Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

75. yılında NATO: Emperyalist saldırganlık sürüyor

11:12 6 dk okuma

Tarihler 4 Nisan 1949’u gösterdiğinde, 12 ülke tarafından atılan imzalar sonucunda ‘Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ (NATO) tarih sahnesine çıktı ve 75 yıldır dünyaya kaos getirmeye devam ediyor.

Son dönemde, çoğunlukla Rusya’nın Ukrayna operasyonuna bir ‘tepki’ olarak gerçekleştirildiği düşünülse de, ‘genişleme’ konsepti, NATO’nun kurulduğu günden itibaren temel itici gücü oldu, öyle olmak da zorundaydı.

Bu eğilimin en büyük göstergesi ise, yakın zamanda tamamlanan, ittifakın Soğuk Savaş döneminden bu yana düzenlediği en büyük tatbikat olan Steadfast Defender-24 olmuştu.

Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Birleşik Krallık ve ABD’yle başlayan süreç, 1952’de Yunanistan ve ‘23 sentlik askerleriyle’ Türkiye, 1955’te Batı Almanya, 1982’de İspanya, 1997’de Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya, 2004’te Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya ve son olarak Türkiye’nin de yoğun ‘katkılarıyla’ Finlandiya ve İsveç derken genişleme konseptini aralıksız sürdürdü.

Bu konseptin hedefinde ise, elbette ki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve sonrasında Rusya vardı. Genişleme, her dönemde aynı anda bir kuşatmaydı.

NATO, ABD ve Avrupa yayılmacılığının hizmetinde olan emperyalist bir savaş makinesiydi ve birincil önceliği her zaman ‘hamisi ve efendisi’ ABD emperyalizmi ve onun çıkarlarıydı.

‘Sovyet tehdidi’ anlatısına karşı inşa edilen NATO, askeri gücü ve emperyalist medya eliyle ‘komünistler dünyayı ele geçirmeye çalışıyor’ mesajı verirken, temel motivasyonları, art arda patlak veren sosyalist devrimler ve ulusal kurtuluş hareketleriyle ete kemiğe bürünmeye başlayan ‘komünizm hayaletinin’ önüne bir set çekmekti.

Sovyetler Birliği’ne karşı savaşılmalıydı. Bu savaşın zemini öncelikli olarak Avrupa olsa da, savaşın Kore ve Vietnam gibi, dünyanın diğer bölgelerinde de yürütülmesi gerekiyordu.

NATO, savaş örgütü olduğu kadar siyasi bir dizayn aracıydı. Yalnızca ‘düşmanı’ değil, üye ülkelerin siyasetini şekillendirmek, politikalarına yön vermek için de ‘işlevli’ bir aracıydı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’daki hakim sınıfların güçlendirilmesi, dönemin ekonomik ve siyasi buhranında solun bastırılması gerekiyordu.

Genişlemediği sürece ölmeye mahkum olan bu emperyalist ittifak, -yeni değil- 1990’ların sonunda Rusya sınırına ulaşmıştı. Bütün bu sürecin temel ‘mottosu’ ise elbette ki demokrasiydi. Atlantik’in ‘özgür’ ulusları, demir perde totalitarizmine teslim olmayacaktı.

Elbette ki bu zorunlu genişleme, Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra durmadı. Mesele yalnızca Sovyetler’in varlığı değil, emperyalizmle uyumlu siyasi ve ekonomik düzenin Sovyet coğrafyasının tamamında hakim kılınmasıydı. Dolayısıyla, Batı siyasal anlatısında antikomünizme her daim eşlik etmiş ‘Rus düşmanlığı’ propagandası sürdürüldü.

Sosyalizmden ‘kurtarılan’ Rusya halklarının ekonomik kriz, mafya ve oligarşi üçgeninde çırpınışı devam ederken, NATO’nun yayılmacı çizgisi dünyada tek hakim güç olmaya başlamıştı.

Bu hakimiyet, vurucu gücünü 1999’da Kosova’daki savaş, 2001’de Afganistan’ın işgali ve 2011’de Libya’ya yönelik emperyalist saldırganlıkla hayata geçirdi.

