Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Baskının ve dağınıklığın kaynakları

20:53 7 dk okuma

İktidar bir süredir oldukça sert saldırıyor.

Oysa son yerel seçimlerin ardından işler iyi gibi görünüyordu.

İktidar, elindeki belediyelerin çoğunu kaybetmiş; “normalleşme” sürecine geçilmişti. Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel karşılıklı genel merkez ziyaretlerine başlamış, hatta Özel’e göre bu sayede yargının kimi adil kararlar alması sağlanmıştı. Her şey o kadar normaldi ki, CHP MİT Başkanı İbrahim Kalın’dan partilerine üyelik başvurusu yapacakları denetlemesini bile ister olmuştu.

Bu sırada halk ise yoksullaşmaya devam ediyordu. Enflasyon artışını bir nebze olsa da hafifleten ücret zamları gelmez olurken, işsizlik zirveye doğru yürüyordu.

Olsun. Yukarıda keyifler yerindeydi. Meclisin açılış vakti geldiğinde “özlenen görüntüler” nihayet karşımızdaydı. MHP lideri Bahçeli’nin hem CHP’ye hem de DEM Parti’ye gösterdiği sıcaklık yeni bir açılım çağrısı ile taçlanmıştı.

İktidarla normalleşmenin hazin sonu

Derken ne olduysa oldu.

İktidar bu kez CHP’lileri de içine alacak şekilde belediyelere çökmeye başladı. Kayyum düzeni geri geldi, yargı sopası yeniden harekete geçti. Muhalefetin farklı unsurları ipe sapa gelmez suçlamalara maruz kalırken, siyasi tutuklamalar gazetecileri kapsayacak kadar genişledi. Dizi sektöründe iktidar tarafından istenmeyen bir menajer, Gezi Direnişi’ne katıldığı için cezaevine atıldı. Yine aynı sürecin bir parçası olarak, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde Mustafa Kemal referanslı yemin eden subaylar ordudan ihraç edildiler.

Hayal kırıklığına uğramış olan “muhalefet cephesi”ne şimdi muazzam bir dağınıklık hakim.

Altılı Masa’nın en sağ unsurları birer birer eriyor. DEM Parti bir yandan “yeni süreç” için görüşmeler yaparken bir yandan da üyeleri tutuklanıyor, belediyelerine kayyum atanıyor. Dokunulmazlığa sahip onlarca vekil dururken siyasi davaların bilirkişisini ifşa etme görevini CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu üstleniyor. Partisi bu çıkışa ortak olmayarak konunun kriminalleşmesine izin veriyor. Tüm bunlar yaşanırken CHP Genel Başkanı, ne zaman yapılacağı hatta yapılıp yapılmayacağı belli olmayan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için parti içi ön seçim yapılacağını açıklarken, bir diğer olası aday olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Başkanı Mansur Yavaş da gazeteciler aracılığıyla ön seçimin parti üyesi olmayanları da kapsaması gerektiğini iletiyor.

Kırmızı kart vakasını ve onlarca garip görüntüyü saymaya gerek yok. İktidar vuruyor, kırıyor, dövüyor. Muhalefetin yaptıkları ise muhalefetten başka her şeye benziyor.

Peki neden şimdi?

AKP iktidarının baskıcı karakteri hiçbirimiz için sır değil. Emperyalistlere ve büyük sermayeye hizmet eden karşı-devrim sürecinin ana lokomotifi olan bu parti elbette karşısında hiçbir itiraz istemiyor.

Ancak bu durum 22 yıldır aynı. Bugün artan saldırıların ve dağınıklığın nedenini anlamak için tablonun bütününe bakmak gerekiyor.

AKP, 2002 yılında iktidara Türkiye’nin içinde bulunduğu karşı-devrim sürecini yönetmek için geldi. Görevleri kamu mallarının yerli ve yabancı sermaye tarafından sorunsuzca yağmalanmasını sağlamak, Cumhuriyet’in son kalıntılarını da tasfiye etmek ve Orta Doğu’da emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmekti.

İlk 10 yıl, ABD’nin Irak İşgali öncesinde çıkan tezkere krizi gibi birkaç örnek dışında neredeyse pürüzsüz geçti. Karşı-devrim süreci kimi zaman havuç kimi zaman da sopa ile yürütüldü. Aynı dönem dünyada yaşanan döviz bolluğu toplumsal rıza üretmeyi kolaylaştırırken, sürece ayak direyen unsurlar düzmece davalarla ve polis baskısıyla sindirildi.

Sorunları başlatan ise Arap Baharı süreci ve AKP’nin Suriye’de üstlendiği rol oldu. Her türlü müdahaleye karşın Suriye’de iktidarın yıkılmaması AKP’nin emperyalist Batı açısından işlevinin tartışmaya açılması için yeterliydi. Gezi Parkı’na polis saldırısının ardından başlayan Haziran Direnişi, iktidarın toplumsal desteğinin göründüğü kadar güçlü olmadığını açığa çıkarmış oldu.

