Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Açılıma nasıl bakmalı?

12:07 7 dk okuma

Meclis açılışında sürpriz el sıkışmalar, her açıldığında nefret ve düşmanlıktan başka söz sarf etmeyen ağızlardan çıkan “barış” temennileri, düne kadar asgari düzeyde olsun diyalog ve hukuka saygı talep edenlere terörist diye saldıran AKP’li Cumhurbaşkanı ve yandaş gazetecilerinden gelen açılım güzellemeleri…

Derken Bahçeli’nin meclis grup toplantısında AKP’li, CHP’li ve DEM’li yöneticilerin tümünü hedef alırken “terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” diye seslenerek fiilen Öcalan’ı muhatap haline getirmesi ve dolaylı yoldan Öcalan’ın tecridinin sonlandırılması çağrısı yapmış olması…

Uzun bir süredir söylentisi dolaşan yeni “açılım” sürecinin artık resmen başladığını söyleyebiliriz. Tam olarak neyin pazarlığının yapıldığı bu aşamada belirsiz. Kanlı biten eski açılım dönemiyle benzerlikler ise haddinden fazla.

Esas olarak 2013-15 aralığında kamuoyuna yansıdığı haliyle “barış süreci,” kimilerine göre kangren haline gelmiş Kürt sorununun nihayet barışçıl yoldan çözümü için sahici bir umudu temsil ediyordu, kimilerine göre ise ihanet ve teröre teslimiyeti. Oysa gerek sürece ilişkin “barış” ve “ihanet” değerlendirmeleri yapanların gerekse süreç başarısızlıkla noktalandığında akan kan için birbirini suçlayan muhatapların tümü, bir noktada tamamen hemfikirdi: Emperyalist merkezlerin belirleyiciliğini görmezden gelmek…

Pembe hayallerle başlayan 2013-15 dönemi barış süreci, esasen ABD emperyalizminin bölgeye dair tasarımları doğrultusunda yönlendirdiği bir süreçti. Çok hızlı başlayıp sonunda kanlı çatışmalarla akamete uğraması da tarafların ABD ve birbirleri ile yürüttükleri kabul edilemez pazarlıklarda ganimetin paylaşılamamasının ürünü olmuştu.

“Barış süreci” neydi?

2013’te BDP’nin Diyarbakır’daki Newroz mitinginde Türkçe ve Kürtçe olarak okunan Abdullah Öcalan’ın mektubunda “Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor” vurgusu ve “silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi” talimatı müzakerenin tarafları ve ana akım medya tarafından ölçüsüz bir iyimserlikle karşılanıyordu. Eleştiriler Türklerle Kürtlerin kardeşliğinin “İslam bayrağı altında ortak yaşam” ekseninde tanımlanmasıyla sınırlı kalıyor, “Bugün artık yeni bir Türkiye’ye, yeni bir Ortadoğu’ya, yeni bir geleceğe uyanıyoruz” sözlerinin ima ettiği bölgesel pazarlık yeterince gündeme gelmiyordu.

Oysa ilgili dönemde yoksul emekçilerin kitlesel isyanlarıyla 2010 sonlarında başlayan “Arap Baharı” emperyalist merkezler ve bölge gericiliğince maniple edilmeye başlanmış, süreç sınırlarımıza dayanmıştı. Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle açılan dönemde İhvancılar iktidara gelmiş, AKP’nin ABD’yi Arap ülkelerinde İhvancı iktidarlar kuşağı yaratma stratejisine ikna ettiği ve bu strateji doğrultusunda maceracı adımlar attığı bir dönem açılmıştı. 20 Ekim 2011’de Libya’nın yurtsever lideri Muammer Kaddafi vahşice katledilerek Libya hala sonu gelmeyen bir kaosa itilirken benzer planlar Suriye için de devreye sokuluyordu.

Satın alınmış unsurlar ve dünyanın dört yanından toplanan kiralık katiller Suriye’nin üzerine salınmıştı. Türkiye’yi yönetenler Şam’da Cuma namazı kılma hayalleri kuruyor, Suriye’de de mümkünse İhvancı bir iktidar kurma değilse bu ülkeyi parçalama planlarına bilfiil dahil oluyorlardı. Emperyalist merkezlerden gerekli destek ve “yetki” alınmıştı. İmralı’dan gelen “yeni bir Ortadoğu” vurgusu da içi boş retorik değil, Ortadoğu’nun Suriye’den başlayarak altüst edileceği bir süreçten kendi adına pay alma perspektifinin yansımasıydı.

Bu tespiti yapmak için kamuoyuna yansıyan doğrulanmış beyan ve gelişmeler yeterli. BDP adına İmralı’ya gidip gelen heyetin Öcalan’la yaptığı görüşmenin tutanakları 28 Şubat 2013 tarihinde, yani Newroz mektubunun okunmasından sadece üç hafta önce Milliyet’te yayımlanacaktı. Silahlı unsurların Türkiye’den çekilse de komşu ülkelerde üslenebileceğine işaret eden Öcalan “Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz” diyecek, “Suriye, İran var. Şu an Suriye’de 50 bin, Kandil’de 10 bin, İran’da 40 bin var” diye ekleyecekti.

