Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Dünden Bugüne Filistin – II: İşgal, Direniş, Sürgün

19:35 10 dk okuma

1947 planı ve Nakba

Filistin’in ve soykırım kurbanı Yahudilerin milli yurt talebinin geleceği, II. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan BM’nin ilk gündemlerinden oldu. Filistin’e gelen BM heyeti 1946 sonunda bölgede 1 milyon 269 bin Arap, 608 bin de Yahudi yaşadığını, Yahudilerin bölgenin toplam yüzölçümünün yüzde 7’sine, ekilebilir arazilerin ise yüzde 20’sine sahip olduğunu saptadı.

Filistin’in iki halk arasında bölünmesini savunan heyetin görüşleri doğrultusunda hazırlanan 1947 Planı’nda bölgeye daha fazla Yahudi göçü geleceği öngörülerek Filistin’in yüzde 56’sının Yahudilere, yüzde 43’ününse Araplara bırakılması, bölgenin farklı inanç grupları açısından kutsal olan Kudüs ve Beytüllahim’in de uluslararası bir bölge olarak tanınması önerildi. Siyonistler ilerleyen süreçte daha geniş bir bölgeyi zaptedeceklerine inanarak planı kabul ederken Araplar ise Yahudilere fazla toprak verildiğini savunarak reddetti.[1] BM planının ardından patlak veren iki yıllık savaş (1947-49), bildiğimiz anlamda Filistin sorununun ortaya çıktığı dönemeç oldu.

Planın açıklanmasının hemen ardından yerli Arap nüfus ile Siyonist yerleşimciler arasında çatışmalar başladı. Nisan 1948 itibariyle Siyonist güçler, BM planında öngörülen bölgenin büyük bir bölümü ile yerli Arap nüfusa bırakılmış pek çok yeri de ele geçirdi. Siyonistlerin ilk andan itibaren işgalcilik eğilimi göstermesi de askeri açıdan hızlıca üstünlük kurması da İsrail’in kuruluş dinamiklerine uygundu. Başından itibaren yerleşimler inşa edip yerli nüfusu yerinden etmeye dayalı bir genişleme stratejisine dayandığı için işgalcilik doğasında vardı. Farklı çatışmalarda bulunmuş Yahudi lejyonlarına ve Siyonist projeyi destekleyen uluslararası sermaye gruplarına dayandığı için de daha devletleşmemişken bile eğitimli, diri, organize ve teknolojik açıdan üstün bir silahlı kuvvete sahipti.

14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti, resmen kuruluşunu ilan etti. ABD’nin derhal tanıdığı bağımsızlık ilanından bir gün sonra İngiliz manda güçleri bölgeden çekilirken Filistin’e komşu olan beş Arap devleti (Mısır, Suriye, Ürdün, Irak ve Lübnan) İsrail’e savaş ilan ediyor, bu ülkelerden Lübnan dışındakiler “Filistinlileri Siyonistlerden kurtarma” hedefiyle askeri harekat başlatıyordu. 1949 itibariyle savaş İsrail’in galibiyetiyle sonuçlandı. Savaş sonunda Filistin ülkesinin yüzde 77’si İsrail’in kontrolüne geçerken “Yeşil Hat” taraflar arasında sınır kabul ediliyor; Doğu Kudüs ile Filistin’in merkezinde yer alan Batı Şeria Ürdün’ün, Doğu Akdeniz kıyısındaki Gazze şeridi ise Mısır’ın kontrolünde kalıyordu. Savaş sonrasında ortaya çıkan denklemde 1947 planında öngörülen Arap devleti kurulamazken 700 binin üzerinde Filistinli Arap ülkesini terk ederek mülteci durumuna düştü. İsrail’in resmi belgelerinde 1947-49 arası kitlesel Filistinli göçünün sorumlusunun Siyonist milislerin gerçekleştirdiği yerinden etmeler ve toplu katliamlar olduğu itiraf ediliyordu.[2]

Arap halklarının Nakba (Felaket) olarak adlandırdığı İsrail’in kuruluşunun ardından gelişen süreç boyunca İsrail hükümetleri Filistin’in varlık ve egemenlik hakkını tanımadı, yerleşimleri büyütme politikasıyla uluslararası hukuka aykırı olarak tarihi Filistin ülkesinin tamamında fiili egemenlik kurma hedefi doğrultusunda ilerledi. Filistin’in bundan sonraki tarihi de işgaller, katliamlar ve direnişler tarihi olarak seyretti.