Günümüze kadar süren bu dönemde iktidarın hem emperyalist merkezlerle hem de burjuvazinin kimi unsurları ile ilişkileri belirli bir sürtünmeye sebep oldu. Hatta kimileri bu sürtünme durumunu abartarak AKP’nin “Batı demokrasisi”nden koptuğunu söyleyerek eski güzel AKP’nin arkasından ağıtlar yakarken kimileri de iktidara yanaştıklarını “iktidar bizim cephemize geldi” diyerek ilan etti.

Oysa yaşananlar olsa olsa bir tür senkron kaymasıydı. AKP yine gericiydi, yine emperyalizme bağlıydı, yine karşı-devrimin partisiydi. Ancak iktidarın güncel ihtiyaçları ile ondan o anda beklenenler her zaman uyuşmayabiliyordu.

Örneğin iktidarda kalmak için ekonominin kendi deyimleri ile biraz “heteredoks” yönetilmesi ya da daha doğrusu seçim ekonomisi yürütülmesi gerekiyordu. Kazanan yine sermaye sahipleri oluyordu ama alışılmış yöntemler izlenmiyordu.

AKP, Türkiye’yi istekleri üzerine göçmen deposu haline getirmişti getirmesine ama ülkenin başındakinin “kafası atınca” Batı sınırını açmakla tehdit edebiliyordu onları.

Batılı efendiler bu öngörülemezliği sevmediler. Ancak onların fevri çıkışlar olarak değerlendirdiği hamleler aslında hizmetkarlarının iktidara tutunmasının bir yoluydu sadece.

Şimdi ikinci Trump dönemi başlıyor ve Türkiye’nin arızası gibi görülen durumun bir tür öncü gösterge olduğu daha net anlaşılıyor. Erdoğan’ın alışılmışın dışındaki tarzı, karşı-devrim sürecinin nasıl bir yönetim ortaya çıkaracağının ön gösterimiydi sadece.

Mehmet Şimşek eliyle yürütülen ekonomi politikaları gerçeği görünür kılıyor: Eğer seçim yoksa kime hizmet ettiğini gizlemeye de gerek yok! Kemer sıkma politikaları hem yoksulluğu hem de işsizliği artırıyor, Türkiye “yabancı yatırım” adı altında daha büyük bir yağmaya ve daha yoğun bir emek sömürüsüne itiliyor.

Ve Suriye… Sürtünmenin başladığı yer bitişinin de ilanı oldu. Modern Suriye’nin son kalıntısı da ortadan kaldırılırken Filistin Direnişi sakatlandı, İsrail genişledi, İran üzerindeki emperyalist kuşatma güçlendirildi. Orta Doğu’da emperyalistlerin en yüksek çıkarları yine AKP eliyle hayata geçirilmiş oldu.

Şimdi iktidar saldırıyor. Tam da emperyalistler ve büyük burjuvazi için işe yararlılığını yeniden kanıtlamışken…

Ya dağınıklık?

Karşı cephe de aynı süreçler tarafından belirlendi. Madem bir tür senkron kayması ve sürtünme vardı. Sorun buydu ve iddia bunu gidermek olmalıydı.

Muhalefet cephesi bir bütün olarak bu iddiaya kuruldu. Tek konu AKP’nin öngörülemezliğiydi ve hedef “demokratik Batı” ile tam uyum olmalıydı. Elbette onların istediği şartlarda bir uyum.

Önce AKP’ye tepkili olan halkın sokaktan çekilmesi gerekiyordu. Ne de olsa halk kitleleri AKP’den bile çok daha öngörülemezdi. AKP’ye karşı mücadele ederken başka düşmanlarının da farkına varabilir, kendileri için tek çıkar yolun hepsini birden sepetlemek olduğunu kavrayabilirlerdi.

Sokak eylemleri, kitlesel protestolar hızlıca itibarsızlaştırıldı. Parola şuydu: “Aman ses çıkarmayın, AKP’ye yarar”.

İktidar eliyle yürütülen yoksullaştırma politikaları sözde karşıya alınırken talep “rasyonel ekonomi” idi. Faiz oranları üzerinden bir tür cambaza bak oyunu oynanırken sömürünün üstü bir güzel örtüldü. Yabancı sermaye cici bir demokrasi ile birlikte gelecek, tüm dertler bitecekti.

Düzen muhalefetinin her konuda bir masalı vardı. AKP’nin laikliğe yönelik bitmek bilmez saldırıları toplumda büyük rahatsızlık yaratırken muhalefet tepkileri dindirmekle meşguldü. Gericilikle helalleşmek çözümdü.

