Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

76. yılında NATO: Neden kuruldu, neden dağılmıyor?

14:04 7 dk okuma

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 3-4 Nisan’da Brüksel’deki karargahta yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın bitiminde ittifakın kuruluş yıl dönümünü “76 yıl önce, 12 ülke bu ittifakı oluşturan bir antlaşmayı imzalamak için bir araya geldi. Müttefikler yıllar boyunca birlikte çalışarak güvenliği sağladılar” ifadeleriyle kutladı.

Ukrayna’daki savaşın gidişatının ve 24-26 Haziran’da Hollanda’nın Lahey kentinde yapılacak NATO zirvesinin konuşulduğu toplantı, Ukrayna’ya yardım, daha fazla silahlanma, üye ülkelerin savunma harcamalarını yükseltme gibi hedefler zemininde gerçekleştirildi.

Kurulduğu günden bu yana dünyaya yalnızca daha fazla savaş taşıyan, ‘Transatlantik’ ittifakının çatırdadığı yönündeki söylentilere ve Avrupa liderlerinin ‘Trump terk etti’ endişelerine rağmen tarihsel misyonu gereği büyük bir gayretle savaşı uzatmanın yolunu arıyor.

Peki, ülkemizin de bir parçası olduğu bu savaş makinesi neden kuruldu?

Tarihler 4 Nisan 1949’u gösterdiğinde, 12 ülke tarafından atılan imzalar sonucunda ‘Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ (NATO) tarih sahnesine çıktı.

NATO’yu NATO yapan konsept ise, ‘genişleme’ konsepti.

Son dönemde, çoğunlukla Rusya’nın Ukrayna operasyonuna bir ‘tepki’ olarak gerçekleştirildiği düşünülse de, ‘genişleme’ konsepti, NATO’nun kurulduğu günden itibaren temel itici gücü oldu, öyle olmak da zorundaydı.

Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Birleşik Krallık ve ABD’yle başlayan süreç, 1952’de Yunanistan ve Türkiye, 1955’te Batı Almanya, 1982’de İspanya, 1997’de Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya, 2004’te Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya ve son olarak Türkiye’nin de onayıyla Finlandiya ve İsveç derken genişleme konseptini aralıksız sürdürdü.

Bu konseptin hedefinde ise, elbette ki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve sonrasında Rusya vardı. Genişleme, her dönemde aynı anda bir kuşatmaydı.

NATO’nun önderi ve itici gücü ABD, dolayısıyla ittifak, öncelikle ABD yayılmacılığının çıkarlarına hizmet eden bir savaş makinesi.

‘Sovyet tehdidi’ anlatısına karşı inşa edilen NATO, askeri ve medya gücüyle ‘komünistler dünyayı ele geçirmeye çalışıyor’ mesajı verirken, temel motivasyonu art arda patlak veren sosyalist devrimler ve ulusal kurtuluş hareketleriyle ete kemiğe bürünmeye başlayan ‘komünizm hayaletinin’ önüne bir set çekmekti.

Sovyetler Birliği’ne karşı savaşılmalıydı. Bu savaşın zemini öncelikli olarak Avrupa olsa da, savaşın Kore ve Vietnam gibi, dünyanın diğer bölgelerinde de yürütülmesi gerekiyordu.

NATO, savaş örgütü olduğu kadar siyasi bir dizayn aracıydı. Yalnızca ‘düşmanı’ değil, üye ülkelerin siyasetini şekillendirmek, politikalarına yön vermek için de ‘işlevli’ bir aracıydı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’daki ABD yanlısı siyasetlerin güçlendirilmesi, dönemin ekonomik ve siyasi buhranında solun bastırılması gerekiyordu.

NATO ve Kontrgerilla

Bütün bu hedeflere ulaşılması ise, ‘yasal’ yollarla imkansızdı. Bu nedenle NATO, ABD önderliğinde gizli örgütler kurdu, yönetti, ülkelerin iç işlerine müdahale etti.

