Sait Çakır ile 158. yıl dönümünde Das Kapital üzerine: “Son büyük bilim kitabı”

Bugün, Karl Marx’ın insanlık tarihine yön veren başyapıtı Das Kapital’in ilk cildinin yayımlanışının 158. yıl dönümü. 1867 yılında ilk cildi yayımlanan bu eser, yalnızca iktisat teorisini değil, siyaset felsefesini ve toplumsal eleştiriyi de derinlemesine etkileyen bir dönüm noktası oldu.

14:41 7 dk okuma

Bugün, Karl Marx’ın insanlık tarihine yön veren başyapıtı Das Kapital’in ilk cildinin yayımlanışının 158. yıl dönümü. 1867 yılında ilk cildi yayımlanan bu eser, yalnızca iktisat teorisini değil, siyaset felsefesini ve toplumsal eleştiriyi de derinlemesine etkileyen bir dönüm noktası oldu. Kapitalist üretim biçiminin işleyişini, artı-değerin doğasını ve emek sömürüsünü bilimsel bir çerçevede ortaya koyan Das Kapital, aradan geçen 158 yıla rağmen güncelliğini koruyor. Bu vesileyle, eserin anlamını ve günümüzdeki etkisini konuşmak üzere akademisyen, iktisatçı Sait Çakır’la kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

1867’de feodalizmden sanayi kapitalizmine geçişi analiz eden Kapital, bugün yapay zekâ, dijital platformlar ve otomasyonun damgasını vurduğu dijital kapitalizm çağında hala nasıl bir anlam taşıyor?

Öncelikle Kapital üzerine birkaç söz söylemek isterim. Kapital bana göre sosyal bilimler alanında yazılmış son büyük bilim kitabıdır. Son diyorum, zira Kapital’den sonra burjuva sosyal bilimleri bir bunalıma girdiler ve kapitalizmin genel hareket yasalarını incelemekten vazgeçip mikro-ölçekli, incir çekirdeğini doldurmaz türden konuları oldukça teknik yöntemlerle inceleyen dejenere disiplinlere dönüştüler.

Lenin Marx için, Hegel’vari bir Mantık kitabı bırakmadı onun yerine Kapital’i bıraktı, der. Kapital’de Marx’ın uyguladığı yöntem üzerine çok değerli metinler yazıldı. Soyuttan somuta yükselme yöntemi modern bilimlerde halen geçerli olan bir araştırma stratejisidir. Bunlar üzerine çokça yazıldı, çizildi. Benim işaret etmek istediğim nokta şu: kapitalizmin iç mekanizmalarını anlamak onu yıkmanın anahtarıdır. Örneğin Proudhon da kapitalizmin yarattığı eşitsizliklere karşı öfkeliydi; ancak emek-sermaye çelişkisini anlamadığı için meta üretimine dokunmadan para-banka reformlarıyla bu adaletsizliklerin ortadan kaldırılabileceğine inanıyordu. Kapital emek-değer yasasına teorik bütünlük kazandırarak bu tür yanılgıları ortaya koydu. Kapitalizmin hareket yasalarını anlamadan onu dönüştüremezsiniz. Bunun tersi de doğrudur: Kapitalizmi dönüştürme iradeniz yoksa onu anlayamazsınız. Feodaliteden kapitalizme geçiş süreci tamamlandıktan ve burjuvazi siyasal iktidarını konsolide ettikten sonra burjuva iktisadı modern sınıflar arasındaki armoniyi vaaz eden, sistemin anarşik ve kriz yaratan dinamiklerini gizleyen, Marx’ın tabiriyle kapitalizm apolojisine evrildi. Piyasanın fiyatların görünmez eli aracılığıyla toplumsal üretim sürecini istikrara kavuşturduğu, arzın talebini otomatik olarak yarattığı mitinden yola çıkarsanız aşırı-üretim krizlerini anlayamazsınız. Her üretim faktörünün üretime yaptığı marjinal katkı oranında nemalandırıldığı mitinden yola çıkarsanız sınıf çelişkilerini çözümleyemezsiniz.