1999 yılında, Kosova, Sırbistan ve Karadağ, 13 ülkeden 600 uçak tarafından bombalandı. Temel hedef, NATO’nun Balkanlar’daki etki alanını genişletecek, ABD yanlısı bir hükümetin tesis edilmesiydi. Bu amacı, ‘Rusya’nın etki alanının sınırlandırılması’ olarak da okuyabiliriz.

‘Kararlı güç harekatı’ denen bu saldırılarda misket bombası dışında 6 bine yakın uranyumlu füze ve bomba atıldı. Mülteci kampları, su ve elektrik kaynakları gibi yaşamsal noktalar bombalanırken de aynı ‘kararlılık’ hakim kılındı. Pentagon, daha sonra Bosna-Hersek’te 10 bin 800 uranyumlu bomba atıldığı kabul etmek zorunda kaldı. Ve yine aynı kararlılık, sayısız Sırp’ın ölümü ve sürülmesiyle sonuçlanan etnik temizlik harekatlarına verilen destekle de gösterildi.

Aynı saldırganlık Afganistan’da da yaşandı. ABD çıkarları için açılan NATO şemsiyesi, anlaşmanın ünlü ‘5. maddesiyle’ ittifak üyelerinin Afganistan’a sürüklenmesiyle açıldı. Uzun süreli işgal ve sivil katliamların sonucunda ise, ABD güçleri, bu ülkeyi ‘Sovyet tehdidine’ karşı yıllarca büyütüp besledikleri Taliban’a bırakarak kaçtı. Emperyalist saldırganlığın öne sürdüğü ‘önleyici savaş’ konsepti, Julian Assange’ın diri diri mezara gömülmesine yol açan nedenlerden biri olan Afganistan belgeleri, sonraki dönem Irak’ta aslında olmadığı ortaya çıkan kimyasal silah yalanlarıyla örüldü.

Libya lideri Kaddafi’nin vahşice öldürülmesiyle sonuçlanan Libya ‘devrimi’ ise yine aynı ‘insani yardım’ maskesinin takıldığı, gerçekte ise Kaddafi’nin, hatta Kaddafi sonrası Libya’sının da ‘çizgi dışına çıkmasını’ engellemeye yönelik bir emperyalist saldırganlıktı. NATO’nun Libya’ya götürdüğü özgürlüğün temel sebebi, milyarlarca varil petrol, trilyonlarca metreküp doğalgaz rezervleriyle, 6 trilyon dolarlık enerji kaynaklarından başkası değildi. ‘Sivilleri korumak” için BM himayesi altında başlatılan NATO bombardımanı aylarca sürdü.

NATO, bütün bu saldırganlığını özgürlük, demokrasi, barış ve ‘insani gerekçelere’ dayandırdı. Bu açık yalanın dünya çapında milyonlarca alıcısının olması ise, yine emperyalizm eliyle kurulan ve büyütülen ‘demokratik’ medya devlerinin başarısı.

Bu bağlamda, biri yılı aşkın süredir Ukrayna’da devam eden savaşı da bu tarihsellik içerisinde değerlendirmek mümkün. Ukrayna, hem Sovyet öncesi dönemde, hem SSCB döneminde, hem de sonrasında, emperyalizmin gözünü diktiği ve uzun süreli istikrarsızlaştırma girişimlerinde bulunduğu bir bölge. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ‘NATO’yu yeniden birleştirdiği’ yönündeki tezler de bu tarihsellikten uzak bakış açısı nedeniyle ortaya çıkıyor.

ABD, Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan ettiği tarihten bu yana, Ukrayna içi siyasi çekişmelerin çeşitli düzeyde parçası olageldi. 2004’teki Turuncu devrimde de bu saflaşma yaşandı, 2014’te, AB işbirliği anlaşmasının iptal edilmesiyle patlak veren Maydan Darbesi döneminde de aynı saflaşma geçerliydi. Ve hatta, ABD’nin NATO üyesi dahi olmayan Ukrayna’ya gösterdiği ilgi, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetlerinden çok daha öncesinde, Karadeniz’in tam anlamıyla bir NATO gölüne dönüşmesi planları dahilinde başlamıştı.

