Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Batı Li­der­lik­le­ri­nin Üzerinde Dolaşan Lanet – Barış Zeren yazdı

12:21 7 dk okuma

Barış Zeren

“Daha geniş perspektiften bakıldığında, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi üzerinden altı ay geçmeden Batı liderlikleri üzerinde –maalesef henüz bir hayalet değil ama– bir lanet dolaşmaya başladı.”

Finlandiya’nın genç başbakanı Sanna Marin’in döktüğü gözyaşları hepimizi kuşkusuz üzdü, farklı, göz kamaştırıcı bir lider portresi çizerken yara almış görünüyor. Motor montlarıyla rock festivallerine gidiyor, üstsüz kadınların boy gösterdiği partilere katılmaktan imtina etmiyordu. Sosyal demokrat başbakanın bu alışkanlıkları tartışmalara yol açtığında, kimileri bunu Rus istihbaratının işi olarak gördü. Oysa istihbarata ne hacet, Marin çılgın eğlence yaşamını hiç gizlememiş, bir sosyal medya fenomeni rahatlığıyla pozlar vermişti. Finlandiya’nın yüz yıllık tarafsızlığını birkaç ayda bozarak ülkeyi NATO’ya sokmaya çalışan başbakan olmasa, kampüs yıllarının aktif sosyal yaşamıyla meşhur arkadaşlarımızı anımsatan imajıyla bizleri gülümsetebilirdi.

Pandemi dönemi, Batı’da ve özellikle Avrupa’da yeni bir lider tipolojisine geçişin son evresini oluşturdu. Almanya’da Angela Merkel’in yerine gelen Olaf Scholz’un, İsveç’te Magdalena Andersson’ın, nihayet Sanna Marin’in ortak noktaları yalnızca sosyal demokrat olmaları değil, kimilerince deglobalizasyon denen (fazla iddialı olan bu terimi çekinceli kullanıyorum) bir dönemde, finans piyasalarından lojistik ağlarına, sosyal politikalardan enerji fiyatlarına, oradan uluslararası siyasette saflaşmalara uzanan girift bir kriz döneminde iktidara gelmiş olmalarıydı. Bunlara ABD’de Demokrat Joe Biden’ı da ekleyince, tablo Atlantik ötesinde de tamamlanıyor görünüyordu. Başta ABD, gövdede –sağcı olsalar da “yeni model” kategorisine giren– Britanya ile Fransa hükümetleri ve ön saflarda bu merkez sol liderlikler: Batı bugün nükleer savaş ihtimalini gündelik tartışma konusu haline getiren Rusya-Ukrayna krizini böyle karşıladı, böyle yönetiyor.

Marin sert eleştiriler karşısında, kırılganlığını gizlemeyen bir savunma yaptı. Kamuoyuna “ben de insanım,” diye seslendi, kamusal görevi ile özel yaşamı arasında keskin bir ayrım koydu, bir başbakan olarak tek bir gün görevini aksatmadığını belirtti, gözleri dolarak “halkını,” bu arada “Ukrayna’yı düşündüğünü” eklemeyi ihmal etmedi. Artık sosyal yaşam gösterileri açısından kabuğuna çekilmiş görünüyor. Şimdi Rusya’yla mücadelede “Gerilimin azalması ancak Rusya’nın çekilmesiyle mümkün” sözlerindeki şahin pozisyonla bunları telafi etme derdinde görünüyor.

Bir Lanetin Dökümü
Daha geniş perspektiften bakıldığında, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi üzerinden altı ay geçmeden Batı liderlikleri üzerinde –maalesef henüz bir hayalet değil ama– bir lanet dolaşmaya başladı. Marin’in hemen ardından, 1814’ten beri koruduğu tarafsız politikasını üç ay gibi bir sürede bozarak NATO’ya katılma kararı alan İsveç geldi. Üstelik, Sosyal Demokrat Başbakan Magdalena Andersson, NATO’ya girme konusunun “ulusal güvenlikle ilgili pek çok gizli bilgiyi barındırdığı” için “referanduma uygun olmadığını” söyleyerek, özenle korudukları “demokrasi” vitrinini bozmaktan çekinmemiş, bu konuda muhalefetten de destek görmüştü. Tam bir “devlet aklı” görüntüsü veren bu kritik adımı attıktan sonra Andersson Eylül 2022 seçimlerinde mecliste çoğunluğu kaybederek istifa etti.