Marx Kapital’e metayı analiz ederek başlar; kapitalizm meta üretiminin genelleştiği bir tarihsel aşamadır. Burada genelleşmeden kasıt işgücünün kendisinin bir meta haline gelmiş olmasıdır. Her meta gibi işgücü de bir kullanım-değerine bir de değişim değerine sahiptir. Marx buradan artık-değer teorisini inşa eder. Kapitalizmde artık-değer sömürüsü başattır.

Son zamanlarda Batı Marksizminde ilkel birikimi, mülksüzleştirmeyi, finansallaşmayı öne çıkaran bir eğilim gelişti. İlkel birikimin emperyalizmle birlikte önem kazandığı belli ölçülerde doğru ancak Lenin’in dediği gibi her yanlış bir doğrunun abartılmasıdır. İlkel birikime aşırı vurgu çoğu zaman artık-değer sömürüsünün tali bir yere konumlandırmasıyla sonuçlandı ve nihayetinde ilkel birikimin rolünü abartanlar sanayi sermayesiyle işçi sınıfını ortak bir platformda buluşturup yeni bir New Deal programının savunuculuğunu üstlendiler. Kapital artık-değer sömürüsünün gizemlerini deşifre ederek kapitalizmi yıkmak isteyenlere geçerli bir teorik çerçeve sunmaya halen devam ediyor.

“Yapay zekanın makro etkilerini henüz teşhis edemiyoruz”

Sorunuza dönecek olursam; yapay zeka, dijital platformlar gündelik hayatımızı çok etkiliyor ancak bu etkiler kapitalist sistemin çalışma prensiplerine dair köklü dönüşümlere yol açtı mı diye sorarsanız buna yanıtım hayır olacak. Soğuk Savaş’ın önemli burjuva iktisatçılarından Robert Solow’un 1980’lerde ettiği bir laf var; bilgisayar çağını her yerde görüyoruz ancak verimlilik istatistiklerinde göremiyoruz. Küresel kapitalizmin en gelişkin ülkelerinde, ABD ve Batı Avrupa’da, verimlilik artışlarında 1980’lerden başlayan, 2008 krizi sonrası giderek derinleşen bir durgunluk gözlemliyoruz. Yapay zekanın gündelik kullanımı ne kadar yaygınlaşmış olsa da bunun makro etkilerini henüz teşhis edemiyoruz.

“Liberal-özgürlükçü, Demokrat partili teknoloji kahramanları”

Bu noktada bir abartmayı kenara ayırmamız gerekiyor; Yanis Varoufakis gibi bazı sol tandanslı iktisatçılar tekelleşmiş dijital platformların gücüne atfen yaşadığımız sisteme kapitalizm denemeyeceğini iddia ediyorlar. Buna göre kapitalizm yerini tekno-feodalizme bıraktı ve insanlık dijital serflere dönüştürülmüş durumda. Her ne kadar kulağa radikal tınılar sunsa da Varoufakis büyük şirketlerin hegemonyasına karşı tüketicilere dayanan siyasal eylemliliklerle sınırlı reformist bir çerçeve çiziyor.

Burada özellikle altını çizmemiz gereken bir diğer husus teknoloji tekellerinin dizginsiz kapitalizm yanlısı olduğudur; oysa ki daha yakın zamanlara kadar nice tekno-fütürist fanteziler kol geziyordu. Özellikle 2000’lerin başında bilişim teknolojilerinin yarattığı inovasyon imkanları sayesinde robotların bütün işlerimizi yaptığı bir milenyum çağı bizi bekliyordu. Bu teknolojileri üretime uygulayanlar da bizzat liberal-özgürlükçü ABD’li, Demokrat partili teknoloji kahramanlarıydı; Mark Zuckerberg, Elon Musk vs. Bugüne geldiğimizde Silikon Vadisi regülasyonlardan, anti-tekel düzenlemelerden, kişisel verilerin güvenliğine ilişkin kurallardan korunmak için silme Trump’çı oldu. Bir de tabii Çin’in yüksek teknolojili üretim kollarında yarattığı rekabet tehdidine karşı Donald Trump’ın şovenist-korumacı politikalarına ihtiyaç duyuyorlar. Liberal ekonominin bilim-teknoloji kahramanlarının cahil ve küstah bir yobazın arkasında saf tutmaları piyasacı ekonomistler için şok edici oldu elbette.

