Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Sait Çakır ile 158. yıl dönümünde Das Kapital üzerine: “Son büyük bilim kitabı”

Bugün, Karl Marx’ın insanlık tarihine yön veren başyapıtı Das Kapital’in ilk cildinin yayımlanışının 158. yıl dönümü. 1867 yılında ilk cildi yayımlanan bu eser, yalnızca iktisat teorisini değil, siyaset felsefesini ve toplumsal eleştiriyi de derinlemesine etkileyen bir dönüm noktası oldu.

14:41 7 dk okuma

Bugün, Karl Marx’ın insanlık tarihine yön veren başyapıtı Das Kapital’in ilk cildinin yayımlanışının 158. yıl dönümü. 1867 yılında ilk cildi yayımlanan bu eser, yalnızca iktisat teorisini değil, siyaset felsefesini ve toplumsal eleştiriyi de derinlemesine etkileyen bir dönüm noktası oldu. Kapitalist üretim biçiminin işleyişini, artı-değerin doğasını ve emek sömürüsünü bilimsel bir çerçevede ortaya koyan Das Kapital, aradan geçen 158 yıla rağmen güncelliğini koruyor. Bu vesileyle, eserin anlamını ve günümüzdeki etkisini konuşmak üzere akademisyen, iktisatçı Sait Çakır’la kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

1867’de feodalizmden sanayi kapitalizmine geçişi analiz eden Kapital, bugün yapay zekâ, dijital platformlar ve otomasyonun damgasını vurduğu dijital kapitalizm çağında hala nasıl bir anlam taşıyor?

Öncelikle Kapital üzerine birkaç söz söylemek isterim. Kapital bana göre sosyal bilimler alanında yazılmış son büyük bilim kitabıdır. Son diyorum, zira Kapital’den sonra burjuva sosyal bilimleri bir bunalıma girdiler ve kapitalizmin genel hareket yasalarını incelemekten vazgeçip mikro-ölçekli, incir çekirdeğini doldurmaz türden konuları oldukça teknik yöntemlerle inceleyen dejenere disiplinlere dönüştüler.

Lenin Marx için, Hegel’vari bir Mantık kitabı bırakmadı onun yerine Kapital’i bıraktı, der. Kapital’de Marx’ın uyguladığı yöntem üzerine çok değerli metinler yazıldı. Soyuttan somuta yükselme yöntemi modern bilimlerde halen geçerli olan bir araştırma stratejisidir. Bunlar üzerine çokça yazıldı, çizildi. Benim işaret etmek istediğim nokta şu: kapitalizmin iç mekanizmalarını anlamak onu yıkmanın anahtarıdır. Örneğin Proudhon da kapitalizmin yarattığı eşitsizliklere karşı öfkeliydi; ancak emek-sermaye çelişkisini anlamadığı için meta üretimine dokunmadan para-banka reformlarıyla bu adaletsizliklerin ortadan kaldırılabileceğine inanıyordu. Kapital emek-değer yasasına teorik bütünlük kazandırarak bu tür yanılgıları ortaya koydu. Kapitalizmin hareket yasalarını anlamadan onu dönüştüremezsiniz. Bunun tersi de doğrudur: Kapitalizmi dönüştürme iradeniz yoksa onu anlayamazsınız. Feodaliteden kapitalizme geçiş süreci tamamlandıktan ve burjuvazi siyasal iktidarını konsolide ettikten sonra burjuva iktisadı modern sınıflar arasındaki armoniyi vaaz eden, sistemin anarşik ve kriz yaratan dinamiklerini gizleyen, Marx’ın tabiriyle kapitalizm apolojisine evrildi. Piyasanın fiyatların görünmez eli aracılığıyla toplumsal üretim sürecini istikrara kavuşturduğu, arzın talebini otomatik olarak yarattığı mitinden yola çıkarsanız aşırı-üretim krizlerini anlayamazsınız. Her üretim faktörünün üretime yaptığı marjinal katkı oranında nemalandırıldığı mitinden yola çıkarsanız sınıf çelişkilerini çözümleyemezsiniz.

