Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Beştepe’nin Mecelle’yle sınavı

12:24 6 dk okuma

Kâzım Karabekir Paşa Mustafa Kemal’le arasında arzuladığı işbölümünü tarif ederken, mealen “ben geminin pervanesi olmak istiyordum, dümen yine onda kalsın” diyordu. Karşıdevrimci koalisyonda da benzer bir işbölümü var.

Beştepe’nin CHP’yi tasfiye hamlesi Temmuz’un ilk haftasonu yeni bir safhaya girdi. CHP belediyelerine yönelik genişletilmiş operasyon dalgasından değil, Özgür Özel’in 6 Temmuz günkü yanıt konuşmasından söz ediyorum. Bu, mim konması gereken bir konuşmadır. Beştepe’nin artık pervasızlıkta çığır açmış belediye operasyonlarına karşı Özel, “Türkiye bir yol ayrımında…” diyor ve perdeyi açıyordu. Gerici cenahın bütün sinir uçlarına basarak, Erdoğan’ın sandığı iptal etmek istediğini, buna karşı kitleleri sokağa çağırabileceğini, milletin sandığı Mustafa Kemal ve İsmet Paşa ruhuyla, nasıl kurduysa öyle koruyacağını, hatta Erdoğan’ın aklını başına almaması durumunda diktatorya heveslilerinin Mısır’daki Meydan’ı izler gibi gelişmeleri izlemek durumunda kalacağını ilan etti; Erdoğan’a “Allah’ın korkağı” diyerek onu sandığa çağırdı. Adını koymak gerek: Böyle bir konuşmanın CHP tarihinde bir muadili varsa o da Tahkikat Komisyonu rezilliğini üreten Menderes istibdadına karşı İsmet İnönü’nün “bu yolda devam ederseniz, sizi ben bile kurtaramam” söylevidir.

Konuşmanın karşı tarafta nazik bir yere temas ettiği, özünün özellikle ilk tepkilerde geri plana atılmasından anlaşılıyor. Erdoğan’ın yakın kadrosundan Hayati Yazıcı’ya göre Özgür Özel “değişmez tercihi haline geldiği gözlenen uslubuyla ‘kafamda fikir yok, küfür dolu’ der gibidir.”

Yine Erdoğan’ın değişmez çemberinden Ömer Çelik de sandık kavgasına odaklanmıştır: “Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatında, ‘sandık’ en kıymetli yol arkadaşıdır. Özgür Özel’in içinde olduğu siyasi gelenek ise tarihi olarak sandığa hasım muamelesi yapmıştır.”

Beştepe’nin TGRT’sine üslenmiş Kılıçdaroğlu ekibinden Barış Yarkadaş tedirginliğini daha açık ortaya koyuyor:

“Sayın Özgür Özel lütfen daha sakin, daha mantıklı daha birleştirici, herkesi kucaklayıcı ve güven verici konuşmalar yapsın”.

Sonradan Özel’e yönelik soruşturma dışında Beştepe teknokrasisinin “sokak vesayeti” diye bir suçlama uydurarak Özel’i yanıtlamaya çalıştığını görüyoruz.

Aslında genel olarak siyaset piyasası Özel’in konuşmasının vurgusunu gözden kaçırdıysa bunun nedeni, birincisi, Türkiye’de tarih derinliğinin yitirilmiş olması, ikincisi, Türk siyasetinde kafayı kuma gömmenin hâlâ geçer akçe sayılması ve üçüncüsü, ettikleri sözlerin ağırlığını taşıyamayacak politikacılara alışılmış olmasıdır. Tabii bu üçüncü madde nedeniyle kimse kimseyi suçlayamaz. Öyle ya, daha dün Anayasa devrimimizin “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sloganlarını atan Meral Akşener altılı masa kulislerinde buharlaşmadı mı? Ama bu kez ağızdan çıkmış sözlerin nesnel bir karşılığı olduğunu kabul etmek gerekiyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den geldiği için değil, 19 Mart’tan beri, gençliğin başını çektiği bir toplumsal tepki dalgasını bilfiil yakasında hisseden, hatta bu dalga sayesinde olağanüstü kurultayda İsmet İnönü’den sonra parti içinde en hâkim genel başkan konumunu kazanan Özgür Özel’den geldiği için. Aynı dinamik nedeniyledir ki Özel, 6 Temmuz uyarısıyla kitleler nezdinde kendisini de sınava sokacak bir siyaset çıtası koymuştur.

Beştepe, operasyonları neden yaydı?

