Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Halk hareketi ve görevlerimiz

18:55 6 dk okuma

Türkiye tarihinin en büyük halk hareketlerinden birinin içindeyiz. Uzun zamandır biriken öfkenin patlaması, sessiz sokaklara ses oldu. Ülkeden umudunu kesmemekte ısrar edenlere can suyu verdi.

Haliyle her söz, her değerlendirme bu büyük ve güzel değişimin izlerini taşıyor. Geleceğe ilişkin duyulan heyecan, tüm benliğimizi sarmış durumda. Böyle dönemlerde durup düşünmek, soğukkanlı değerlendirmelerde bulunmak oldukça zor olsa da gerçek bir ihtiyaç. İktidarın bayram tatilini uzatarak direnişi sönümlendirme girişimi bu ihtiyacın karşılanması için bir olanak olarak görülmeli.

Halkı isyana iten süreç çok boyutlu. Ancak patlama noktası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen hukuk operasyonu. Patlama noktasının burası olması ise rastlantı değil. Türkiye’de uzun yıllardır süren karşı-devrim yurttaşların siyasete katılımını yalnızca seçim sandığına sıkıştırmış, sandık harici tüm arayışları bir tür “darbecilik” olarak yaftalamayı başarmıştı. Karşı-devrim sürecinin değişmez muhalefeti CHP ise bu dönüşüme ayak uydurmayı tercih etmiş, seçme hakkına sıkışmış bir yurttaşlık tanımı iktidarın ve muhalefetin el birliğiyle kabul ettirilmişti.

Seçmenliğin yurttaş hak ve görevlerinden yalnızca bir tanesi olduğu gerçeği ise kitabi bir tanım olmanın ötesinde bir anlam taşıyordu. Yurttaşın seçmene indirgenmesi onun seçme hakkının da fiilen ortadan kaldırılacağı bir düzlemi besliyordu.

CHP, kitlelere seçim sandığı ile iktidarın gideceğini müjdelerken yurttaşlar hem tutunabilecekleri bir umut kırıntısı bulabiliyor hem de yurttaş tepkisini hak eden birçok toplumsal gelişmede sessiz kalabiliyordu.

Konu seçim olduğunda kitlelerin en çok umut beslediği siyasi figürlerin başında gelen İmamoğlu’nun önce diplomasının hukuksuz bir biçimde iptali ve hemen ardından tutuklanması ise sandıkta değişim umudunu boşa düşürmüş oldu.

Yurttaş ya yurttaş olduğunu hatırlayacaktı ya da seçme hakkını da uslu uslu teslim edecek, ülkesinden umudunu kesecekti. Birincisi oldu, seçme ve seçilme hakkı için de yurttaşlığın zorunlu olduğu gerçeği kendisini dayattı. Yığınlar sokaklara aktı. Elbette CHP’yi de peşinden meydanlara sürükleyerek…

Karşı-devrim sürecinin makul muhalefeti CHP böylelikle halk isyanının da lideri konumuna geldi. Öncelikle konunun birincil muhatabı kendisiydi. Dahası AKP’ye karşı hiçbir aktörde olmayan üye sayısına, yaygınlığa, basın-propaganda gücüne ve mali kaynaklara da sahipti.

Kendiliğinden yığınların etkisi ise bir yere kadar. Dağıtır, sürükler, bir yere doğru iter. Ve o kadar. Ondan sonrası öznelerin işidir. Açık kapılara ve seçeneklere bakmak, kitlelere kendi hedefleri doğrultusunda şekil vermek için örgütlü davranma kabiliyetine sahip merkezler gerekir. CHP merkezinin çizmek isteyeceği rota ise elbette onun programıdır. İzlemek isteyeceği yolun ipuçları da onun şimdiye kadar izlediği yoldan çıkarılır.

CHP, bu direnişin lideri olduğu kadar mağdurudur da. Siyasal alanı onun dahi sığamayacağı kadar daraltan AKP’nin şimdiye kadar sergilemiş olduğu uzlaşmaz tavır, onu sıkıştırmış; halk hareketi ise onu pek de var olmak istemeyeceği bir alana itmiştir. Saldırılara karşı vermek zorunda kaldığı tepkiler “AKP sonrasına yumuşak geçiş” arayışlarına darbe vurmuş, AKP düzeninden nemalanan unsurlarla işbirliği arayışlarını güçleştirmiştir.

