Türkiye'nin en büyük organize suç yapılanmaları arasında sayılan iki grubun liderleri, MHP Genel Merkezi'nde Devlet Bahçeli'nin huzurunda el sıkıştı. Bir gün sonra MHP'nin genel başkan yardımcılarından biri, yurt dışında firari olan Sedat Peker'in yakında ülkeye döneceğini "müjdeledi". İki gelişme yan yana konduğunda ortaya çıkan tablo, bir kan davasının sona ermesinden çok daha fazlasını anlatıyor.
26 Eylül akşamı MHP'nin resmi hesabından paylaşılan fotoğraflar kısa sürede gündemin ilk sırasına oturdu. Karelerde Bahçeli'nin yanında Sarallar'dan Burhanettin Saral ve Şahinler'in lideri Sedat Şahin vardı. Parti, iki grubu "kıymetli aileler" diye tanımladı ve buluşmayı tarihi bir kucaklaşma olarak duyurdu. Aslında sürpriz de sayılmazdı. Gazeteci Nevzat Çiçek, iki grubun Bahçeli'nin riyasetinde Ankara'da yemekli bir toplantıyla barışacağını günler önce yazmıştı.
Ankara'daki zirveden önce Saral ailesi, Trabzon'un Sürmene ilçesinde yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı büyük bir yemekte toplanmıştı. O sofrada oturanlardan biri de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'dı. Saral buluşmanın ardından yaptığı paylaşımda ailelerin, iş dünyasının, siyasetin ve spor camiasının isimleriyle Sürmene'de bir araya geldiklerini anlattı ve "Terörsüz Türkiye" hedefi etrafında kenetlenme çağrısı yaptı. Yani iki organize suç grubunun barışması, sarayın başdanışmanının katıldığı bir yemekle başladı ve iktidar ortağının genel merkezinde tamamlandı.
Bir tefeci yüzünden başlayan savaş
Sarallar, Trabzon'un Of ilçesine uzanan Saral ailesiyle anılan bir yapılanma. Şahinler ise Samsun Bafra kökenli olduğu aktarılan Sedat Şahin çevresindeki grup. İşin ironik tarafı, iki grubun liderleri bir zamanlar arkadaştı ve aralarını bozan şey bir tefeciydi. Anlatılana göre Kamber Ocaklı adlı kişi, Sedat Şahin'le yaşadığı borç ve tahsilat meselesinde Hüseyin Saral'dan yardım istedi. Saral'ın adamları Ocaklı'yı koruma altına alınca iki taraf karşı karşıya geldi.
Silahlar 4 Ekim 2004'te konuştu. Sedat Şahin'in sağ kolu Zekeriya Kocaman vurularak felç kaldı. Birkaç ay sonra, 31 Ocak 2005'te Sarallar'ın lideri Hüseyin Saral Roma'da bir alışveriş merkezinin otoparkında öldürüldü ve mesele artık bir kan davasına dönüştü. Karşılıklı saldırılar 2006'da sağlanan bir ateşkesle durduruldu. O ateşkes 24 Aralık 2014'te, Sedat Şahin'in kardeşi Vedat Şahin ile bir korumasının öldürülmesiyle çöktü. 19 Mayıs 2016'da ise Şahin'in Beykoz'daki villası uzun namlulu silahlarla tarandı ve kayınvalidesi yaralandı. Sarallar'ın önde gelen isimlerinden Barış Saral o tarihten bu yana bu başarısız suikast girişimi nedeniyle aranıyordu.
Dosyalarda iki yapı
İki grubun adı yıllardır operasyon haberlerinden eksik olmadı. İstanbul Emniyeti Aralık 2016'da 5 ilde düzenlediği operasyonda 52 kişiyi gözaltına aldı, hazırlanan iddianamede 74 şüpheli yargılandı. Daha sonraki bir operasyonda gözaltına alınan 21 kişi arasında Burhanettin Saral da vardı. Emniyetin 2021 verileri bu yapıların büyüklüğünü de gösteriyor. O verilere göre Burhanettin ve Ümit Saral liderliğindeki Sarallar 347 silahlı mensubuyla Alaattin Çakıcı'nın örgütünden sonra ülkedeki en büyük ikinci yapıydı. Sedat Şahin'in 257 kişilik grubu üçüncü, Sedat Peker'in 253 kişilik grubu ise dördüncü sıradaydı.
Soruşturmadaki iddialarla kesinleşmiş yargı kararlarını aynı kefeye koymamak lazım. İki taraftan 80 sanığın yargılandığı bir davada savcı, 2020'de bazı örgüt suçlamaları için kesin ve somut delil bulunmadığını söyleyerek beraat istemişti. Davalar zaman zaman yargının kendisini de tartışmaya açtı. Barış Saral, bir duruşmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile eski bir Adalet Komisyonu Başkanı'nın davalara müdahale edip rüşvet aldığını öne sürmüştü.
Zamanlama tesadüf mü?
MHP buluşmayla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapmadı, yalnızca iki ailenin Bahçeli ile bir araya geldiğini duyurmakla yetindi. En somut işaret, buluşmadan yalnızca iki hafta önce yaşanan olay. İstanbul'da düzenlenen bir operasyonda Sedat Şahin'e suikast hazırlığı yaptığı öne sürülen bir grup yakalanmış, bu kişilerin eylemi Sarallar hesabına planladığı iddia edilmişti. Operasyonda bir roketatar, anti-tank roket mühimmatı, otomatik ve uzun namlulu silahlar ele geçirildi, 19 kişi tutuklandı. Soruşturmada adı geçen Yakup Kerem Saral hakkında kırmızı bülten bulunuyor ve kendisi yurt dışında firari. Roketatarla hesaplaşmaya hazırlanan iki grubun iki hafta içinde "kucaklaşma"ya geçmesi, arka planda yoğun bir trafiğin yaşandığını düşündürüyor.