Marx Kapital’e metayı analiz ederek başlar; kapitalizm meta üretiminin genelleştiği bir tarihsel aşamadır. Burada genelleşmeden kasıt işgücünün kendisinin bir meta haline gelmiş olmasıdır. Her meta gibi işgücü de bir kullanım-değerine bir de değişim değerine sahiptir. Marx buradan artık-değer teorisini inşa eder. Kapitalizmde artık-değer sömürüsü başattır.

Son zamanlarda Batı Marksizminde ilkel birikimi, mülksüzleştirmeyi, finansallaşmayı öne çıkaran bir eğilim gelişti. İlkel birikimin emperyalizmle birlikte önem kazandığı belli ölçülerde doğru ancak Lenin’in dediği gibi her yanlış bir doğrunun abartılmasıdır. İlkel birikime aşırı vurgu çoğu zaman artık-değer sömürüsünün tali bir yere konumlandırmasıyla sonuçlandı ve nihayetinde ilkel birikimin rolünü abartanlar sanayi sermayesiyle işçi sınıfını ortak bir platformda buluşturup yeni bir New Deal programının savunuculuğunu üstlendiler. Kapital artık-değer sömürüsünün gizemlerini deşifre ederek kapitalizmi yıkmak isteyenlere geçerli bir teorik çerçeve sunmaya halen devam ediyor.

“Yapay zekanın makro etkilerini henüz teşhis edemiyoruz”

Sorunuza dönecek olursam; yapay zeka, dijital platformlar gündelik hayatımızı çok etkiliyor ancak bu etkiler kapitalist sistemin çalışma prensiplerine dair köklü dönüşümlere yol açtı mı diye sorarsanız buna yanıtım hayır olacak. Soğuk Savaş’ın önemli burjuva iktisatçılarından Robert Solow’un 1980’lerde ettiği bir laf var; bilgisayar çağını her yerde görüyoruz ancak verimlilik istatistiklerinde göremiyoruz. Küresel kapitalizmin en gelişkin ülkelerinde, ABD ve Batı Avrupa’da, verimlilik artışlarında 1980’lerden başlayan, 2008 krizi sonrası giderek derinleşen bir durgunluk gözlemliyoruz. Yapay zekanın gündelik kullanımı ne kadar yaygınlaşmış olsa da bunun makro etkilerini henüz teşhis edemiyoruz.

“Liberal-özgürlükçü, Demokrat partili teknoloji kahramanları”

Bu noktada bir abartmayı kenara ayırmamız gerekiyor; Yanis Varoufakis gibi bazı sol tandanslı iktisatçılar tekelleşmiş dijital platformların gücüne atfen yaşadığımız sisteme kapitalizm denemeyeceğini iddia ediyorlar. Buna göre kapitalizm yerini tekno-feodalizme bıraktı ve insanlık dijital serflere dönüştürülmüş durumda. Her ne kadar kulağa radikal tınılar sunsa da Varoufakis büyük şirketlerin hegemonyasına karşı tüketicilere dayanan siyasal eylemliliklerle sınırlı reformist bir çerçeve çiziyor.

Burada özellikle altını çizmemiz gereken bir diğer husus teknoloji tekellerinin dizginsiz kapitalizm yanlısı olduğudur; oysa ki daha yakın zamanlara kadar nice tekno-fütürist fanteziler kol geziyordu. Özellikle 2000’lerin başında bilişim teknolojilerinin yarattığı inovasyon imkanları sayesinde robotların bütün işlerimizi yaptığı bir milenyum çağı bizi bekliyordu. Bu teknolojileri üretime uygulayanlar da bizzat liberal-özgürlükçü ABD’li, Demokrat partili teknoloji kahramanlarıydı; Mark Zuckerberg, Elon Musk vs. Bugüne geldiğimizde Silikon Vadisi regülasyonlardan, anti-tekel düzenlemelerden, kişisel verilerin güvenliğine ilişkin kurallardan korunmak için silme Trump’çı oldu. Bir de tabii Çin’in yüksek teknolojili üretim kollarında yarattığı rekabet tehdidine karşı Donald Trump’ın şovenist-korumacı politikalarına ihtiyaç duyuyorlar. Liberal ekonominin bilim-teknoloji kahramanlarının cahil ve küstah bir yobazın arkasında saf tutmaları piyasacı ekonomistler için şok edici oldu elbette.