Öcalan’ın bu beyanları verdiği tarihte, Kandil bir tarafa, Suriye ve İran’daki YPG ve PJAK mevcudu bu sayıların çok çok altındaydı. Müzakere yürüten güçlerden biri Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden ihya etme hırsıyla yanıp tutuşurken diğer muhatap da emperyalist merkezlerin karıştırmakta olduğu ya da karıştırmayı hedefledikleri ülkelerdeki silahlı gücünü ve hakimiyet alanını genişletmeyi hedefliyordu. Tabii masanın diğer tarafına sıcak mesajlar verilmekten geri durulmuyordu: “Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz.”

Bu perspektif Kürt siyasetinin diğer unsurlarınca da benimsenmişti. Mayıs 2013, halkın öfkesi burnunda, Gezi Direnişi’nin başlamasına ramak kalmış. BDP’li siyasetçiler Vaşington-İmralı-Ankara arasında mekik dokuyor, bir ABD’li yetkililere bir de merkez medyaya mesaj üstüne mesaj veriyordu. Dönemin bağımsız milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Ahmet Türk ile BDP milletvekili Nazmi Gür Vaşington’a giderek Beyaz Saray, ABD Dışişleri ve Türkiye Dışişleri yetkilileriyle çeşitli toplantılar yapacak, basına konuşan Ahmet Türk ABD’li yetkililerle Suriye’deki gelişmeler üzerinde uzunca durduklarını ve Suriye’ye dair fikirlerine ABD’li yetkililerin de katıldığı izlenimi edindiğini söyleyecekti.

Sonraki günlerde dönemin BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Habertürk Ankara bürosunda gazetecilerle kahvaltı yaparak gündeme dair değerlendirmelerde bulunacak; Irak’taki gibi İran ve Suriye’de de birer özerk Kürt devleti ortaya çıkabileceği, hatta Irak’taki özerk Kürt bölgesinin ilerleyen süreçte bağımsız bir devlet haline gelebileceği öngörüsünü paylaşacaktı. Türkiye’de silahlı mücadele döneminin artık kapandığını savunacak, Suriye’deki fiili Kürt bölgesinin Akdeniz kıyısındaki Arap Alevi kenti Lazkiye’yi de içine alacak şekilde genişlemesi temennisini dile getirecekti: “Kürtlerin büyük bir sorunu ortadan kalkar. Denize alışırlar ve Türkiye’ye tam bağımlılık ortadan kalkar.” Suriye ABD emperyalizmine karşı varlık-yokluk kavgası içindeyken bir yandan da parçalanan Suriye’nin paylaşımına dair farklı senaryolar masaya geliyordu.

Unutmadan…

AKP iktidarı bu süreci 2010’lu yılların ortalarına kadar ABD ile tam eşgüdüm içinde yürütecek, bu eşgüdüm sürecin her bir aşamasına damga vuracaktı. Suriye’yle ilişkilerin dört dörtlük olduğu, Beşar Esad’ın henüz “katil Esed” değil “kardeşim Esad” olduğu dönemlerde Türkiye ve Suriye ortak bakanlar kurulu toplantısı dahil her düzeyde temaslar kuracak, ilgili süreçte AKP iktidarı Suriye’ye ABD adına ekonomiyi liberalleştirme ve İsrail’le normalleşme karşılığında İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ni geri alma gibi teklifler iletecekti. Arap Baharı sürecinin daha taze olduğu, Suriye’de silahlar patladığı ama işin henüz çığrından çıkmadığı Ağustos 2011’de ise dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Şam’a giderek Esad’la altı buçuk saat görüşecek, ABD adına rest çekecekti.

Türkiye’nin Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcı maceralara girmesi emperyalist merkezlerce teşvik ediliyor, Ocak 2013’te Patriot füzeleri Türkiye’ye geliyordu. Sonrasında Suriye’de cihatçı saldırganlık AKP taşeronluğunda koordine edilecek, “muhalif” güçler bir süre TSK ve Pentagon tarafından birlikte eğitilip donatılacaktı.

Kürt siyaseti ise sürecin olgunlaşarak kamuoyuna açılması öncesindeki “kapalı müzakere” dönemini Öcalan’ın liderliğinin altını çizerek geçirmeyi tercih edecek, Eylül 2012’de cezaevlerinde “İmralı’da tecridin kaldırılması ve Kürtçenin kamusal alanda kullanılabilmesi” talepleriyle açlık grevleri başlayacaktı. Açlık grevlerinin 68. gününde İmralı’dan gelen mesajla açlık grevleri anında noktalandı. 2013 Newroz’una damgayı vuranın Öcalan’ın mektubu olması Kürt siyaseti adına bu tür hamlelerle sağlanmıştı.