Devrim sonrası Mısır: Nasır’dan Sedat’a, himayeden ihanete

İsrail karşısındaki ilk yenilgi Arap dünyasında büyük bir şok yaratmış, mevcut yönetimlere yönelik hoşnutsuzluğu artırmıştı. Bunlardan biri de 1950’li ve 1960’lı yıllar boyunca Filistin davasına sahip çıkarak İsrail karşısındaki en büyük bölge gücü haline gelecek olan Mısır’dı.

İsrail karşısındaki yenilginin memnuniyetsizlik yarattığı Mısır’da ilerici subayların yeraltı örgütü Hür Subaylar, Mısır ordusundaki tabanını hızla genişletti. 23 Temmuz 1952’deki devrimle Mısır’da Kral Faruk tahttan indirildi. 18 Temmuz 1953’te monarşiye son verilerek Mısır Arap Cumhuriyeti ilan edildi, 1954 itibariyle devrimin lideri konumundaki Cemal Abdünnasır ülke yönetimini tamamen ele almayı başardı. Bu tarihten itibaren Mısır’ın Batılı ülkelerle arası açılacak, Filistin davasında ısrarcı olan Nasır yönetimi SSCB’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden biri haline gelecekti.

Cezayir direnişine desteği nedeniyle Fransa’yla arası açılan Nasır, Mısır ordusunu tahkim etmek için silah talebi Batılı ülkeler tarafından reddedilince Sovyet müttefiki Çekoslovakya’dan silah almaya karar vererek Batılı ülkelerle ilişkilerini iyice germişti. Aynı dönemde SSCB’yi güneyden çevrelemeyi hedefleyen Bağdat Paktı’na katılım davetini reddederken 18-24 Nisan 1955’te Bandung Konferansı’na katılan Nasır, Sovyet dostu Bağlantısızlar Hareketi’nin önemli liderlerinden biri haline geliyordu. 1956’da Süveyş Kanalı’nı millileştirme kararının ardından İngiltere, Fransa ve İsrail’in saldırısına uğrayan Mısır, SSCB’nin açık desteğiyle Süveyş krizinden zaferle çıktı. Bu tarihten sonra İngiliz ve Fransız şirketlerine el koyma, banka ve sigorta şirketlerini devletleştirme ve sanayi altyapısını güçlendirme gibi kalkınmacı hamleler yapan Nasır yönetimi, Arap halklarının anti-emperyalist ve anti-Siyonist birliğine dayalı “Arap sosyalizmi” doktrini doğrultusunda 1958’de Mısır ve Suriye’nin birleşmesiyle Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin kuruluşuna önayak oldu ve Filistin’e de aktif desteğini sürdürdü.[3]

1967 baharında Suriye ile İsrail arasında artan askeri gerilime Mısır ve Ürdün’ün de dahil olmasıyla birlikte yeni bir Arap-İsrail savaşı patlak verdi. Altı gün süren savaşta Arap güçleri İsrail karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Suriye ve Mısır’ın hava kuvvetlerini imha eden İsrail bölgenin en büyük askeri gücü olduğunu tescil ederken Mısır’ın kontrolündeki Sina ve Gazze şeridini, Ürdün’ün kontrolündeki Batı Şeria’yı ve Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ni işgal etti.[4]

1967 savaşındaki yenilgiyle birlikte etkisini görece kaybeden Mısır, yine de Nasır’ın yaşamını yitireceği 1970’e kadar Filistin’e desteğini sürdürdü. Nasır’dan sonra iktidara gelen Enver Sedat döneminde ise Mısır’ın rolü farklılaştı. II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyasına sempati duyduğu bilinen Sedat[5] 1970’li yıllarda önce Mısır’ın rotasını SSCB’den ABD’ye çevirdi, ardından da İsrail’i resmen tanıyan ilk Arap lider olarak Filistin’e sırtını döndü. Bununla birlikte aynı dönem, Filistin direnişinde inisiyatifin Arap devletlerinden Filistinli direniş örgütlerine geçişine de tanıklık etti.