NATO’nun sözde ‘komünizm tehdidine’ karşı mücadele bahanesiyle oluşturduğu gizli paramiliter gücü Kontrgerilla, ‘resmen’ NATO komutası altında olmamakla birlikte, NATO’nun gözetimi ve yönlendirmesiyle hareket eden bir yapılanma. Özellikle Avrupa’da faaliyet gösteren bu gruplar, demokratik kurumları baltalamak, sol/sosyalist hareketleri sindirmek ve toplumda korku yaratmak amacıyla pek çok karanlık operasyona imza attı.

NATO’nun Kontrgerilla faaliyetleri ilk olarak, İtalya’da gerçekleştirilen Gladio Operasyonu’yla açığa çıktı. Bu operasyonda, İtalya’da 1970’li ve 80’li yıllarda yaşanan çok sayıda terör saldırısının arkasında Gladio’nun bulunduğu ortaya çıktı.

Gladio tarafından örgütlenen bu saldırıların en önemli amacı ise, kamuoyunda saldırıların ‘solcu gruplar tarafından düzenlendiği’ izlenimini yaratmaktı. Böylece, sol hareketlere karşı kamuoyu desteği azaltılmaya çalışıldı, başarılı da olundu.

‘Stay Behind’ operasyonları

NATO’nun hedef aldığı ülkelerde Kontrgerilla eliyle yürüttüğü operasyonlar ise, tarihe ‘Stay Behind’ operasyonları olarak geçecekti.

Bu operasyonların amacı, Sovyetler Birliği’nin ‘Batı Avrupa’yı işgal etmesi durumunda’ direniş hareketleri kurmak ve sabotaj, istihbarat ve propaganda gibi faaliyetlerde bulunmaktı. Bu örgütler, normalde sivil olan, ancak gerektiğinde aktif hale gelebilecek kişilerden oluşuyordu. NATO’nun Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı (SHAPE) ve CIA tarafından koordine edilen bu süreç, kamuoyundan gizli yürütülüyordu. Bir diğer deyişle ülkeler, ABD tarafından gizlice işgal ediliyordu. NATO tarafından, para kaynağı, insan kaynağı ve hedefleri gizlenen ordular kuruldu.

İtalya dışında, Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan ve Türkiye gibi birçok NATO üyesi ülkede de benzer stay-behind ağları kuruldu. Bu örgütlerin varlığı, Soğuk Savaş boyunca gizli tutuldu ve bilgiler ‘devlet sırrı’ olarak korundu.

Türkiye’de Kontrgerilla

Benzer şekilde, Türkiye’de de NATO’nun Kontrgerilla faaliyetlerinin izlerine rastlanıyor. NATO’nun Özel Harp talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulan NATO birimleri, 50’li yıllarda önce Seferberlik Tetkik Kurulu, sonra doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı Özel Harp Dairesi ismi altında faaliyet yürüttü.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit de, bu gizli örgütün varlığını 1974’te, dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’dan öğrenecekti.

6-7 Eylül saldırıları, 1977 Taksim 1 Mayıs Katliamı, Maraş Katiamı, Çorum’da Alevilere yönelik saldırılar, 12 Eylül’e giden süreç, faili meçhul cinayetler ve daha fazlası…

Özellikle 1970’ler ve 1980’lerde solcu hareketlere ve halka karşı gerçekleştirilen birçok faili meçhul cinayet ve saldırının ardında, NATO’nun Kontrgerilla unsurlarının bulunduğu biliniyor.

Bu saldırılara dair en açık itiraf ise, o günlerde Seferberlik Tetkik Kurulu’nda çalışan, daha sonra Özel Harp Dairesi Başkanlığı’na kadar yükselen Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’nun 6-7 Eylül olaylarına dair açıklamasıydı:

“Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı. Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?”

‘Demokrasi’ adıyla genişleme

Genişlemediği sürece ölmeye mahkum olan bu ittifak, -yeni değil- 1990’ların sonunda neredeyse Rusya sınırına ulaşmıştı. Bütün bu sürecin temel ‘mottosu’ ise elbette ki demokrasiydi. Atlantik’in ‘özgür’ ulusları, demir perde totalitarizmine teslim olmayacaktı.