AKP’nin düzeni krizlerle boğuşurken düzenin muhalefeti konunun bir numaralı muhatabı olan halkı siyasal alanın dışında tutmayı başardı.

Tarihin cilvesi, bu “başarı” AKP’ye yaradı. AKP’den onun düzenini devralma projesi başka bahara kaldı.

Rasyonel ekonomi isteyenlere gökten Mehmet Şimşek indirildi. Özellikle AKP eskisi Babacan ve İYİP muhalefetin tabanını neye ikna ettiyse bizzat AKP eliyle hayata geçirilmeye başlandı.

Suriye’yi gericilerin ele geçirmesi ise bu konuda iddialı bir başka eski AKP’li olan Davutoğlu’nun partisinin tek iddiasını da elinde aldı.

Sürtünmenin bitmesi düzen muhalefetinin siyasal zeminini ortadan kaldırdı, olan ise bu hedefe ikna edilen halka oldu.

Halk bu süreçte örgütsüzleştirilip gericiliğe ve sömürüye alıştırılırken düşünsel olarak da silahsızlandırıldı.

Haliyle elde kala kala kariyer hedefini gerçekleştirmiş bir genel başkan ve Cumhurbaşkanı olma hedefi dışında siyasal olarak ne istediği belli olmayan iki belediye başkanı kaldı.

Yeni bir kulvar zorunlu

Düzen muhalefetinin bu yönde tüm çabalarına karşın yine de iktidar açısından her şeyin kolay olacağını düşünmek doğru değil.

Birincisi mevcut dağınıklık iktidarı şimdilik rahatlatsa da düzen muhalefetinin “uyuşturucu” etkisinin dağılmasının halkta yaratacağı karşılığı önemsemek gerekiyor. Her güne daha da yoksul uyanan yığınlar türlü türlü felaket karşısında yalnız bırakılırken bunlara karşı hiçbir tepkinin birikmediğini düşünmek saflık olur. Zaten AKP’nin dönüp dönüp konuyu Gezi’ye getirmesinin altında da buna dönük bir bilinç ve korku yatıyor.

Bir diğeri ise düzenin tüm kriz ve gerilim kaynaklarının yerli yerinde duruyor olması ile ilgili. Örneğin Suriye ortadan kaldırıldı ama bu durum, onun nasıl paylaşılacağına ilişkin yeni bir soruyu da gündeme getirdi. Ya da Trump’ın yeniden iktidara gelmesini ele alalım. Bu durum AKP tarafından mutlulukla karşılandı ancak ilk büyük döviz krizinin Erdoğan ve Trump arasındaki rahip Brunson kriziyle çıkmış olduğunu unutmamak gerekiyor. İktisadi kriz de Türkiye’ye özgü değil. Kapitalist dünya iktisadi açıdan pek de stabil bir dönemden geçmiyor. AKP’nin devlete doldurduğu envai çeşit tarikatın ve çete mensubunun her daim rahat durması da beklenemez.

Yeni krizlerin de karşı-devrim tarafından aşılmasını engellemenin yolu ise toplumun gerçek çıkarlarını temsil eden yeni bir kulvarın ortaya çıkması ve güçlenerek alternatif haline gelmesi.

Öncelikle süreçte siyasetin dışına itilen ilk unsuru, yani halkı yeniden ayağa kaldırmak gerekiyor. Yalnızca “bize güvenin” demekle yetinmeyen, halkın bizzat kendisinin mücadele edeceği araçları yaratan bir siyaset tarzına ihtiyaç var.

Ve gerçek sorunlara gerçek çözümler…

Türkiye’de yoksulluk sorununun nedeni “başarısız ekonomi yönetimi” değil, sömürünün başarı ile sürdürülmesidir. O halde sömürüye karşı emeği ile geçinen yığınların talepleri siyasal alanda yer bulmalı.

Gericiliğe karşı toplumsal alerji bir tür hastalık değil sağlık göstergesidir. Toplumun neredeyse tamamının tepkisini çeken tarikatlara karşı net bir mücadele çizgisine ihtiyaç var.

Emperyalizmin etkileri yaşamın her anında halkın önüne çıkıyor. Göçmen sorunu dahil birçok siyasi, iktisadi, ideolojik ve askeri saldırı doğrudan doğruya emperyalist merkezlerin belirleyiciliğinin bir sonucu. Emperyalist tahakküme karşı mücadelenin yükseltilmesi birçoklarının fark etmediği kadar yaşamsal.

İktidarın baskısının da ortaya çıkan dağınıklığın da tek çözümü bu. Eğer böyle bir çizgi belirginleşip AKP’nin karşısına gerçek bir kuvvet olarak çıkabilirse o zaman sömürücüler üstünde baskıyı kuran halk, her türlü dağınıklığı yaşayan ise karşı-devrimci güruh olacaktır.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