Yenilgi, direniş ve mülteci sorunu

1967 yenilgisi, 200 bin Filistinlinin daha mülteci olmasına yol açtı. İsrail artık Kudüs gibi sembolik değeri olan şehirler dışında ele geçirdiği yerleri resmen ilhak etmiyor, böylece buraların yerli halkına yurttaşlık verme yükümlülüğünden sıyrılırken askeri kontrolden ve yerleşim sayısını artırmaktan da geri durmuyordu. Tüm Filistinlilere kendi ülkelerinde ya da dışarıda mülteciliği dayatan bu kolonizasyon politikasının sonucunda 2014 tarihli bir rapora göre toplam 5 milyon 600 bin Filistinli İsrail’de ya da İsrail işgali altındaki Batı Şeria ve Gazze’de yaşar hale gelmişti. İlgili rapora göre 1949 sınırlarında yaşayan 1 milyon 400 binin üzerindeki Filistinli İsrail vatandaşı haline gelirken Batı Şeria’da 2 milyon 600 bin, Gazze’de ise 1 milyon 600 bin Filistinli İsrail işgali altında yaşıyor, yine 5 milyon 600 bin Filistinli de başka ülkelerde ikamet ediyordu.[6] Güncel kaynaklar ise Gazze’nin günümüzdeki nüfusunu 2 milyon 300 bin olarak kaydetmektedir.[7]

1967 yenilgisinin bir diğer çıktısı ise Filistin davasının Filistinli direniş örgütleri tarafından sahiplenilmesi oldu. 1964’te Arap Birliği tarafından kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içinde genç ve militan bir kuşak öne çıkmaya başlamış, 1968’de FKÖ liderliği örgütün en büyük bileşeni el-Fetih’in de lideri olan Yaser Arafat’a geçmiştir. Mücadele süreci içinde sosyalistleşen eski Arap milliyetçilerinin bir araya geldiği Corc Habaş liderliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC) gibi örgütler de 1967’de kuruldu. Tüm direniş örgütleri FKÖ çatısı altında toplanırken Filistin direnişinin öncülüğü de sosyalist kadrolara geçiyordu. Batı Şeria’da gerilla mücadelesi ve çeşitli Arap ve Avrupa ülkelerinde uçak kaçırmalar gibi militan eylemlerle varlığını sürdüren Filistin direnişi bu dönemde tüm dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı.[8] Deniz Gezmiş dahil pek çok Türkiyeli sosyalistin de Filistin mücadelesine doğrudan katıldığı bu dönemde FKÖ lideri Arafat’ın yanında Corc Habaş, Corc Abdullah, Gassan Kanafani ve Leyla Halid FHKC lider ve savaşçıları da tıpkı Che Guevara gibi dünya çapında tanınan devrimci figürlere dönüşüyor, tüm dünyada devrimci gençlere ilham veriyordu.

1970’li yıllarda Filistin direnişi güçlenerek devam ediyor, Arap devletleri ise İsrail’e karşı kimi askeri zaferler ve siyasi-diplomatik kazanımlar elde ederken Filistin davasını yüz üstü bırakmaya hazırlanıyorlardı. 1971’de Mısır lideri Enver Sedat, 1967’de alınan Mısır topraklarının geri verilmesi karşılığında barış anlaşması yapmaya hazır olduğunu BM aracılığıyla İsrail’e iletti. ABD-İsrail kampının bu talebi geri çevirmesi üzerine Mısır ve Suriye 6 Ekim 1973’te İsrail işgali altındaki kendi toprakları olan Sina ve Golan Tepeleri’ne saldırı düzenledi. İsrail’i hazırlıksız yakalayan iki Arap ülkesinin elde ettiği askeri başarı yeni bir dönemin kapısını açtı. ABD bir yandan İsrail’e yönelik askeri yardımını artırırken diğer yandan Mısır’a yönelik diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı.

