Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Baykalizm 2024: CHP’de bir reddimiras sınavı-1

09:59 6 dk okuma

Deniz Baykal 2023 yılında iki kere vefat etti. Fiziksel olarak 11 Şubat’ta, fikirsel olarak 14 Mayıs’ta. İkisi de kamuoyunda yeterince ele alınmadı. Fiziksel vefatı 6 Şubat depreminin yıkımı altında unutuldu ve ölümünün birinci yılında da elli beş yıllık bir siyasal yaşamdan beklenen bir zenginlikle anıldığı söylenemez. Daha ilginci, bu yarım asırlık siyasetçinin nasıl bir siyasal miras bıraktığına ilişkin muhasebelerin kıtlığıdır. Belki köşeli kişiliğiyle Baykal’ın yaşamı renkli anekdotlar açısından pek verimli değildir ve yine belki, şairin harika saptamasıyla “CHP’ye karşı bir CHP’li” olan Baykal’ın bir siyasal mirası olabileceği düşünülmüyordur. Nedeni ne olursa olsun, bu suskunluğa katılmak mümkün değil, zira bugün CHP’de istifa ve çekişmeler içinde gerçekten bir “değişim” tartışması varsa, o da Baykal döneminde girilen yolun bir eseri sayılmalıdır. Yirmi yıllık karşıdevrim sürecinde –Kılıçdaroğlu dönemini de kapsayacak şekilde– CHP’nin politika koordinatlarını belirleyen bir miras vardır ve konuşulmalıdır.

Solun Beşiğinde Büyüyen Sağ

Deniz Baykal’ın siyasal yaşamı, Adnan Menderes’in yakasına yapıştığı iddia edilen 555K eylemine dayandırılsa da bu, kendisinin de doğrulamadığı bir efsaneydi. Ama efsanelerin de bir işlevi var ve bunun işlevi de Deniz Baykal’ın sol ya da sosyal-demokrat tutumlarındaki geniş boşlukları kapamaktı. Öyle boşluklar ki, Hasan Bülent Kahraman’ın bir Siyasal Bilgiler Fakültesi profesöründen aktardığına göre, Baykal 1960’larda her eve uğrayan anayasa ve yeni Türkiye heyecanından bile uzak durmuş ve kendisine fikri sorulduğunda söyledikleriyle herkeste “herhalde AP’den politikaya girecek” izlenimi uyandırmıştı.

Herkesin sola akın ettiği bir devirde sağa meyletmenin özel bir formasyon gerektirdiği açıktır. Baykal da bugün artık sağın ilham kaynaklarından kabul edilen Şerif Mardin’in doktora öğrencisiydi; soldan uzak duruyordu ama doçentlik tezinde berraklaştırdığı anti-elitist ve anti-bürokratik pozisyon ile milliyetçi-mukaddesatçı sağın 1961 Anayasası’na tepkilerini yansıtıyordu. Bu formasyonunu, 90’larda “Anadolu sol” adını verdiği tutucu önerileriyle devam ettirecekti. (Rastlantı mı? Tek parti döneminde CHP içindeki müfrit sağcılar kendilerine “Anadolucular” diyorlardı, Baykal’la benzer mistik düşünsel referanslara yaslanarak.)

Baykal siyaseten, 555K eyleminde değil, Ecevit’in kadrosu olarak girdiği CHP-MSP hükümetinde doğdu. Kendisine “ortanın solu” etiketi biçen 1970’ler Ecevit’inin bir sağ siyaset olarak portresini ayrıca ayrıntılandırmak gerekiyor; ama bu hükümeti bir tür “Millet İttifakı” ilkörneği olarak özetleyebiliriz. 12 Mart faşizmine nispetle kendisini “demokrasiye dönüş” olarak sunan bu hükümet devrinde İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere kilit bakanlıklar Erbakan’ın İslamcı kadrolarına bırakılmıştı. Milliyet’ten başlayarak egemen düşünce dünyasında Küçükömer’ci esinlenmelerle “Cami-Fabrika” koalisyonu olarak yüceltilen bu hükümet tam da Deniz Baykal’vari bir gizli tutuculuk için biçilmiş kaftandı. Yeni Türkiye’de bir burjuva uzlaşmasının mümkün olduğuna dair umutların sahteliği, Milliyetçi Cephe faşizmlerinin yükselişiyle kanıtlanacaktı.