ABD Başkanı Biden, iç politikada Trump’ın dönüşünü şimdiden mümkün kılan bir siliklik izliyor. Öğrenci kredi borçlarının silinmesi gibi çarpıcı “popülist” vaatlerini gerçekleştirmede zorlandığı gibi, sınır sorunu, enflasyonla mücadele gibi başlıklarda ciddi baskı altında. New York Times’tan Michael Shear “Pek çok Demokrat Partili öfkelerine tercüman olacak bir savaşçı isterken Biden daha pasif bir yolu tercih etti,” yazıyor. Dış politikada, Rusya karşıtı cepheye katamadığı Ortadoğu petrol emirliklerine ziyareti başlı başına bir taviz emaresiydi; bugüne kadar ABD başkanının benimsediği Ortadoğu siyasetinin inkârı ve iflası kabul edildi. Bu arada, seyahat arifesinde Biden’ın oğluna ait olduğu ileri sürülen, pedofiliye varan son derece ağır özel yaşam ifşaatlarını da unutmamak gerekir. Biden’ın da diğerleri gibi, sallantılı bir siyaset figürü olduğu göze çarpıyor. Son Global Fund konuşmasından sonra kürsüde bocalamaları, Biden’ın bilişsel sağlığı konusunda uzun süredir ortaya atılan spekülasyonları körüklemiş durumda.

Tabii, Alman Şansölyesi Scholz: Almanya’nın ekonomik çıkarlarını çöpe atarcasına Rusya’yla karşı karşıya gelen sosyal demokrat liderin henüz birinci yılı dolmadan oldukça yıprandığı kaydediliyor. 22 Eylül tarihli Der Spiegel’e göre Scholz federal parlamento önünde sıklıkla sesini yükseltmeye, hatta bağırmaya başlamıştı. Son konuşmasında yumruğunu sıkarak “Bunlar ciddi zamanlar” demiş, “toplumun bütünlüğünün önemine” dikkat çekmişti; “You’ll never walk alone” (Asla Yalnız Yürümeyeceksin) tezahüratını hatırlatarak ülkedeki bölünmeden şikayet ediyor ve destek bekliyordu. Bütün bu seyre neredeyse yukarıdaki örneklerle aynı günlerde özel yaşam skandalının eşlik ettiği de atlanmamalı. Yalnızca sosyal demokrat parti üyelerinin girebildiği, Scholz’un da katıldığı bir gecenin sonunda dokuz kadın tecavüz hapına maruz bırakıldıkları iddiasını ortaya attı. SPD lideri Lars Klingbeil, haberler karşısında “şok geçirdiğini” söylüyordu. Siyasal zayıflığı ve kırılganlığı, Almanya’nın 1945 sonrasında gördüğü en büyük Avrupa savaşının öncü ülkelerinden biri olduğu hesaba katıldığında daha çarpıcı hale geliyor.

Fransa’da Macron bir yeni kuşak politikacı olarak daha güçlü bir profil çizmeye çalışsa da söz konusu lanetten nasibini alıyor. Macron önce Nisan 2022’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sendeledi, üstelik merkez sağın hep kendine yontabildiği aşırı sağ tehdidine rağmen. Sonra parlamento seçimlerinde sosyalist ve aşırı sağ blok karşısında kan kaybetti ve Uber firması lehine lobi yaptığı gerekçesiyle yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Bugün, –daha çok da kendisinden önce, Fransa’nın neoliberal deregülasyon politikalarına katılmadaki yavaşlığı sayesinde– enflasyon ve enerji krizinden görece az etkilense de, “bolluk devri bitti, buna hazır olmalıyız” sloganı içerideki hegemonya krizinin büyüyeceğini gösteriyor. Unutmayalım, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Ukrayna krizinde “tarafsız kalan” ülkeleri de Rusya’yı protesto etmeye çağırırken dinleyici sıralarının dörtte üçü boştu.