Sedat’ın Temmuz 1972’de Sovyet askeri danışmanlarını ülkeden göndermiş olmasına[9] güvenerek yapılan diplomatik girişimler, bu on yılın ikinci yarısında sonuç verdi: Sedat 1977’de İsrail denetimindeki Kudüs’e gidip sonrasında İsrail parlamentosu Knesset’te konuşma yapacak, ertesi yıl da ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuğunda İsrail Başbakanı Menahim Begin ile yürüttüğü görüşmenin sonucunda hem Mısır-İsrail ilişkilerine hem de Filistin sorununa dair yol haritası sunan Camp David Sözleşmesi’ni imzalayacaktı. 1979’da ise Camp David görüşmelerini temel alan İsrail-Mısır Barış Antlaşması imzalanıyor, 1967 savaşında kaybettiği Sina’nın iadesi karşılığında Mısır, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oluyordu.

Filistin sorunu ise her iki taraf açısından da bir kenara bırakılmıştı.[10] Mısır’ın aradan çekilmesinden cesaret alan İsrail 5 Ağustos 1980’de “Kudüs Yasası” diye de bilinen Temel Yasa’yı yürürlüğe sokarak Kudüs’ün tamamını (uluslararası toplumun işgal altındaki Batı Şeria’ya, yani Filistin’e ait olarak kabul ettiği Doğu Kudüs dahil) İsrail’in başkenti ilan ediyor, Filistin’in yok edilmesi politikasında bir dönemeci daha alıyordu.[11] İsrail’le yapılan barış antlaşmasından iki yıl sonra, 6 Ekim 1981 günü Ekim savaşının 8. yıldönümü kutlamaları sırasında aşırı İslamcı bir militan Enver Sedat’ı suikastle öldürecekti.[12]

Direnişin iki boyutu: Savaş ve diplomasi

Sürecin direniş ayağında da mücadelenin çok taraflı olarak keskinleşmesi ve kayda değer siyasi-diplomatik kazanımlar eş zamanlı oldu. 1968’de ilk uçak kaçırma eylemini yapan FHKC ertesi yıl üç uçak kaçırarak İsrail’deki Filistinli tutsakların salıverilmesi talebi reddedilince içerideki yolcuları tahliye ederek boş uçakları Ürdün’de havaya uçuracak, aynı dönemde El-Fetih, FHKC ve FDHKC gibi örgütler Ürdün, Lübnan ve Batı Şeria üzerinden gerilla mücadelesini yükseltecekti.[13] Bu arada Filistin halkı ve direnişçileriyle birlikte öne çıkan direniş örgütlerinin lider kadroları da deyim yerindeyse kelle koltukta yaşıyordu. Örneğin bu isimlerden biri olarak Lübnan’da sürgünde yaşayan ve eserleriyle Filistinli mülteciler sorununu gündeme taşıyan FHKC liderlerinden ve FHKC yayın organı el-Hedef editörü Gassan Kanafani’nin 1972’de Beyrut’ta İsrail suikastiyle yaşamını yitirmesi[14] Filistin direnişinin koşulları açısından olağan sayılabilecek durumlardandı. Bir diğer olağanlaşan durum ise siyasi-diplomatik kazanımlara dost cephede, yani çevredeki Arap ülkelerinde Filistin direnişi açısından gitgide çetrefilleşen sorunların eşlik etmesi oldu.