Bahçeli ile Sedat Şahin arasındaki ilişki de öyle bir günde kurulmadı. Şahin, 2023'te cezaevinden tahliye edilir edilmez MHP Genel Merkezi'ne gidip Bahçeli'yi ziyaret etmişti. Aynı yılın 20 Kasım'ında yeniden gelip Türk bayrağı hediye etti. 7 Şubat 2024'teki yaklaşık bir saatlik görüşmede yerel seçimlerin konuşulduğu bildirildi. Son ziyaret bu yılın 23 Ocak'ında gerçekleşti. Bahçeli'nin 2018'de hastanede ziyaret ettiği Alaattin Çakıcı'nın 2020'deki infaz düzenlemesiyle serbest kaldığını da hatırlarsak, MHP liderinin yeraltı dünyasının ülkücü figürleriyle ilişkisinin tek seferlik olmadığı ortada.
Siyasi iklim de ayrıca önemli. Buluşma, iktidar cephesinin zor bir dönemden geçtiği günlere denk geldi. Toplantı gündemlerinin başında fon soruşturmaları var ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon çıkışlarının incelendiğini, 106 kişi ve kuruluşun mal varlığının dondurulduğunu açıkladı. Fon vurgunu iddialarına yanıt vermeyen Fatma Betül Sayan Kaya'nın AKP'deki görevinden istifa etmesi de çatlakların ne kadar derinleştiğini gösterdi. Böyle bir tabloda Bahçeli'nin "barış" rolüne soyunması, düzenin dağılan parçalarını yeniden bir araya getirme çabası olarak okunabilir.
"Değerli bir dava ve gönül adamı"
Genel merkezdeki fotoğrafın asıl anlamı ertesi gün netleşti. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, sosyal medyada bir kullanıcının Sedat Peker'in ülkeye dönmesi yönündeki temennisini alıntıladı. Özdemir, Bahçeli'nin her fırsatta "ülküdaşımız" dediğini hatırlattığı Peker için "değerli bir dava ve gönül adamıdır" ifadesini kullandı. Ardından Peker'in ve ailesinin yakında vatana kavuşacağını söyledi. Bu sözleri söyleyen kişi sıradan bir parti üyesi değil, MHP'nin medya, iletişim ve dijital mecralardan sorumlu genel başkan yardımcısı. Dönüş için henüz resmi bir tarih ya da hukuki bir süreç açıklanmış değil.
Peker'in hikâyesini hatırlamak, bu cümlenin ağırlığını anlamak için yeterli. Peker Kasım 2019'da Türkiye'den ayrıldı. Hakkında 9 Nisan 2021'de organize suç örgütü soruşturması başlatıldı ve Beykoz'daki villasında arama yapıldı. Bunun ardından Mayıs ile Haziran 2021 arasında YouTube'da yayımladığı 10 videoda pek çok isim hakkında ağır iddialar ortaya attı ve milyonlarca kişiye ulaştı. Türkiye hakkında yakalama kararı çıkardı ve Şubat 2022'de BAE'den iadesini istedi. Yani devletin organize suç lideri diye iadesini talep ettiği bir isim, bugün iktidar ortağının yöneticileri tarafından "dava adamı" diye anılıyor ve eve dönüşü müjdeleniyor.
Devlet ile mafya arasındaki çizgi
Sarallar ile Şahinler'in barıştırılması ve Peker'e verilen dönüş mesajı birlikte okunduğunda, ortaya devlet ile mafya arasındaki mesafenin ne kadar yakın olduğunu gösteren bir tablo çıkıyor. Kamu düzeni mahkemeler ve kolluk eliyle değil, bir parti liderinin kişisel hakemliğiyle sağlanıyor. Suç örgütü olarak yargılanan iki yapı, devletin kurumlarına değil iktidar ortağının kapısına gidiyor ve orada "kıymetli aile" muamelesi görüyor. Tahliye edilen bir mafya lideri, ilk iş olarak bir parti genel başkanını ziyaret ediyor ve bir sonraki görüşmede yerel seçimler konuşuluyor. Firari bir mafya liderinin dönüşü, hukuki bir süreçle değil bir genel başkan yardımcısının sosyal medya paylaşımıyla duyuruluyor.
Bu ilişkiler yeni değil. Susurluk'tan bu yana devletin içindeki bazı odakların yeraltı dünyasıyla kurduğu bağlar defalarca gün yüzüne çıktı. Peker'in 2021'deki videoları da tam olarak bu bağlara dair iddialarla gündem olmuştu. Değişen şey, bu ilişkilerin artık saklanma gereği bile duyulmadan, parti genel merkezlerinde çekilip resmi hesaplardan paylaşılan fotoğraflarla sergilenmesi. Mafya burada devletin karşısında duran bir asayiş sorunu gibi değil, iktidar blokunun muhatap aldığı, arabuluculuk yaptığı ve gerektiğinde sahiplendiği bir güç olarak görünüyor.
Barışın ne kadar süreceğini şimdiden kestirmek zor. 2006'daki ateşkes de bir zamanlar kalıcı görünüyordu ve sekiz yıl sonra bir cinayetle bozuldu. Kesin olan şu ki genel merkezde kurulan bu sofra, yeni bir düzenin değil mevcut düzenin kendini nasıl ayakta tuttuğunun fotoğrafı.