AKP iktidarına kadar geçen yıllarda Deniz Baykal’ın perde arkasında kalan serüveni şunu göstermiştir ki, merkez solda sol ve sosyal-demokrat hatlar kalınlaştıkça Baykal’ın alanı daralmaktadır. Merkez sol iddiasındaki partilerin sosyal-demokrat sularda seyrettiği 1975 sonrasında da 1990’ların kıtlığında da Baykal bir liderlik ve başarı gösterememişti. Ve eğer 1992’de CHP’nin yeniden açılmasıyla bu partinin başına geçmeseydi, Erdal İnönü gibi figürler karşısında liderlik koltuğuna elini sürebileceği bile şüphelidir. 1995 yılında onu CHP’nin başına oturtan başarısı mı? Çiller yaverliği uğruna bütün itibarını yitirmiş olan Murat Karayalçın’dan bayrağı devralmıştı. Ve yine, 2001 devalüasyonu Türkiye siyasal yaşamını düzleyip önünü açmasaydı, 1999’da barajın altına düşürdüğü CHP’yi ana muhalefet partisi yapabileceğine ilişkin hiçbir emare de yoktur. 2003 yılında Tayyip Erdoğan’a Siirt seçimlerinin yolunu açması üzerine Zülfü Livaneli “siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz,” derken aslında Baykal’ın alternatifler karşısında hissettiği zayıflığı teşhir ediyordu.

Baykal’ın Erdoğanizm pratiği

Bu bağlamda, Baykal üzerine nadir muhasebelerden bir başkasına, Sedat Ergin’e sıra geliyor. Türkiye’yi Erdoğan diktatörlüğüne teslim etmiş plaza siyasetinin “amiral gemisi” olan Hürriyet gazetesinde Sedat Ergin, nankör unutuşlar karşısında Baykal’a hakkını helal etme kibarlığını göstermişti. Ergin, Baykal vedasında aslında iddialı bir işe girişiyor, onun ilk ve en büyük günahını, Tayyip Erdoğan’a Siirt seçimlerine girme ve –mecliste CHP’nin koltuk sayısının azalması pahasına– hükümetin başına geçme imkânı tanımasını aklamayı deniyordu. Ergin’e göre 2003 yılında Deniz Baykal Tayyip Erdoğan’ı siyasete sokan anayasa değişikliklerini kabul etmeseydi, AKP bu anayasa değişikliklerini kendi başına yapacak, hatta “mağdur sayılacağı” için, maazallah, “sandıkta yakalamış olduğu rüzgârı daha da güçlü bir şekilde” estirecekti. AKP’ye böyle nafile bir baraj koymak yerine Baykal, “çözüme katkı sağlayan taraf olmuş” ve Ergin’in “AKP’yi denetleme sorumluluğu” dediği yeni bir politika benimsemişti.

Sonuç mu? Baykal’ın “çözüme katkı sağlaması” sonucunda AKP tam da “sandıkta yakalamış olduğu rüzgârı daha da güçlü bir şekilde estirdi”.

Siyasette gaflet anlık değil, süreklidir, çünkü organize bir gaflettir. Tayyip Erdoğan Siirt seçimleriyle başbakan olduğundan beri plazalarca öğütlenen tek “meşru” siyaset, AKP’ye karşı bir dalgakıran olmak yerine, önlenemez gibi sundukları bu dalgada AKP’yle birlikte yükselme, AKP’yle aynı dalgaya binme sanatıydı. Baykal hiçbir ışığı olmayan bir siyasetçi olarak, hiçbir beceri gerektirmeyen bu “çözüme katkı sağlama” sanatının icracısı oldu.

Ne denebilir, Ergin’den al haberi: Sedat Ergin aslında “AKP’yi denetleme sorumluluğu” diyerek Baykal’ın ilk günahını bir nevi ilk sevaba dönüştürünce, AKP’nin yerleşme süreci üzerine bizlere yeni bir perspektif sunmuş oluyor: AKP iktidarının, CHP “denetiminde” yerleştiğini ima ediyor. Gerçekten de Baykal, dünyanın en adaletsiz seçim sistemiyle kendine meşruiyet devşiren AKP’nin ilerleyişinin önüne asla geçmedi ve muhalefetteki rolünü AKP ile sözde “müesses nizamın” her çatışmasında âdeta bir trafik polisi gibi Erdoğan’a dur-kalk komutları yağdırmakla sınırladı.