CHP, aynı zamanda halk hareketinin zayıf karnıdır. Kişisel çıkar arayışında olan grupçuklar toplamını da ifade eden bu partide AKP’nin beklediği çözülmenin şimdilik yaşanmamış olması gelecek için de durumun aynı gideceğini göstermez. Cumhurbaşkanlığı adaylığı yarışında iddialı olan kişiler ve ekipler, belediye olanaklarına daha fazla yakınlaşmak isteyen gruplar, bir şekilde AKP’lilerle diyaloğu sürdürmek zorunda olan zenginler yok olmamıştır. Bu anlamda kırılma potansiyeli halen varlığını sürdürmektedir. Ve bunlar açısından karşı-devrimin de halkın da önemi en iyi ihtimalle ikincildir.

Farklı çıkar odaklarının toplamını ifade eden yapı, aynı zamanda AKP tarafından açılabilecek kimi kapıların ve önerilebilecek ara formüllerin CHP yönetimi tarafından kabul edilme ihtimalini de artıran bir niteliğe sahiptir. Seçme hakkı için direnen milyonların bir anda kendisini ortada bırakılmış bulması hiç de ihtimal dışı değildir.

Sürece devrimci müdahalede bulunmak isteyenler işe bu gerçeği kavrayarak başlamak zorundadırlar.

Karşı-devrime isyan anlamına gelen halk hareketinden CHP’nin konumunu bahane ederek uzak durmak ne kadar yanlışsa, CHP’nin bir parti olarak nereye oturduğunu düşünmeden ona umut bağlamak ya da aynı anlama gelmek üzere ona önerilerde bulunmak, “akıl vermek” de bir o kadar yanlıştır.

Bir kez daha ve ısrarla: Ne yapmalı?

Hedefimiz sade ve basit. AKP’den kurtularak karşı-devrim sürecini durdurmak; yurdumuzu eşit, özgür ve bağımsız bir ülke olarak yeniden inşa etmek istiyoruz. Bu hedefin ilk kısmı için sokakları dolduran yığınlar mevcut olsa da ikinci kısmı bambaşka bir kuvvet gerektiriyor. Yaygın, hedefe odaklı, kitle bağları sağlam bir devrimci örgütlenme ne yazık ki yok.

Zihnimize bir oyun oynayıp yalnızca AKP’den kurtulmak kısmına odaklanmayı tercih etmek elbette mümkün. Böylelikle bahsettiğimiz yokluğun yarattığı ağırlıktan kurtulmuş olur ve yığınların içinde kolayca eriyebiliriz. Tek ve daha da basitleştirilmiş bir hedefe odaklanmış milyonlar… Belki buna bir isim, bir marka bularak onu ilk üreten olmakla övünüp, öncü olduğumuzu bile iddia edebiliriz! Kulağa çok hoş geliyor. Ancak mevcut durum zaten budur. Kitlelerin çok uzun zamandır ortaklaştığı tek konu AKP karşıtlığıdır ve açık ki bu uzlaşma, ilk hedefi karşılamak için bile şimdiye kadar yetersiz kalmıştır. Bu pragmatizm, pratikte de yanlışlanmıştır.

Daha yakın hedeflere ulaşmak için iddialarımızı geri çekmek, yakın hedefleri de bizim için ulaşılmaz kılar.

Kendiliğinden hareketin potansiyeline ulaşabilmesinin tek yolu onun kendiliğindenliği ile doğru bir siyasi kavgaya girişmektir. Devrimci müdahale, halk hareketine bağlam katmaktır. Örgütlülük katmaktır. Süreklilik katmaktır.

Siyaset elbette bir ölçek sorunudur. Eldeki sınırlı enerjiyi doğru yere aktarmak ise olmazsa olmazdır. Bugün birincil odak gençlik olmak zorundadır. Direnişe aktif olarak katılanların demografisi bu anlamda neden değil, aynı nedenin sonucudur. Uzunca bir zamandır hakim olan karşı-devrimci zemine en az maruz kalmış topluluk gençliktir. Gençlik, bireyi geri çeken ve edilgenleştiren bariyerlerden en hızlı sıyrılan olmuştur.