İngiltere: Johnson’ın günahı ve evrensel ders
Yine de hepsinden öğreticisi, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın başına gelenlerdir. Johnson, bütün Batı hükümetleri arasında en sağlam figürdü. The Time’a göre “hiçbir şey onu alaşağı edemez” gibi görünüyordu. Brexit politikalarını ateşli biçimde savunan bir seçim kampanyası yürütmüş, Muhafazakâr Parti’yi otuz yıldır görmediği bir parlamento çoğunluğuyla hükümete oturmuş ve Brexit’i yaşama geçirerek tarihi bir hamleyi gerçekleştirmişti. Dahası, Ukrayna Krizi’nin alevlenmesinde ve Zelenskiy yönetimine destekte bütün Batı içinde başı çekmişti. İki dünya savaşında nasıl İngiltere ABD’yi Avrupa savaşına çektiyse, burada da benzer bir diplomatik maharet sergilemek Johnson’a nasip olmuş görünüyordu. Johnson, yukarıda saydıklarımızdan farklı biçimde, bu “deglobalizasyon” dönemini yürütmeye aday güçlü lider tipolojisine örnek oluşturacaktı.

Ne var ki, Haziran ayında Muhafazakâr Parti içindeki güven oylamasından kıl payı yakasını kurtaran Johnson, Temmuz başındaki hamleden kurtulamadı. Muhafazakâr hükümetinin bakanları, 36 saat içinde birer birer istifa ettiler. Britanya tarihinde bir gün içinde bu kadar bakanın istifa etmesine ilk kez rastlanıyordu. Yine siyaset içinden ve dışından gerekçeler sıralanmakta gecikilmedi; kimi Johnson’ı uygunsuz cinsel davranışlarda bulunan birini parti denetçisi yapmakla suçluyordu. Kimi Muhafazakâr Parti yöneticileri ise Johnson’un pandemiden bu yana uzayıp gelen güvenilmez çizgisine artık tahammül edememişlerdi. Bu arada, Putin’e karşı savaş siyasetinin başını çekmesine rağmen Rus oligarklarla yaptığı görüşmeleri partisinden gizlediği ileri sürülüyordu. Dolayısıyla, bir sonraki seçimlere Johnson’la girilmesi halinde yenilginin kaçınılmaz olduğundan korkuluyordu. Johnson istifa etmemek için bir süre direndi, hatta Trump gibi, anayasadışı yöntem arayışlarına girmekle suçlandı; sonunda kulislerde istifaya ikna edildi.

Johnson’ı deviren gücün içeriden, hatta fazla içeriden, basbayağı Muhafazakâr Parti içinden geldiği besbelliydi. Asıl gerekçe ise, yukarıda saydığımız bütün ilk gerekçelerin unutulduğu yeni liderlik (dolayısıyla başbakanlık) yarışında yavaş yavaş açığa çıkıyordu. Muhafazakâr Parti liderliği yarışında dış politika, Brexit gibi başlıklarda bir ayrışma olmazken, parti içinde fraksiyonlaşma bütçe politikalarında kendini göstermişti.

Anlaşılan, Johnson’ın günahı, pandemi sonrası İngiltere son kırk yılda gördüğü en yüksek enflasyona sürüklenirken, geniş halk kesimlerinin desteğini kazanma hedefiyle, sağlık sistemi reformuna harcanmak üzere bir vergi yükseltme programı öngörmesiydi. Ekonomik krize müdahalede devletin rolünü artıran bu hamleyi liberal kadrolar nezdinde asıl affedilmez kılan ise özellikle kurumlar vergisini yükselteceğini ilan etmesiydi. “Popülizmin” bu kadarı, sermaye çevrelerinin tüylerini diken diken etmeye yetti. Muhafazakâr Parti’nin kıdemli vekili David Davis’in “Ya vergi artırımı planını iptal eder ya da Jeremy Corbyn’le yan yana anılmayı hak eder” sözü ürküntünün tehdit boyutuna vardığını göstermekteydi – özellikle de, solcu İşçi Partisi liderinin nasıl alaşağı edildiği anımsandığında.

