermeyi başardılar.

Engizisyoncu, böylelikle özgürlüğü yendiklerini, kendisi ve benzerlerinin bu ağır yükün üstesinden geldiklerini açıklamaya koyuluyor. İsa’nın insanlara bıraktığı seçme özgürlüğü, vicdanın büyük bir otoritenin eliyle sağaltılmasına kıyasla yenilmeye mahkumdu. İsa’nın ve tanrının insanın eline bıraktığı bu boşluk, Engizisyoncu gibileri tarafından doldurulacaktı. Çünkü insan, doğar doğmaz elinde bulunan sınırsız özgürlüğü taşıyamaz, onu hemen bir yere devretmek isterdi. Özgürlüğün ağırlığı, her gün yaşamın devam ettirilmesi için duyulan sorumluluk hissi insan için dayanılmaz bir yüktü.

İsa’nın özgürlük çağrısının yerini, itaati sağlayan yeni bir din anlayışı aldı. Böylece Engizisyoncu, özgür iradesini elinde tutan ve çilesiyle baş başa kalmayı göze alabilen küçük bir azınlığın karşısında, milyonlara gökyüzünde vaat edilen sonsuz mutluluğu ve refahı anlatarak onları avutacak, gönüllerine su serpecekti. İnsanların dünyadaki günlerini geçirmeleri adına da özlem duydukları o yeryüzü ekmeğinden onlara kırıntılar dağıtacaktı. İnançlarını sömürdüğü kalabalıkların üstünden asalak gibi geçinecek ve kendisini koruyacak olanları da yine aynı ezilen kalabalıklardan yaratacaktı.

Ahiret inancını kullanarak dünyadaki dertlerin gelip geçici olduğunu, asıl olanın öte dünyada aranabileceğini öğütleyerek bunu başardılar.

İnsanlar, omuzlarındaki özgürlük yükünü Engizisyoncu’ya devrettiklerinde, onu ve onun gibilerini tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak görmeye başladılar. Tanrının sessizliğini dolduran bu yeni düzen, insanın özgürlüğünden kaçışını mümkün kılıyor, karşılığını ise iradenin teslimiyetiyle ödetiyordu.

Bu noktada Matta İncili 4:5-11’de anlatılan ayartma sahnesi bir kez daha anlam kazanıyor:
İblis, İsa’yı Kudüs’ün tapınağının tepesine çıkarıp kendisini aşağı atmasını ister; Tanrı’nın meleklerinin onu koruyacağını vaat eder. Ardından onu yüksek bir dağa çıkararak bütün krallıkları ve ihtişamlarını gösterir, “Yalnız bana taparsan, bunların hepsi senin olacak” der. İsa ise her defasında bu vaatleri reddeder:

“Tanrın Rab’bi denemeyeceksin. Yalnız O’na tapacak, O’na kulluk edeceksin.”

İsa’nın bu reddedişi, insanın özgürlüğünü korumak adına dünyevi iktidarı, göz kamaştırıcı mucizeyi ve maddi bolluğu elinin tersiyle itmesiydi. Engizisyoncu’nun iddiası ise tam tersidir: İnsan, bu özgürlüğe tahammül edemeyecek kadar zayıftır.

Engizisyoncu’nun İsa’ya duyduğu öfkenin belki de en önemli nedeni, İsa’nın aldığı kararlarla tüm bunların yaşanmasını engelleyebilecek tek kişi olmasıydı. Yoksul kalabalıklara ne zaman geleceği belli olmayan bir kurtuluşu sunmasaydı, onun yerine onlara bereket dağıtsaydı dünyadaki işler hiç bu hale gelmeyebilirdi.

Engizisyoncu gibileri insanları kendi iktidarlarında birleştirmek ve gütmek zorunda kalmayabilirdi. Büyük Engizisyoncu’nun insanların iradelerini alt etmekle övünürken sergilediği gururu, kendi eylemlerinden duyduğu şüpheyi ve pişmanlığı örtmeye de yarıyordu belki.

İvan’ın Alyoşa ile başlattığı diyaloğun en başına döndüğümüzde şu noktaya dikkat etmek gerekiryor:

İvan, artık “İnsan mı tanrıyı yarattı, yoksa tanrı mı insanı?” sorusu üzerinde kafa yormadığını dile getirir. Ona göre bu mesele çoktan geride kalmıştır. Dahası, çağdaş Rus gençlerinin bu konuda ileri sürdükleri kabulleri tek tek sıralamaya da gerek görmez. Çünkü bunların tamamı, Avrupa’da hala birer teori olarak tartışılmakta olan düşüncelerin Rusya’da sorgusuz sualsiz benimsenmesinden ibarettir. Avrupa’da yalnızca fikir düzeyinde dolaşan bu görüşler, Rus delikanlısının zihninde sarsılmaz bir inanç, neredeyse bir hakikat haline gelir. Üstelik bu durum sadece gençlerle sınırlı değildir; bazı profesörler bile aynı düşünceleri tartışmasız kabullenir.

Bahsettiği durum, bireysel inancın sadece din ve vicdan ile sınırlı olmadığını, bilimsel ve düşünsel birikim için de önemli bir yerde durduğunu anlatıyor. Bağımsız olarak kendini var edemeyen kişi ve kurumların, öyle ya da böyle bir otoritenin altında yaşamak zorunda olduğunu ifade ediyor.

Burada görülen şey, bireyin bağımsız düşünme iradesinden vazgeçip hazır verilmiş düşüncelerin otoritesine sığınmasıdır.

İvan’ın işaret ettiği bu tavır, aslında insanın özgürlükten kaçışıyla doğrudan ilişkiliydi. Özgür irade ve otorite arasındaki gerilimi İvan, Büyük Engizisyoncu ve İsa arasındaki çatışmayla daha da dillendirir.

İvan’ın insanların düşünsel bağımsızlıktan vazgeçerek hazır düşünceleri sahiplenmeleri üzerine yaptığı eleştiri, Engizisyoncu’nun İsa’ya yönelttiği suçlamayla aynı çizgide buluşuyor: İnsan, özgürlüğü elinde tutmaktan çok, özgürlüğünü bir büyük güce devretmeye yatkındır. İvan’ın Rusya bağlamında işaret ettiği bu tembellik hali, Engizisyoncu’nun dini ve siyasi bağlamda dile getirdiği “özgürlük yükünden kurtulma arzusu” ile paralel bir eğilimi göstermekeydi.

İvan’ın öfkesi Büyük Engizisyoncu’yu gördüğü rüyasında cisimleşiyor. İradesini teslim etmeye hazır olanların iradelerinin gasp edilmek zorunda olduğunu örtük bir biçimde Alyoşa’ya anlatıyor. Kendisini resmettiği bu acımasız tavır ile, her şeye sahip olmak isteyenlerin bir portresini İvan’ın bünyesinde görüyoruz. Karamazov Kardeşler’in hikayesinde İvan’ın başına gelecek olanlar, büyük arzulara sahip olanların kendisini ve çevresini nasıl yok ettiğini bize gösteriyor.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