Filistin direnişi, haklı taleplerini ve Filistin halkını temsil ehliyetini BM nezdinde kabul ettirmekte zorlanmadı. 1967 savaşının ardından 242 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı İsrail’in bu savaşta ele geçirdiği topraklardan geri çekilmesi gerektiğini karar altına alırken FKÖ’nün fiilen bir sürgün hükümetine dönüştüğü 1973 yılındaki 338 sayılı BMGK kararı buna Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını ekliyordu. 1974’teki 3236 sayılı BM Genel Kurulu kararındaysa Filistin direnişinin taleplerine daha uygun olarak Filistinlilerin kendi kaderini tayin, ulusal bağımsızlık ve egemenlik hakları devredilemez haklar olarak tanınıyor, Filistinlilerin ülkelerine dönüş ve gasbedilmiş mülklerini geri alma hakları da kayıt altına alınıyordu. Aynı yıl FKÖ Filistin’in meşru temsilcisi olarak BM’de gözlemci statüsü edinirken 1975’te ise BM bünyesinde Filistinlilerin Devredilemez Haklarının Uygulanması Komitesi kurulacak, FKÖ lideri Yaser Arafat BM Genel Kurulu’nda konuşma yapacaktı.[15] Dost cephede ise işler iyi gitmiyordu.

Unutulamayan katliam: Sabra ve Şatilla

1960’lı yılların sonlarında FKÖ’nün ana operasyon merkezi konumunda olan Ürdün 1970 itibariyle FKÖ’yü ülkeden çıkarma eğilimine giriyor, 1970-71’de Ürdün ordusuyla yaşanan çatışmaların ardından FKÖ burayı terk ederek Lübnan’a çekiliyordu. Kitlesel Filistinli mülteci göçünün demografik dengeyi sarstığı Lübnan’da 1975’te iç savaş başlayacak, bir bölümü İsrail güdümünde olan Hıristiyan Falanjist gruplar karşısında FKÖ Lübnan iç savaşının taraflarından biri haline gelecekti. 1979 itibariyle kayıtlı 1 milyon 800 bin Filistinli mültecinin bulunduğu Lübnan’da 1982 itibariyle bu sayı 2 milyonu aşmış olacaktı. İsrail’in FKÖ’yü bu ülkeden çıkarmak için 6 Haziran 1982’de başlattığı Lübnan işgalinin özellikle Beyrut halkında yarattığı sarsıntı üzerine çözümün FKÖ’nün Lübnan’dan çıkması olduğu görüşü ağırlık kazanmış, taraflar arasındaki uzlaşmanın sonucunda Lübnan’ı terk eden FKÖ, Filistin’e çok daha uzak olan Tunus’ta konuşlanmak zorunda kalmıştı.[16] Ancak İsrail’in tüm savaşların sorumlusu saydığı FKÖ’nün Lübnan’ı terki akan kanı durdurmayacak, tersine korkunç bir katliama giden yolu açacaktı.

30 Ağustos günü 14 bin FKÖ savaşçısının Lübnan’dan çıkışı başlamış ve dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan 1 Eylül’de “FKÖ’nün Beyrut’tan tahliye edilmesi şu anda tamamlanmış bulunmaktadır” demiş olduğu halde İsrail ordusu, içeride hala Filistinli direnişçilerin bulunduğu iddiasıyla Sabra ve Şatilla kamplarını kuşattı. Ardından İsrail askerlerinin gözetiminde kamplara giren Falanjist militanlar yaşlı-çocuk demeden büyük bir katliam yapacak, kimi kaynaklara göre birkaç yüz FKÖ kaynaklarına göre ise 3 binin üzerinde mülteciyi öldürecekti.[17] Yani Filistin direniş güçlerinin aradan çekilmesi İsrail’i durdurmamış, tersine Filistinli mültecileri savunmasız bırakarak katliamın boyutunun büyümesine neden olmuştu. Enver Sedat’ın el sıkıştığı Menahim Begin’in başbakanlığında yaşanan ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’un “Beyrut kasabı” diye anılmasına yol açan bu katliam İsrail’de 400 bin kişinin katılımıyla protesto edilecek, muhalefet lideri Şimon Peres tarafından da kınanacaktı. FKÖ içinde de tartışma yaratan katliamın ardından Arafat’la fikir ayrılığı yaşayan kimi liderler Şam’da konuşlandı.