Tayyip Erdoğan’ın 26 Haziran’da İstanbul dışındaki CHP belediyelerinde de “durum felaket” dediği açıklamasını izleyen Temmuz operasyonu aslında Beştepe’nin CHP’ye yönelik hücumunda bir taktik değişikliğini ifade ediyordu. Bir politikacı için ne hazin ki, genel başkanlığı kaybettiğinden beri bu ana hazırlandığı anlaşılan Kılıçdaroğlu bu değişikliği kavrayamamış ve 30 Haziran arifesinde –kamuoyunda “mutlak butlan” davası denen– iktidarın CHP’ yönetimini tasfiye ile CHP’yi bölme hamlesini hâlâ geçerli saymıştı. O kadar ki, gazeteci Saygı Öztürk’ün köşesine taşıdığı üzere, Kılıçdaroğlu, kendisini ziyarete gelen ve Beştepe operasyonuna karşı destek isteyen CHP heyetine bırakın desteği, açıkça meydan okuyordu. Merkezin CHP yönetimini iptal edecek bir mahkeme kararını tanımaması ihtimaline karşı bile “Genel Başkan neredeyse genel merkez orasıdır” diyor, alternatif bir merkezden CHP adına imzalar atacağını ilan ediyor, yani iktidarın CHP’yi bölme planını uygulayacağı sinyalini veriyordu. Ne var ki, 2010 yılından beri Kılıçdaroğlu’na itirazını istikrarla sürdürmüş biri olarak benim bile hayal gücümü aşan bu işbirlikçilik, yargı operasyonuyla CHP’nin başına geçirilmeyi kendine yedirebilen bu ihtiras, Beştepe nezdinde çoktan zeminini yitirmişti.

Beştepe yargısı 30 Haziran’da CHP merkezini bölünmeye götürecek kararı veremedi, çünkü her şeyden önce siyasal hazırlığının yetersiz olduğu ortaya çıktı. Mahkeme açısından dosya hazırdı ve Kılıçdaroğlu çevresi bir karar bekliyordu; 30 Haziran’da değilse de, adli tatilden önce. Ama tıpkı 19 Mart Darbesi’ne karşı görülen muhalefet dinamiği burada da işledi: Cumhuriyetçi toplumsal kesimlerden başlayan tepki dalgası CHP merkezini de sardı. Kılıçdaroğlu’na yönelik teşhir faaliyeti bir anda sosyal medyayı ve televizyon yorumlarını kapladı. Eski CHP başkanlarından oluşan idare-i maslahatçı camia bile aleyhte bir mahkeme kararına, –dolayısıyla Kılıçdaroğlu’na– karşı etkin biçimde direneceklerini duyurdular. Kılıçdaroğlu her ne kadar “üç aya kadar unuturlar” hesabıyla partide bir azınlık diktasını göze aldığını gösterdiyse de, CHP içinde bir ikili iktidar yaratamayacağı belli olmuştu. 26 Haziran’dan itibaren Beştepe, merkezini dağıtamadığı CHP’yi çevreden, belediyelerden kuşatmaya girişti.

Burada Beştepe’nin hazırlıksız olduğu daha temel bir nokta da kendini göstermiştir: CHP bölünmeye itilseydi ne olacaktı? Beştepe, kendisini kabullenmediğini ısrarla ortaya koyan toplumun en az yüzde ellilik bir kesimini, gurultuları giderek daha yüksek duyulan derin kaynayışı CHP olmadan nasıl yönetecekti? Bu anlamda CHP’yi bölmek, daha önce operasyonlarla merkez sağı, İslamcıları ya da milliyetçileri bölmekle aynı şey olmayacaktı. Elinde kalacak Kılıçdaroğlu’nun diğer bölme operasyonlarından elinde kalan Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş ya da Devlet Bahçeli kadar işe yaramayacak olması da cabasıdır.

Bahçeli’nin mecelle açılımı

Kâzım Karabekir Paşa Mustafa Kemal’le arasında arzuladığı işbölümünü tarif ederken, mealen “ben geminin pervanesi olmak istiyordum, dümen yine onda kalsın” diyordu. Karşıdevrimci koalisyonda da benzer bir işbölümü var. Devlet Bahçeli, batıp çıkan Beştepe gemisine sürekli yön, güç, enerji devşirecek açılımlar icat ediyor. CHP kuşatmasında da B Planı, Bahçeli tarafından Temmuz’un ilk grup toplantısında dile getirildi. Bahçeli, ortada dönen hukuksuzluğu Osmanlı’nın büyük hukuk girişimlerinden birinin paketine sardı ve CHP’ye Mecelle’nin “Def’i mazarrat celb-i menafiden evladır” kaidesiyle, yarar sağlamadan önce zararlardan arınmasını öğütledi. Bu tehditte bir yarar-zarar alışverişi ve pazarlık payı da açıktı ki, Beştepe’nin bütün beklentisi işte o küçük pazarlık aralığındaydı.