2019’un sonlarında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ‘NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiği’ yönündeki açıklamasını hatırlayalım. Macron’un dikkat çektiği ‘stratejik yönelim bozukluğu’ NATO karşıtlığından değil, Trump ABD’sinin politikalarıyla çelişen çıkarlarından kaynaklanıyordu. Macron’un en büyük amacı, Trump’ın ‘radikal’ çıkışlarıyla emperyalistler arasında patlak veren krizden faydalanmaktı.

Trump döneminin, ABD’nin Ukrayna’ya doğrudan müdahalesine bıçakla kesilmiş gibi ara verildiği bir dönem olduğunu, hatta, Trump’ın azil sürecinin dahi Biden ailesinin ve Demokratların Ukrayna ilişkilerini didiklemeye başladıktan sonra başladığını hatırladığımızda ise, karşımıza yine ‘genişleme’ konsepti bağlamında ABD-Avrupa ilişkileri ve Avrupa hakim sınıflarının çıkar savaşları çıkıyor.

Trump’ın iktidardan indirilmesi ve Demokrat ‘savaş’ Partisinin yeniden direksiyonu eline alması, NATO’nun genişleme ve Rusya’yı kuşatma yönündeki tarihsel görevinin yeniden başa yazılmasıyla ve bu rotada düzenin yeniden oturtulmasıyla sonuçlandı. Rusya’ya yönelik tarihsel görevin faturasını ise yine her zamanki gibi Avrupa halkları ödüyor, ödemeye de devam edecek.

Aynı şekilde, NATO’ya katıldığı 1952 yılından bu yana Türkiye’nin egemenleri de, Kontrgerilla başta olmak üzere sivil-askeri faşist yapılanmaları eliyle ülke çapında sosyalistlere ve bağımsızlıkçı eğilimlere yönelik baskısını sürdürerek, bu ‘savunma paktının’ üyesi olmanın gereğini yerine getiriyor. Türkiye’nin bu ‘performansı’ ise çoğu siyasi başlıkta ayrı derelerde akanları bazı anlamlı konularda aynı nehirde birleştiriyor:

AKP hükümetinin, masaya daha güçlü oturmak amacıyla emperyalistlerle sürdürdüğü denge oyunu, CHP önderliğindeki muhalefetin emperyalistlere verdiği “Biz daha iyi performans gösteririz” mesajları, en alakasız görünen bir kültürel ya da mesleki bir projenin altından bile bize göz kırpabilen bir NATO logosu, “NATO’dan çıkarsak Rusya bizi işgal eder” fikrini her gün farklı cümlelerle tekrar eden ‘özgürlükçü’ medya figürleri, NATO karşıtlığını iyiden iyiye unutan ‘yeni sol’ ve dahası… Bütün bunlar, Soğuk Savaş döneminin ideolojik temasıyla eşleşiyor, ancak bütün bu yaşananları bir tekerrür olarak adlandıramayız.

Son dönemde, “Türkiye içeriden ve dışarıdan düşmanla sarılmış durumda” söylemi milliyetçi/muhafazakar cephe tarafından yeniden öne çıkarılmış durumda. Ancak Türkiye, tehdit olarak işaret ettiği bu resmin çizimine her seferinde doğrudan dahil oldu. Ülkemiz, hiçbir zaman ‘tehditlerin çevrelediği sakin coğrafya’ olmadı.

Ortadoğu’da sönmeyen ateş, Arap Baharı, Siyonist saldırganlık, göç krizi ve dahası… Ülkemiz, hem bölgemizde, hem dünyada devam eden çok sayıda çatışmanın doğrudan tarafı oldu, NATO üyesi olduğumuz gün ‘sulh’ coğrafyası olma potansiyelini daha en başından kaybetti. Hepsinde doğrudan payımız ve sorumluluğumuz var.

Bu bağlamda NATO, Türkiye de dahil olmak üzere, ülkelerin egemenlik haklarını ve bölgesel barışı tehdit eden bir unsur olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bağımsızlığın ve barışın tek geçerli yolu ise, bu en büyük savaş örgütünü tarih sahnesine göndermek amacıyla mücadele etmekten geçiyor. Diğer bütün yollar çıkmaz sokakta.

Erkin Öncan

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