Dahası kapitalizmin otomasyon konusunda ciddi bir kısıtı var ve bu konuda bir kez daha Kapital’in ışığına ihtiyaç var: Kârın kökeninde artık-değer sömürüsü vardır ve bu da ancak canlı işgücü tarafından yaratılabilir. Eski teknolojiden yeni teknolojiye geçiş dönemlerinde daha fazla otomasyona dayalı üretim yapanlar aşırı kâr elde ederler ancak yeni teknolojiler yerleştiğinde kâr oranlarının azalma eğilimi baskın çıkar. Marx’ın üretim ilişkilerinin üretici güçlerin önünde engel haline gelmesi olarak kastettiği çelişki budur; bu da tarihsel materyalizme göre devrim çağının başlaması anlamına gelmektedir. Tümüyle robotlara dayalı bir üretim sistemine kapitalizm diyemeyiz zira kapitalizmin temel hareket ettirici gücü artık-değer üretimidir ve bunu da ancak canlı işgücü yaratabilir.

Kuryeler, freelance çalışanlar ve yapay zekânın emek süreçlerini dönüştürdüğü günümüzde Marx’ın emek teorisiyle bu yeni sömürü biçimleri nasıl açıklanabilir?

Makinelerin insan emeğinin yerini aldığına dair fikir kırıntıları son büyük burjuva iktisatçısı David Ricardo’da bulunsa da teknolojik işsizlik kavramı bir bütün olarak Marx tarafından geliştirilmiştir. Sermaye hem emek piyasasında güç dengelerini kendinden yana çevirmek hem de periyodik büyüme dönemlerinde işe alım yapmak üzere bir rezerv emek ordusu yaratır; buna ana-akım iktisat gayrı iradi işsizlik de diyor.

İşçi sınıfı örgütlerinin Reagan-Thatcher gericiliğiyle ezilmesinden beri, 1980’li yıllar kapitalizm için karşı-devrim yıllarıdır, emekten tasarruf eden teknolojilerin üretime sokulması işçi sınıfının daha derin bir sömürü rejimine tabi kılınmasıyla sonuçlandı. Her ne kadar bazı sosyologlar bu durumu adlandırmak için prekarya türünden kavramlar icat etmiş olsalar da; işçi sınıfının politik olarak gerilemesi, burada en büyük kayıp kuşkusuz Sovyetler Birliği’nin çözülüşüdür, refah devletinin tasfiye edilmesiyle neticelendi ve nihayetinde kapitalizmin bir süreliğine bastırmak durumunda kaldığı vahşi özü bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

Bu sürecin istihdam rejimlerindeki yansıması da bahsettiğiniz türden kısa süreli, kısmi zamanlı, güvencesiz, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşması oldu.

“Kuryeler yarı-proleter kesimlerdir”

Kuryeler kendi üretim aracına sahip ancak kendilerine dijital platformlar biçiminde görünen sermayenin kontrolünde çalışan yarı-proleter kesimlerdir; kapitalist işveren nezdinde bağımsız çalışan statüsünde sayılırlar ve bu yüzden de sosyal güvenlikten, kıdem haklarından ve sendikal örgütlenme ağlarından mahrumdurlar.

Freelancer’lar ise Marx’ın Kapital’inde parça-başı ücret kategorisinde incelediği bir emek türüdür. Yazılımcılar, grafikerler, veri etiketleyicileri ve diğerleri bundan 10-15 sene önce yüksek katma-değer yaratan emekçiler olarak görülürken bugün düşük ücretlerle çalıştırılan ve güvencesiz istihdam biçimlerine tabi olan emekçiler haline getirilmişlerdir. Burada kuşkusuz yapay zekayla eğitimli emekçiler rekabete girmekte; bu süreç nitelikli işgücünün değerinde bir düşmeyle sonuçlanmaktadır. Bu bile teknolojinin nötr olmadığı, sermaye sınıfının elinde işçi sınıfına karşı bir silah olarak kullanıldığına dair Marx’ın tezlerinin belki yazıldığı zamandan ziyade bugün daha geçerli olduğunu gösterir.