Dahası kapitalizmin otomasyon konusunda ciddi bir kısıtı var ve bu konuda bir kez daha Kapital’in ışığına ihtiyaç var: Kârın kökeninde artık-değer sömürüsü vardır ve bu da ancak canlı işgücü tarafından yaratılabilir. Eski teknolojiden yeni teknolojiye geçiş dönemlerinde daha fazla otomasyona dayalı üretim yapanlar aşırı kâr elde ederler ancak yeni teknolojiler yerleştiğinde kâr oranlarının azalma eğilimi baskın çıkar. Marx’ın üretim ilişkilerinin üretici güçlerin önünde engel haline gelmesi olarak kastettiği çelişki budur; bu da tarihsel materyalizme göre devrim çağının başlaması anlamına gelmektedir. Tümüyle robotlara dayalı bir üretim sistemine kapitalizm diyemeyiz zira kapitalizmin temel hareket ettirici gücü artık-değer üretimidir ve bunu da ancak canlı işgücü yaratabilir.

Kuryeler, freelance çalışanlar ve yapay zekânın emek süreçlerini dönüştürdüğü günümüzde Marx’ın emek teorisiyle bu yeni sömürü biçimleri nasıl açıklanabilir?

Makinelerin insan emeğinin yerini aldığına dair fikir kırıntıları son büyük burjuva iktisatçısı David Ricardo’da bulunsa da teknolojik işsizlik kavramı bir bütün olarak Marx tarafından geliştirilmiştir. Sermaye hem emek piyasasında güç dengelerini kendinden yana çevirmek hem de periyodik büyüme dönemlerinde işe alım yapmak üzere bir rezerv emek ordusu yaratır; buna ana-akım iktisat gayrı iradi işsizlik de diyor.

İşçi sınıfı örgütlerinin Reagan-Thatcher gericiliğiyle ezilmesinden beri, 1980’li yıllar kapitalizm için karşı-devrim yıllarıdır, emekten tasarruf eden teknolojilerin üretime sokulması işçi sınıfının daha derin bir sömürü rejimine tabi kılınmasıyla sonuçlandı. Her ne kadar bazı sosyologlar bu durumu adlandırmak için prekarya türünden kavramlar icat etmiş olsalar da; işçi sınıfının politik olarak gerilemesi, burada en büyük kayıp kuşkusuz Sovyetler Birliği’nin çözülüşüdür, refah devletinin tasfiye edilmesiyle neticelendi ve nihayetinde kapitalizmin bir süreliğine bastırmak durumunda kaldığı vahşi özü bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

Bu sürecin istihdam rejimlerindeki yansıması da bahsettiğiniz türden kısa süreli, kısmi zamanlı, güvencesiz, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşması oldu.

“Kuryeler yarı-proleter kesimlerdir”

Kuryeler kendi üretim aracına sahip ancak kendilerine dijital platformlar biçiminde görünen sermayenin kontrolünde çalışan yarı-proleter kesimlerdir; kapitalist işveren nezdinde bağımsız çalışan statüsünde sayılırlar ve bu yüzden de sosyal güvenlikten, kıdem haklarından ve sendikal örgütlenme ağlarından mahrumdurlar.