Halkın en umutsuz olduğu anda barikatları dağıtanın ve toplumun geri kalanını mücadeleye davet edenin gençlik olması önemsenmelidir. AKP’nin sopasını ilk olarak gençliğe yöneltmesi hiç de rastlantı değildir. Şu anda yüzlerce genç, gençliğin güncel politik konumu ve önemi nedeniyle hukuksuzca cezaevlerinde tutuluyor.

AKP karşıtı direniş kalıcılaşacak ve daha büyük hedeflere yürüyecekse gençlik alanında örgütlü bir birikim yaratmak ilk hedef olmalıdır. Üniversitelerde başlayan eylemler, örülen boykotlar, kurulan komiteler Türkiye’nin kurtuluş hedefine odaklanmalı; gençler yeni bir kuruluşun üreten, tartışan ve harekete geçiren unsurlarına dönüşmeli; Türkiye Devrimi’nin kadro adayları olarak değer kazanmalıdır.

Verilen tüm mücadelelerin nihai amacı emekçi halkın hak ettiği yaşama kavuşabilmesidir. Halk hareketinin geleceğine bu amaç damga vurabilmelidir. Emekçilerin mücadeleye aktif katılımı için emekçilerin çıkarlarının da hareket tarafından net bir biçimde savunulması olmazsa olmazdır.

Mehmet Şimşek programında somutlanan yoksullaşma hedef alınmalı, mücadele halkın refaha erişiminin bir aracı olarak değer kazanmalıdır.

AKP saldırılarının uluslararası boyutu ihmal edilmemelidir. Karşı-devrim iktidarının gücü gibi görünen uluslararası destek aynı zamanda onun zayıflığıdır da. Emperyalist operasyonlarda rol kapma telaşında olan AKP, kısa sürede sonuç almak zorundadır. Bu nedenle uzun zamana yayabileceği saldırıları hızlandırmış, kendisine karşı ortaya çıkan büyük bir halk hareketine bizzat kendisi yol açmıştır.

ABD, AB ve diğer uluslararası güçler için Türkiye asker deposundan ibarettir. Yabancıların askeri olmama iradesi, temel mücadele motivasyonlarımızdan biri olmalıdır.

Kitle hareketleri doğası gereği çok parçalıdır. Hareketin içinde dost unsurlar olduğu gibi halkın çıkarlarına düşman gruplar da yer alır. Bu anlamda ayıklama girişimleri, birilerini çekmeye çalışırken birilerine de dışarı itme çabası mücadelenin parçasıdır. Ancak kapsayıcılık gibi dışlayıcılık da politik olarak hayata geçmek zorundadır.

Siyasi müdahalelerin kendisi bir anlamıyla da kurtuluş programını işaret eder. Bu program kabul gördükçe bir tür teraziye de dönüşebilir. Bu teraziye yaslanarak ortaya çıkan doğru ayrışmalar halkı güçlendirecektir.

Biçime ilişkin tartışmaların ise belirli bir sınırı aşmamasında fayda var. Yürüyüşlerin hangi güzergahtan geçeceği, toplanmaların ne zaman yapılacağı, forumlarla mı yoksa başka yollarla mı katılım sağlanacağı bir yerden sonra önem taşımıyor. Dahası, bunlara gereğinden fazla önem vermek anlamlı siyasi tartışmaların gerçekleştirilebilmesini de engelliyor. Halkın aktif katılımının sağlanması ve konunun polisle olan gerilimlere indirgenmemesi şimdilik yeterli.

Devrimci görevimiz oldukça sade: Nasıl yüzlerimizi saklamıyorsak fikirlerimizi de saklamayacağız, her yerde her fırsatta tartışacağız. Türkiye’nin kurtuluşunun yolunu biliyoruz. Bu yolu örmek için gerekli olan siyasi, örgütsel ve ideolojik kuvveti yaratacağız.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