1976 itibariyle Lübnan’a girmiş olan Suriye’nin kontrolündeki Lübnan’a ait Bekaa Vadisi’ndeki Filistinli direnişçi varlığı ise bir süre daha devam etti. Geçmişte Filistin’in arkasında duran Mısır, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerin aradan çekilmesinin ardından Filistin davasının Arap dünyasındaki başlıca savunucusu olarak Hafız Esad yönetimindeki Suriye öne çıkmaya başladı. Suriye’yi emperyalizmin ve İsrail Siyonizminin hedefi haline getiren Filistin direnişine destek politikası, 2010’lu yıllarda bu ülkeyi hedef alacak olan emperyalist çullanmanın da önemli nedenleri arasındaydı.

Beyrut’u terk ettikten sonra kan kaybeden FKÖ 1980’li yıllarda siyasi ve diplomatik araçlara ağırlık vermiş, bu on yılın sonuna doğru kurumsallaşma ve diplomatik tanınırlık alanında kimi mevziler elde etmişti. Bununla birlikte diplomasiye ağırlık verilmesine direnişin ivmesini yitirmesi eşlik edecek, Filistin halkı üzerindeki etkisi zayıflayan direniş süreç içinde nitelik ve biçim değiştirecekti. 1980’li yıllarda dünya genelinde yükselen dinselleşme eğilimi ve SSCB’nin dağılmasının ardından solun yaşadığı güç ve prestij yitiminin de etkisiyle direnişte ağırlık kademeli olarak sosyalistlerden İslamcılara doğru kayacak, bugün Filistin direnişini karalamanın bahanesine dönüştürülen Hamas da bu bağlamda ortaya çıkacaktı.

Devam edecek.

NOTLAR:

Joel Beinin, Lisa Hajjar. 2014. “Palestine, Israel and the Arab-Israeli Conflict: A Primer,” Middle East Research and Information Project (MERIP), 4. Kaynak: https://merip.org/palestine-israel-primer/

Beinin, Hajjar. “A Primer,” 4-5.

Davut Dursun, “Cemâl Abdünnâsır,” TDV İslam Ansiklopedisi VII, İstanbul: TDV Yayınları, 1993. Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/cemal-abdunnasir

Beinin, Hajjar. “A Primer,” 6.

Gilbert Achcar. 2011. The Arabs and the Holocaust, çev. G.M.Goshgarian, SAQI (e-kitap), 88-89.

Beinin, Hajjar. “A Primer,” 5.

https://www.bbc.com/news/world-middle-east-67051292

Ilan Pappe. 2013. A History of Modern Palestine. Cambridge: Cambridge University Press, xvi-xvii.

Pappe. A History of Modern Palestine, 207.

Beinin, Hajjar. “A Primer,” 8.

https://www.refworld.org/docid/3ae6b52f14.html

Gilles Kepel. 1985. Muslim Extremism in Egypt: The Prophet&Pharaoh, çev. Jon Rothschild. Berkeley and Los Angeles: University of California Press, 191-192.

Pappe. A History of Modern Palestine, 192.

Pappe. A History of Modern Palestine, 326.

Pappe. A History of Modern Palestine, xvii; BM, “The Question of Palestine and the General Assembly,” Kaynak: https://www.un.org/unispal/data-collection/general-assembly/#:~:text=In%201974%2C%20th e%20question%20of,to%20their%20homes%20and%20property.

Pappe. A History of Modern Palestine, 219-221; Beinin, Hajjar. “A Primer,” 8.

https://www.dw.com/tr/fk%C3%B6-25-y%C4%B1l-%C3%B6nce-l%C3%BCbnandan-%C3 %A7ekildi/a-2746180 https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/01/140111_sharon_kimdir https://www.dw.com/tr/sabra-ve-%C5%9Fatilla-katliamlar%C4%B1n%C4%B1n-25-y%C4%B1l-d%C3%B6n%C3%BCm%C3%BC/a-2785824

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