Freelancer’lar ise Marx’ın Kapital’inde parça-başı ücret kategorisinde incelediği bir emek türüdür. Yazılımcılar, grafikerler, veri etiketleyicileri ve diğerleri bundan 10-15 sene önce yüksek katma-değer yaratan emekçiler olarak görülürken bugün düşük ücretlerle çalıştırılan ve güvencesiz istihdam biçimlerine tabi olan emekçiler haline getirilmişlerdir. Burada kuşkusuz yapay zekayla eğitimli emekçiler rekabete girmekte; bu süreç nitelikli işgücünün değerinde bir düşmeyle sonuçlanmaktadır. Bu bile teknolojinin nötr olmadığı, sermaye sınıfının elinde işçi sınıfına karşı bir silah olarak kullanıldığına dair Marx’ın tezlerinin belki yazıldığı zamandan ziyade bugün daha geçerli olduğunu gösterir.

Özgür Demirtaş gibi kimi akademisyenlerin, teknolojik gelişimler nedeniyle ’emeğin’ bitmekte olduğu ve bunun da Marksizmin ekonomiyi anlatmak konusundaki yetersizliklerini gösterdiği yönündeki iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kapital’in en önemli tezini bir kez daha tekrar edeyim: Canlı emek-gücü artık-değerin yegane jenaratörüdür. Ölü emek; makineler, ekipmanlar, yapay zeka modülleri, üretim tesisleri, binalar, hammaddeler, yardımcı girdiler, yazılım programları, robotlar üretim sürecinde metaya değerini olduğu gibi aktarır. Ancak canlı işgücü, kendi değerinden fazlasını metaya aktarabilir. Canlı emek yoksa artık-değer yoktur, artık-değer yoksa kapitalist üretim biter.

Bütün teknoloji tekelleri ucuz emek sömürüsü için Uzak Doğu Asya’ya göç ettiler ve geri dönemiyorlar. Joe Biden’ın dağıttığı yüz milyarlarca dolarlık teşviğe ragmen Apple’ı, Tesla’sı Çin’den vazgeçemiyorlar. Trump’ın dikeceği gümrük duvarları da işe yaramayacaktır. Sadece teknoloji şirketleri değil; Türkiye’deki tekstilciler bile ucuz emek için Mısır’a gidiyorlar. İster yarı-iletkenlerle çip üretsin, isterse sentetik iplikten penye; bütün sermayedarların temel motivasyonu artık-değer oranını arttırabildiği kadar arttırmaktan ibarettir.

Canlı emek bitiyorsa ABD’de ve Avrupa’da yüksek işsizlik oranları gözlemlememiz gerekir ki böyle bir durum yok. Dünyada robotları üretime sokmada en yüksek orana sahip ülkeler Doğu Asya’da bulunuyor ve buralarda da neredeyse tam istihdama yakın bir durum var. Bu ülkelerde sorun işsizlik değil, tam tersine demografik nedenlerle işgücünün büyüme hızının yavaşlaması ve hatta gerilemesi tehlikesidir.

Son olarak tekrar edeyim: Canlı emeğin yerini robotlar almışsa, tam otomasyon aşamasına geçmişsek bunu istatiksel olarak muazzam bir verimlilik patlaması şeklinde görmemiz gerekir ki gözlemleyemiyoruz. Tam tersine en yüksek teknolojiye sahip ülkelerde verimlilik artış hızı 1980’lerden itibaren keskin bir şekilde düşmüştür. Bilişim-iletişim teknolojileri, bilgisayarlarla entegre imalat sanayileri, robotlar, yapay zeka vs hiçbiri verimlilik artışında istatistiksel olarak anlamlı bir artışa neden olamadılar. Bunun da temel nedeni gelişmiş kapitalist ülkelerde kâr oranlarındaki azalma nedeniyle kapitalist yatırımların milli gelirden aldığı payın gerilemesidir.