Johnson içeride liderliğini güçlendirirken dış politikada da Ukrayna krizindeki kışkırtıcı politikalarıyla hatırı sayılır bir otorite kurmak istemesi şaşırtıcı olmamalı. Ama enflasyonist baskıyı artıracağı aşikâr Ukrayna krizinin içerideki gerilimi bu kadar hızlı yükselteceğini, içeride “popülizminin” bu denli tehlikeli görüleceğini hesaplayamamıştı. Johnson Ukrayna krizini körüklerken, bütün güç sarhoşluğuyla kendi bindiği dalı kesmişti.

Nihayet, Boris Johnson’ın yerine aday yarışını “vergi kesintisi” ve “mini bütçe” programıyla İngiliz sağının radikal piyasa yanlısı politikalarında ısrar eden, “zenginler ve iş dünyası üzerindeki vergi yükünü azaltmanın ekonomik canlanma getireceği” ezberini yineleyen Elizabeth Truss kazandı.

Britanya’nın yeni başbakanı Liz Truss’ın bu neoliberal köktenciliği İngiltere’nin önündeki yeni dönem sorunlara ne denli yanıt olacağı, Avrupa’nın genelini de ilgilendiren bir soru. Çift rakamlara yürüyen enflasyon, ekonomik gerileme, işçi sınıfının tepkisi, enerji fiyatlarının artışı şimdiden Truss’ın programını boşa çıkarmış görünüyor. Ama ne önemi var? Geçmişinde sıkı bir solcu olan ve bugün Johnson’dan bile sivri sağ politikaları savunan Truss’ı, CNN International fantastik kurgularda kılık ve cisim değiştiren karakterlere benzeterek övüyor ve “en zor başkalaşımına hazırlanıyor” sözlerini ekliyor. Anlaşılan “Demir Leydi” Thatcher’la aynı politikalara sahip ama bu kez onun dönek, siyaset sahnesinde sürekli suflelere muhtaç, zayıf bir versiyonuyla karşı karşıyayız.

Zayıf liderliklerin dinamiği
Batı’da liderlik mi? De Gaulle’le ilgili ünlü anekdottur: Paris Nazilerden kurtarıldıktan sonra De Gaulle Fransız iş dünyasıyla ilk toplantısında şöyle bir hepsinin yüzüne bakar ve “Beyler, hiçbirinizi direniş merkezimiz Londra’da göremedim?” deyip ekler: “Ama anlaşılan burada tutuklu da değildiniz.” Yirminci yüzyılın ilk yarısında her türlü toplumsal meşruiyetini yitirmiş, yükselen Nazizm’e direnememek bir yana, onunla örtük işbirliğine girmiş ve savaş sonrası yükselen sosyalizm tehdidini ensesinde hisseden “hür dünya” devlet akılları için toplum nezdinde geçerli, güçlü lider figürleri bir zorunluluktu. Bu zorunluluk F. D. Roosevelt’ten Conrad Adenauer’a, W. Churchill’den, Charles de Gaulle’e kadar çağdaş tarihten pek çok efsanevi lider üretti. Bunlar yalnızca yıkıcı krizleri yönetmekle kalmamış, Soğuk Savaş devletler sisteminin kuruluşunda da etkin yer almış figürlerdi.

Yirminci yüzyılın başındaki bu kriz süreci ise Batı’da zayıf, kırılgan ve vasat liderliklerle eşgüdümlü gidiyor. Siyasal ufku sınırlı –çoğunlukla da politik doğruculuk gibi hap niteliğinde apolitik değerlerle belirlenmiş–, toplumsal –moda jargonla popülist– reçetelere el sürmeyen, tabanla bağları kırılgan, zayıf liderlikler yeni kopuşları idare etmede, olası risk ve yenilgileri müesses nizam adına üstlenmede şimdilik ideal görünüyor.

Bu tablonun sanıyorum yeni bir Soğuk Savaş’ın başlangıcı tartışılırken önümüzde koyduğu soru şu: Zayıf liderlikler ne ölçüde bir yeni sistem, bir toplumsal barış ya da bir uluslararası hukuk düzeni üretebilirler? Rusya-Ukrayna çatışmasının giderek alevlendiği bir dönemde mühim bir soru sayılmalı.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