Bununla birlikte, Baykal, Erdoğan’dan çok muhaliflerin umursadığı bir trafik polisiydi. Başka deyişle, Erdoğan’dan ziyade ona karşı duran güçleri denetim altında tuttu, tabanında, partisinde ve bürokraside. Gerek Sedat Ergin tarafından gerek liberal cenahça “müesses nizam” diye mistikleştirilen, (özünde 1961 Anayasası’ndan kalma denge-denetleme mekanizmaları olan) bürokratik-kurumsal yapının çözülmesinde bir tür arabulucu rolü oynamıştı. Liberallerin öfkeyle andıkları gibi hiç de ulusalcı değildi ve 2001-2’den itibaren izlediği grafik, ta 1961’de kemalizm biçiminde görünen anayasal bürokratizme olan alerjisiyle paraleldi. Bu anlamda dönemin ruhuyla uyum içindeydi.

IMF komiseri Kemal Derviş’in elini CHP kürsüsünde kaldıran Baykal’dır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Avrupa Birliği‘ne uyum yasaları hiçbir itiraz olmaksızın, diktatoryal bir hızda, parmak kaldıran kuklalara dönmüş milletvekilleri eşliğinde geçerken ana muhalefetin başında Deniz Baykal vardı. Cumhuriyet Mitingleri’nde milyonların AKP’ye yönelik tepkisine tanık olduktan sonra CHP’yi çarşaf açılımına sokan yine odur.

Sanatını CHP başkanlığından ayrıldıktan sonra bile icra etti. Ve bu anlamda Baykal’cılığın doruk noktalarından biri, Nisan 2017’de, yüz yıllık parlamenter rejimi derme çatma bir despotizmle değiştiren şaibeli referandumu kabul ettirmedeki hevesidir. Pusulasız oyların geçerli sayıldığı referandum karşısında CHP içinde meclisten çekilme baskılarına, TBMM başkanı olarak “anayasanın işletilmesi sürecine TBMM’de engel olacakları” yanıtını veriyor, herkes seçimdeki şaibeleri tartışırken Baykal “2018 başkanlık seçimlerine odaklanmak gerek” diyerek Erdoğan’ın oldubittisine ayak uyduruyordu. Kuşkusuz, bunu yaparken plazaların öğütlediği sanatında bayrağı devralan Kemal Kılıçdaroğlu’na nefes oluyordu.

Gerçekten de, Kemal Kılıçdaroğlu hiç kuşkusuz bu bakımdan Baykal’ın bir devamı olup yalnızca CHP politikalarında çubuğun “müesses nizam” ve toplumsal muhalefet aleyhine daha da bükülmesini ifade etmektedir. Tek farkla: Deniz Baykal hâlâ kamuculuk, laiklik gibi birtakım prensipleri gözetmek durumundaydı, Kılıçdaroğlu ise prensiplerin önemli olmadığını öğretti, hem partiye hem kitlelere.

Baykal Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığını kabul etmediği gibi, 2010 anayasa değişikliklerine direneceğini söyleyince, karşıdevrime ilerlemek için başka anamuhalefet lideri gerektiği ortaya çıkmıştı. Kaset komplosu bu aşamada geldi.
Ama bunun dışında Kılıçdaroğlu, Gül’cü olan ve 2010 referandumunda hayır oyu kullanmayı “unutan” bir Baykal’dır.

Kılıçdaroğlu gerek laiklik savunusunu CHP’nin envanterinden çıkarışında, gerek 2010 referandumunun kabullenilmesinde, gerek milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında, gerek Erdoğan’ın Yenikapı uzlaşmasına katılmasında ve CHP’nin AKP’ye eşlik ettiği sayısız örnekte Baykal mirasını bihakkın sürdürdü. Baykal’ın açtığı kulvar sayesinde Kılıçdaroğlu Kemalist rolü oynamaya bile gerek duymadı, solculuğu da tam bir feodaliteye çevirdiği CHP içinde İstanbul İl Başkanlığı’na, moda deyimle, “taşere” etti. Ve bugün iktidar cenahında, bu 1961 denge-denetleme mekanizmalarının sonuncusu olan Anayasa Mahkemesi’nin de kapatılması gündemdeyse, buraya Deniz Baykal’ın açtığı yoldan gelinmiştir.

Değerlendirmeye Baykal’ın 2023 seçimlerine taşınan mirasını açarak devam edeceğiz.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