Özgür Demirtaş’la ilgili konuşmak istemiyorum; bir tipoloji çizmek istiyorum: Holding üniversitelerinde, banka yönetim kurullarında görev yapan; takipçilerine köşe dönme tüyoları veren; paradan para kazanmanın inceliklerine kafa yoran; emekçi-yoksul halka karşı hiçbir sorumluluk duygusunu içinde barındırmayan; emperyalizme, sömürüye, geri kalmışlığa karşı bağımsızlığa, kamuculuğa, kalkınmacılığa dair hiçbir tarih-siyaset bilgisi olamayan; dergi editörleri dışında politika yapıcılar dahil kimsenin zerre kadar umursamadığı teknik matematiksel modellemeleri bilimsel üretim sayan otistik bir iktisatçı tipi çıktı. Kenan Evren veya Turgut Özal bunları görebilmiş olsalardı eminim mutluluktan gözleri yaşarırdı. Bu tiplere karşı biz Aziz Nesin’in, okumuş insan emekçi halka karşı sorumludur, ilkesiyle fikir üretmeye çalışan bilim emekçisi karakterini savunuyoruz.

Kısa Kısa

Önceki gün

  1. Takasbank, İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının kime gittiğini açıklamadı

    Takasbank, İşsizlik Sigortası Fonu’nun aracı kurum üzerinden para piyasasında işlem yapabildiğini doğruladı, ancak fonun kimi finanse edeceğini seçemeyeceğini savundu. Açıklamada hangi aracı kurumun kullanıldığı, Tera bağlantılı kurumlara kaynak aktarılıp aktarılmadığı ve tedbir kararının tarihi yer almadı. Meclis komisyonunda Tera için 9 milyar TL risk dile getirilmişti.

  2. Menzil’den Orhangazi’ye 180 dönümlük yerleşke

    Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Eğitim-İş Bursa Şubesi, Menzil cemaatinin Orhangazi’de bir bölümü zeytinlik olan yaklaşık 180 dönümlük arazide külliye kurduğunu açıkladı. Şube, arazide iş makinelerinin çalıştığını ve 22 Ekim’de temel atma töreni yapılacağının duyurulduğunu bildirdi. Şube Başkanı Özkan Röna, kamusal alanın tarikatlara bırakılmasını kabul etmediklerini belirterek “Bursa tarikatların değil, Cumhuriyet’in kentidir” dedi.

  3. İBB davasında 7 tutuklu sanığa tahliye

    İBB davasında ara karar açıklandı. Silivri’de görülen davada İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, yedi tutuklu sanığın tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Tahliyesine karar verilen isimler Ümit Polat, Nilgün Cendek, Tolga Kılıç, Fatih Temür, Melih Geçek, Aytekin Karaarslan ve Adem Başer oldu. Ancak Melih Geçek, hakkında başka bir dosyadan verilen tutuklama kararı nedeniyle cezaevinde kalmaya devam edecek.

  4. Danıştay, Akbelen’de acele kamulaştırmayı onayladı

    Danıştay 6. Dairesi, Yeniköy-Kemerköy termik santrallarına kömür sağlamak için Akbelen çevresinde 6 köydeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına karşı açılan davayı reddetti. Daire, elektrik arz güvenliğini gerekçe gösterdi; bir üye karşı oy kullandı. Köylüler mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

  5. Belçika'da öğrenciler sokakta

    Belçika'nın başkenti Brüksel'de yüzlerce genç, eğitim reformlarına ve kesintilerine karşı bir kez daha protesto düzenledi. Merkez İstasyonu'nda yerel saatle 10.00'da toplanan göstericiler, eğitim kesintilerine tepki göstererek antifaşist sloganlar attı. Eyleme bazı öğretmenler ve sendika üyeleri de katıldı.

  6. Diyanet’te fon krizi iddiası: Filistin için ayrılan paralar fonda mı eridi?

    Sözcü Gazetesi'nden Yavuz Alatan’ın haberine göre, yaşanan fon krizi sonrası Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş duruma müdahale ederek fonlardan çıkış yapılması talimatını verdi. Ancak bu panik çıkışı, kurumun yatırımından yüzde 48 oranında zarar etmesiyle sonuçlandı.