Beştepe’nin yeni konseptinde, Özgür Özel’e süre verildiği ima ediliyor, “8 Eylül’den bir gün sonra tarihi bir gün olan 9 Eylül’e bir ve bütün halinde ulaşması CHP için demokratik bir fırsattır,” deniyordu. Temmuz operasyonları sırasında açıklama yapan Erdoğan’a göre de “sokak eylemlerinden medet uman” Özel, yargı organlarının kararını beklemeliydi. Kısacası, CHP Genel Başkanı’na “normalleşme” politikasına dönüş, dolayısıyla yeni bir Kılıçdaroğlu olması tavsiye ediliyordu: tam da Kılıçdaroğlu silahı ellerinde patlamışken, tam da Özgür Özel, genel başkanlığının ilk dönemlerindeki düşük profilli muhalefetin cezasını Beştepe elinden çekmiş, tam da toplumsal dip dalgasıyla yükselişinin tadını almışken. Özel’in Bahçeli ve Erdoğan’dan gelen “Sokağı, İmamoğlu’nu ver, CHP’nin bütünlüğünü al” yollu teklifi siyasi rüşvet diyerek elinin tersiyle itmesi, Silivri’de yatmayı tercih edeceğini vurgulaması, Beştepe’nin inisiyatifi ne denli kaçırdığını da göstermektedir.

Başka bir Mecelle kaidesi

Beştepe 19 Mart Darbesi’nden Temmuz operasyonlarına gelinceye dek yalnızca Kılıçdaroğlu döneminden değil, 2002 Baykal CHP’sinden beri gelen bir muhalefet statükosunu bozdu. Oysa iktidarını yerleştirmesinde bu muhalefet statükosunun azımsanmayacak payı olmuştu. Aynı şekilde genel başkanlık serüvenine Değişimciler ile Kılıçdaroğlu arasında denge figürü olarak başlayan Özgür Özel, başlardaki siciliyle ikinci, hatta daha silik bir Kılıçdaroğlu olmaya aday olduğunu göstermişti. Ne var ki, 2023 Genel Seçim başarısıyla yerleşik muhalefeti ıskartaya çıkaran, Kılıçdaroğlu’culuğun kitleler nezdindeki bütün itibarını yerle bir eden Erdoğan’ın yine kendisiydi. Erdoğan, deyim yerindeyse, kendi eliyle cini şişeden çıkardı. Şimdi kendi içeriye girsin diye uğraşıyor.

Dolayısıyla, Beştepe’nin tasfiye hamlesinin İmamoğlu’yla biteceğini düşünmek de meselenin doğasını anlamamak olur. Unutulmamalı, 2019’da İstanbul’u AKP’den alan aslında İmamoğlu değildi. Siyasal İslam, İstanbul’u ve Ankara’yı çeyrek asır sonra, 2017 yılında, anayasa referandumunda kaybetti. Herhangi bir “kucaklayıcı” adaya karşı değil, kendi projesini reddeden “en az yüzde elliye” karşı kaybetti. Kılıçdaroğlu ekibi, o dönem kabul ettikleri gibi sokak gerginliğinden ürküp yüz yıllık parlamenter sistemi Erdoğan’a sessiz sedasız teslim etti ama bu, toplumsal dip dalgasını hiddetlenerek başka kanallara akmaktan alıkoymadı. İmamoğlu bu dalganın başına geçmiş bir liderden başkası olmayıp Erdoğan, ekonomik krizle boğuşurken kontrollü biçimde sessiz sakin yükselişini sürdürüyordu. 19 Mart Darbesi’yle Beştepe İmamoğlu’nu bir kenara iterken dip dalgasını da yeni kanallara itmiş oldu. Beştepe bir siyasal figürle değil, artık bir “dip dalgası” olmaktan çıkan, toplumsal tepkinin değişik vesilelerle beliren siluetleriyle mücadele etmektedir.

Ne olursa olsun, iktidar da muhalefet liderleri de Türkiye’de muhalefetin motor gücünün kitlelere geçtiğini görmüş durumda. Bugün muhalefetin dümenindeki Özgür Özel, “millete güveniyorum ulan!” sözünde belirttiği gibi bu motorun gücünü nereye kadar değerlendirecek, bir soru olarak önümüzde duruyor. Ama olaylar Bahçeli’ye, Mecelle’nin o kadar popüler olmayan ama son derece yararlı bir başka kaidesini söylüyor: “Bir iş dıyk oldukta müttesa’ olur.” Fazla sıkışan şey, patlar.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