Elbette ki bu zorunlu genişleme, Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra durmadı. Mesele yalnızca Sovyetler’in varlığı değil, emperyalizmle uyumlu siyasi ve ekonomik düzenin Sovyet coğrafyasının tamamında hakim kılınmasıydı. Dolayısıyla, Batı siyasal anlatısında antikomünizme her daim eşlik etmiş ‘Rus düşmanlığı’ propagandası sürdürüldü.

Sosyalizmden ‘kurtarılan’ Rusya halklarının ekonomik kriz, mafya ve oligarşi üçgeninde çırpınışı devam ederken, NATO’nun yayılmacı çizgisi dünyada tek hakim güç olmaya başlamıştı.

Gizli operasyonlardan açık saldırılara

Bu hakimiyet, yalnızca gizli operasyonlarla değil, açık askeri saldırılarla da hakimiyetini sürdürdü.

1999’da Kosova’daki savaş, 2001’de Afganistan’ın işgali ve 2011’de Libya’ya yönelik emperyalist saldırganlık bunların en bilinenleri.

1999 yılında, Kosova, Sırbistan ve Karadağ, 13 ülkeden 600 uçak tarafından bombalandı. Temel hedef, NATO’nun Balkanlar’daki etki alanını genişletecek, ABD yanlısı bir hükümetin tesis edilmesiydi. Bu amacı, ‘Rusya’nın etki alanının sınırlandırılması’ olarak da okuyabiliriz.

‘Kararlı güç harekatı’ denen bu saldırılarda misket bombası dışında 6 bine yakın uranyumlu füze ve bomba atıldı. Mülteci kampları, su ve elektrik kaynakları gibi yaşamsal noktalar bombalanırken de aynı ‘kararlılık’ hakim kılındı. Pentagon, daha sonra Bosna-Hersek’te 10 bin 800 uranyumlu bomba atıldığını kabul etmek zorunda kaldı. Ve yine aynı kararlılık, sayısız Sırp’ın ölümü ve sürülmesiyle sonuçlanan etnik temizlik harekatlarına verilen destekle de gösterildi.

Aynı saldırganlık Afganistan’da da yaşandı. NATO şemsiyesi, anlaşmanın ünlü ‘5. maddesiyle’ ittifak üyelerinin Afganistan’a sürüklenmesiyle açıldı. Uzun süreli işgal ve sivil katliamların sonucunda ise, ABD güçleri, bu ülkeyi ‘Sovyet tehdidine’ karşı yıllarca büyütüp besledikleri Taliban’a bırakarak kaçtı. Emperyalist saldırganlığın öne sürdüğü ‘önleyici savaş’ konsepti, Julian Assange’ın yıllarca hapiste tutulmasının nedenlerden biri olan Afganistan belgeleri, sonraki dönem Irak’ta aslında olmadığı ortaya çıkan kimyasal silah yalanlarıyla örüldü.

Libya lideri Muammer Kaddafi’nin vahşice öldürülmesiyle sonuçlanan Libya ‘devrimi’ ise yine aynı ‘insani yardım’ maskesinin takıldığı, gerçekte ise Kaddafi’nin, hatta Kaddafi sonrası Libya’sının da ‘çizgi dışına çıkmasını’ engellemeye yönelik bir emperyalist saldırganlıktı. NATO’nun Libya’ya götürdüğü özgürlüğün temel sebebi, milyarlarca varil petrol, trilyonlarca metreküp doğalgaz rezervleriyle, 6 trilyon dolarlık enerji kaynaklarından başkası değildi. ‘Sivilleri korumak’ için BM himayesi altında başlatılan NATO bombardımanı aylarca sürdü.

Özgürlük, demokrasi, barış…

NATO, bütün bu saldırganlığını özgürlük, demokrasi, barış ve ‘insani gerekçelere’ dayandırdı. Bu açık yalanın dünya çapında milyonlarca alıcısının olması ise, ‘demokratik’ medya devlerinin başarısı.