  7. Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası büyükelçiliğe resmen başladı

    Fon vurgununda yaklaşık 2 milyar TL kazandığı ortaya çıkan ve malvarlığı dondurulduğu öne sürülen eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak, büyükelçilik görevine başladı. AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Helsinki’ye büyükelçi tayin ettiği Ayşe Hilal Sayan Koytak, güven mektubunu Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’a önceki gün sundu.

  8. Gazze'de tespit edilebilen can kaybı 74 bin 400'e yükseldi

    Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı. Açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana toplam can kaybının 74 bin 469'a, yaralı sayısının ise 175 bin 492'ye ulaştığı ifade edildi.

  9. İSKİ'den 'şebekede kanalizasyon suyu' iddialarına yanıt

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşu İSKİ kentteki şebeke suyuna kanalizasyon suyu karıştığı yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. İSKİ'nin açıklamasında, "İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kentimizin 39 ilçesindeki farklı noktalardan düzenli olarak su numuneleri alınmakta ve bağımsız denetimler sürdürülmektedir. İstanbul’un içme suyu şebekesine, yürürlükteki mevzuatta belirlenen kalite kriterlerini karşılamayan suyun verilmesi söz konusu değildir" denildi.

  10. MEB duyurdu: Okullarda 'ortak yazılı sınav' dönemi

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tüm okullarda "ortak yazılı sınav" sistemine geçti. Yeni sistemle ortaokul ve liselerde hep aynı sınav uygulanacak. Sorular yapay zeka destekli ve açık uçlu olacak.

  11. Erdoğan: "Sağlıkta Türkiye’yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz"

    İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa ve Esenyurt Yerleşkesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, "Sağlıkta Türkiye'yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz. Milletimize her anlamda hizmet etmeye çok güçlü şekilde devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

  12. Öcalan'dan yeni 'süreç' açıklaması: “Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz"

    Feshedilen PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, fesih ve silah bırakma kararını yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendirirken, kalıcı barış için Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürünün güvence altına alınmasını, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını ve eşit yurttaşlığın hukuki güvenceye kavuşturulmasını istedi. Öcalan, “Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz, barış süreci de başarıya ulaşamaz” dedi.

  13. İstanbul Valisi Gül: Dere yatağındaki yerler yıkılacak

    İstanbul'da yaşanan sel felaketine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İstanbul Valisi Davut Gül şu ifadeleri kullandı: "Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak. Bugün ve yarın yağış var. Ama çok büyük beklemiyoruz. Yağış olacak. Toprak yağışa doydu. Bazı yerlerde toprak kayması olabilir. Toprak kayması ve binaların çökme riski var. Binaların çökmesi ile ilgili kendi binasında risk görenleri misafir etmeye hazırız. Birkaç gün şüphesi olan herkesi bekliyoruz."

  14. Ege Üniversitesi'nde gece yarısı 'köpek baskını'

    Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu'na ait eğitim merkezine Bornova Belediyesi köpekleri toplamak için gece baskını düzenledi. Polis yardımıyla 200'e yakın köpek toplatıldı. Köpeklerin toplatılmasına karşı eğitim merkezinin önünde bir araya gelen öğrencilerle, belediye ekipleri ve polis arasında arbede yaşandı.

  15. Şamil Tayyar: Esenyurt so­ruş­tur­ma­sın­da ‘hatırlı’ biri devreye girdi

    Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, kayyum yönetimindeki Esenyurt Belediyesi'ne ilişkin soruşturmada tutuklanan Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş için 'hatırlı biri'nin devreye girerek Recep Tayyip Erdoğan'a ulaştığını açıkladı. Olayı sosyal medya hesabından paylaşan Tayyar, Erdoğan'ın ise “Bu işe karışmayın” dediğini öne sürdü.