Özgür Demirtaş gibi kimi akademisyenlerin, teknolojik gelişimler nedeniyle ’emeğin’ bitmekte olduğu ve bunun da Marksizmin ekonomiyi anlatmak konusundaki yetersizliklerini gösterdiği yönündeki iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kapital’in en önemli tezini bir kez daha tekrar edeyim: Canlı emek-gücü artık-değerin yegane jenaratörüdür. Ölü emek; makineler, ekipmanlar, yapay zeka modülleri, üretim tesisleri, binalar, hammaddeler, yardımcı girdiler, yazılım programları, robotlar üretim sürecinde metaya değerini olduğu gibi aktarır. Ancak canlı işgücü, kendi değerinden fazlasını metaya aktarabilir. Canlı emek yoksa artık-değer yoktur, artık-değer yoksa kapitalist üretim biter.

Bütün teknoloji tekelleri ucuz emek sömürüsü için Uzak Doğu Asya’ya göç ettiler ve geri dönemiyorlar. Joe Biden’ın dağıttığı yüz milyarlarca dolarlık teşviğe ragmen Apple’ı, Tesla’sı Çin’den vazgeçemiyorlar. Trump’ın dikeceği gümrük duvarları da işe yaramayacaktır. Sadece teknoloji şirketleri değil; Türkiye’deki tekstilciler bile ucuz emek için Mısır’a gidiyorlar. İster yarı-iletkenlerle çip üretsin, isterse sentetik iplikten penye; bütün sermayedarların temel motivasyonu artık-değer oranını arttırabildiği kadar arttırmaktan ibarettir.

Canlı emek bitiyorsa ABD’de ve Avrupa’da yüksek işsizlik oranları gözlemlememiz gerekir ki böyle bir durum yok. Dünyada robotları üretime sokmada en yüksek orana sahip ülkeler Doğu Asya’da bulunuyor ve buralarda da neredeyse tam istihdama yakın bir durum var. Bu ülkelerde sorun işsizlik değil, tam tersine demografik nedenlerle işgücünün büyüme hızının yavaşlaması ve hatta gerilemesi tehlikesidir.

Son olarak tekrar edeyim: Canlı emeğin yerini robotlar almışsa, tam otomasyon aşamasına geçmişsek bunu istatiksel olarak muazzam bir verimlilik patlaması şeklinde görmemiz gerekir ki gözlemleyemiyoruz. Tam tersine en yüksek teknolojiye sahip ülkelerde verimlilik artış hızı 1980’lerden itibaren keskin bir şekilde düşmüştür. Bilişim-iletişim teknolojileri, bilgisayarlarla entegre imalat sanayileri, robotlar, yapay zeka vs hiçbiri verimlilik artışında istatistiksel olarak anlamlı bir artışa neden olamadılar. Bunun da temel nedeni gelişmiş kapitalist ülkelerde kâr oranlarındaki azalma nedeniyle kapitalist yatırımların milli gelirden aldığı payın gerilemesidir.

Özgür Demirtaş’la ilgili konuşmak istemiyorum; bir tipoloji çizmek istiyorum: Holding üniversitelerinde, banka yönetim kurullarında görev yapan; takipçilerine köşe dönme tüyoları veren; paradan para kazanmanın inceliklerine kafa yoran; emekçi-yoksul halka karşı hiçbir sorumluluk duygusunu içinde barındırmayan; emperyalizme, sömürüye, geri kalmışlığa karşı bağımsızlığa, kamuculuğa, kalkınmacılığa dair hiçbir tarih-siyaset bilgisi olamayan; dergi editörleri dışında politika yapıcılar dahil kimsenin zerre kadar umursamadığı teknik matematiksel modellemeleri bilimsel üretim sayan otistik bir iktisatçı tipi çıktı. Kenan Evren veya Turgut Özal bunları görebilmiş olsalardı eminim mutluluktan gözleri yaşarırdı. Bu tiplere karşı biz Aziz Nesin’in, okumuş insan emekçi halka karşı sorumludur, ilkesiyle fikir üretmeye çalışan bilim emekçisi karakterini savunuyoruz.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