***

Pembe hayallerle başlayan 2010’ların “barış süreci” Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da patlayan bombalarla sona erecek, çok kanlı bir silahlı çatışma döngüsüne girilecekti. Sürecin tıkanmasının ana nedeni, şu ya da bu aktörün uzlaşmazlığı ya da samimiyetsizliğinin ötesinde emperyalizmle pazarlık temelinde kurulan denklemin çökmüş olmasıydı. ABD operasyonuyla Suriye’nin tasfiyesi planı çökmüş, ana hedefin tutmadığı koşullarda taraflar elde kalan sınırlı varlığı paylaşamamıştı.

2010’ların “barış süreci” boyunca yürütülen pazarlıklar halka açıklanmadı. Bu yazıda ele aldığımız başlıklar sürecin farklı aşamalarında satır aralarından yapılan çıkarımlardan ve bir bölümü süreç noktalandıktan sonra yapılan ifşaattan ibaret.

Günümüze gelecek olursak…

Bir anda gelen el sıkışmalar, karşılıklı sıcak mesajlar, sürece itiraz etmesi beklenecek milliyetçi çevrelerin ya alenen ya da bilinçli şekilde düşük profil göstermek suretiyle zımnen onayı, sebebi ve arka planı anlaşılamasa da çok geniş bir mutabakata dayandığı anlaşılan karşılıklı iyimserlik…

Ortadoğu’da bölgesel savaş tamtamları çalınırken “İsrail’in asıl hedefi Türkiye” demagojisi, mecliste konuya dair anlamlı bir tartışma yapıldığı şüpheli olan bir gizli oturum, iç siyasette Filistin hamaseti yapanların İsrail’e karşı somut girişimlerde bulunan güçlere karşı mezhepçilikle cilalanmış mesafelenmesi, TRT Farsça’nın açılışını bile “İran’ı rahatsız etme” hedefine bağlayacak aşırılıkta mezhepçi bağnazlık…

Bir yanda müzakere sürecini “yeni Anayasa” tartışmasına bağlayarak Cumhuriyet mirasıyla hesaplaşma ve Erdoğan’ı ölene kadar Cumhurbaşkanı yapacak bir formül bulmaya yönelik fırsatçılıklar diğer yanda apar topar Öcalan kartını masaya koymaya yönelik hamleler…

Ve ücreti ödendiği halde teslim edilmeyen F-35’lere alternatif olarak gündeme gelen Eurofighter’lar için bir anda gelen onay, Irak işgalinin hemen ardından 2004’te olduğu gibi 2026’da bir kez daha İstanbul’da toplanacak NATO zirvesi için geri sayım…

Denklem pek çok yanıyla 10 yıl öncesinin “barış süreci”ni andırırken yazıyı bitirmeden o süreçten bir anekdotu hatırlayalım.

28 Aralık 2011… Şırnak’ın Uludere ilçesinde F-16’ların yaptığı bombalamada sınır bölgesinde hareket halinde olan 34 yurttaş katledildi. TSK’nın PKK militanı diye vurduğu yurttaşların sınırda kaçakçılık yapan sivil Roboski (Ortasu) köyü sakinleri olduğu ortaya çıktı. Bu katliam Türkiye’de infial uyandırmış, Roboskili köylüler Irak sınırına ilerlerken Pentagon’un TSK’ya “PKK militanlarının sınıra ilerlediği” yönünde istihbarat verdiği ortaya çıkmıştı.

17’si çocuk olan 34 yurttaşın katlinde ABD’nin dahli olduğu ortaya çıkınca BDP İstanbul İl Örgütü 12 Ocak 2012’de ABD İstanbul Konsolosluğu’na yürüyerek siyah çelenk bırakmış, yürüyüşte “Bu katliam sizi de yakar” dövizi taşınırken açıklamada ve atılan sloganlarda katliamda ABD’nin rolüne işaret edilmişti.

Uludere katliamı, Mayıs 2013’te Ahmet Türk’ün basın mensuplarına yaptığı açıklamalar sırasında da gündeme geldi. Basın mensuplarının “Uludere olayı konuşuldu mu?” sorusuna Ahmet Türk manidar bir yanıt verecekti: “Uludere’yi konuşmadık. Belki de sıra gelmedi.”

Emperyalizmin doğasında bu var. Emekçi halklara dair gerçek gündemlere asla sıra gelmez. Huyunu bildiğimiz iktidarın aşina yollardan başlattığı yeni “açılım” sürecine de bu bilinçle yaklaşacağız. Emperyalizmin belirleniminde, gerici hedeflere bağlanarak yürütülen hiçbir süreçten halk yararına sonuçlar çıkmayacağını bilerek.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