Bu bağlamda, Ukrayna’da devam eden savaşı da bu tarihsellik içerisinde değerlendirmek mümkün. Ukrayna, hem Sovyet öncesi dönemde, hem SSCB döneminde, hem de sonrasında, emperyalizmin gözünü diktiği ve uzun süreli istikrarsızlaştırma girişimlerinde bulunduğu bir bölge. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ‘NATO’yu yeniden birleştirdiği’ yönündeki tezler de bu tarihsellikten uzak bakış açısı nedeniyle ortaya çıkıyor.

ABD, Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan ettiği tarihten bu yana, Ukrayna içi siyasi çekişmelerin çeşitli düzeyde parçası olageldi. 2004’teki Turuncu devrimde de bu saflaşma yaşandı, 2014’te, AB işbirliği anlaşmasının iptal edilmesiyle patlak veren Maydan Darbesi döneminde de aynı saflaşma geçerliydi. Ve hatta, ABD’nin NATO üyesi dahi olmayan Ukrayna’ya gösterdiği ilgi, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetlerinden çok daha öncesinde, Karadeniz’in tam anlamıyla bir NATO gölüne dönüşmesi planları dahilinde başlamıştı.

NATO bugün ne yapıyor?

Tarihi askeri saldırılar, gizli operasyonlar, faili meçhuller ve siyasi komplolarla yazılan NATO, genişleme konseptini bütün hızıyla sürdürüyor. Aynı şekilde, dünya genelinde kurduğu askeri noktalarla, kendi çıkarına ters hareket eden diğer ülkelere gözdağı vermeye çalışıyor.

NATO, yukarıda saydığımız saldırılar dışında, günümüzde de Somali’de ‘Operation Ocean Shield’, Akdeniz’de ‘Operation Active Endeavour’, Baltık bölgesinde ‘Baltic Air Policing’, Doğu Avrupa’da ‘Enhanced Forward Presence (eFP)’ isimleriyle ‘diş göstermeye’ devam ediyor.

Bugün ayrıca, NATO’nun İtalya, Almanya, Türkiye, Kosova, Afganistan, İzlanda ve İspanya dahil olmak üzere yaklaşık 10 ülkede çeşitli işlevlere sahip askeri üssü, 28 ülkede misyonu bulunuyor.

Savaşa hazırlık

Bu ittifak, onlarca asker ve teçhizatın katılımıyla yalnızca son 10 yılda çoğu her yıl tekrar eden 10’dan fazla askeri tatbikat düzenledi. Bunun anlamı, NATO’nun üye ülkeleri gitgide yakınlaşan bir savaşa sürekli hazır halde tutma çabasından başka bir şey değil.

Aynı şekilde, NATO, üye ülkelerden savunma harcamalarını artırması istemesi de bu büyük hazırlığın bir diğer göstergesi.

NATO’nun 2014’teki Galler zirvesinde (ki bu yıl Ukrayna’da renkli devrimin gerçekleştirildiği ve bölgede yeni bir sürecin açıldığı yıl), üye ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) en az yüzde 2’sini savunma harcamalarına, en az yüzde 20’sinin ise büyük donanım ve ilgili araştırma ve geliştirme faaliyetlerine harcanmasına karar verilmişti. Şimdi bu oran, ABD Başkanı Donald Trump’ın ve NATO’nun yeni Genel Sekreteri Mark Rutte’nin baskılarıyla yüzde 5’e kadar çıkarılmaya çalışılıyor.

Bugün Rusya’nın saldırısının ‘NATO’yu birleştirdiği’ düşünülse de, Rusya’nın Ukrayna operasyonundan 8 yıl önce NATO, Rusya’ya karşı Hazır Eylem Gücü (Very High Readiness Joint Task Force – VJTF) adı verilen bir görev gücü kurmuştu bile.

Bütün bu bilgiler ışığında NATO, hem üye ülkelerin, hem de rakip ülkelerin egemenlik haklarını ve bölgesel barışı tehdit eden bir unsur olarak varlığını sürdürüyor. Bütün odağı, planları ise durmaksızın genişleme üzerine. Bu genişleme durmadıkça, dünyamızda silahlar susmayacak.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