  16. İBB davasında bir soruşturma daha

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri'deki İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasının 15-16 Ekim 2026 tarihli duruşmaları sırasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.

  17. Etimesgut Belediyesi so­ruş­tur­ma­sın­da 7 tutuklama

    Etimesgut Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında 7 kişi tutuklandı. Belediye başkan yardımcılarının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklanırken, 4 şüpheli hakkında ev hapsi kararı alındı.

  18. İran'dan Trump'ın 'bombaların anası' tehdidine yanıt

    İran Savunma Bakan Vekili Tuğgeneral Seyyid Mecid İbnu’r Rıza, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı “bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B bombasını kullanma ihtimaline ilişkin açıklamasına yanıt verdi. Rıza, "Bombaların isimlerinin ve boyutlarının bir önemi yok. Sizin bombanız, küresel itibarınızda, ABD ekonomisinde ve hatta seçim hesaplarınızda patlayacak. Sizi bugün 'Merhaba efendim' demek zorunda kaldığınız noktaya getiren, hesapları değiştiren füzelerimizin gücüdür" dedi.

  19. AKOM açıkladı: Kuvvetli sağanak İstanbul'u ne zaman terk edecek?

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava tahmin raporunu paylaştı. Rapora göre, yaklaşık 1 haftadır kent genelinde etkili olan kuvvetli sağanak, yarından itibaren İstanbul'u terk edecek. Hava sıcaklığı ise tekrar 20 derece civarına yükselecek.

  20. Kripto do­lan­dı­rı­cı­lı­ğı: Interpol tarafından aranan ABD'li İstanbul'da yakalandı

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, ABD ve Finlandiya’da 1 milyar dolarlık kripto varlık dolandırıcılığı gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarıldığı bildirilen ABD vatandaşı Richard James Schueler'in İstanbul’da yakalanarak gözaltına alındığını duyurdu. 'Kripto balinası' olarak bilinen Schueler, Beşiktaş ilçesinde çarşamba sabah saatlerinde yapılan MİT operasyonuyla yakalanmıştı.

  21. SPK'dan Hedef Portföy kararı

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Hedef Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu yatırım fonlarının tasfiye işlemlerinin başlatılmasına karar verdi. Tasfiye süreci, daha önce üç portföy yönetim şirketinin fonları için belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülecek.

  22. İçişleri Bakanlığı’ndan birçok il için sağanak ve fırtına uyarısı

    İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son tahminlerine dayanarak, 17 Ekim Cumartesi günü birçok ilde kuvvetli sağanak yağış ve fırtına beklendiğini duyurarak ani sel, su baskını, yıldırım, dolu ve ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olunmasını istedi.

  23. SPK'dan 37 kişi hakkında suç duyurusu

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), iki şirketin hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Kurul, 42 kişi ve şirkete 2 yıl işlem yasağı getirirken 21 kişinin de lisanslarını iptal etti.

  24. İstanbul'da selde kaybolan Ahmet Derin’in kızı: "Babam katledildi, hesabını soracağız"

    İstanbul’da sağanak yağışın ardından Kağıthane Deresi’nden otomobili çıkarılan Ahmet Derin’den haber alınamıyor. Derin’in kızı Arzu Derin, sosyal medya hesabından babasının bulunması için yardım çağrısında bulundu. Derin, "Parçalanmış arabayı bulduk. Umudum kalmadı. Babamı bulun, gidecek bir yerimiz olsun. Babam katledildi. Hesabını soracağız, söz veriyorum babam. Fırtına gelmeden bulun, babamız soğukta kalmasın" ifadelerini kullandı.

  25. Trump, Rusya yaptırımlarını askıya aldı

    ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'yı hedef alan yeni yaptırımların askıya alınmasını öngören kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray, karara 'ulusal çıkarlar' gerekçesini gösterdi. Kararname, Rusya'ya yönelik yaptırım ve tarife öngören yasanın yürürlüğe girmesine iki gün kala imzalandı.

✓