Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Halktan gizlenen ne?

17:59 5 dk okuma

Pazarlık yok, şu yok, bu yok, sadece barış, kardeşlik, demokrasi umudu var iddialarını bir kenara bırakalım. Müzakere masasının ana odağının Ortadoğu’nun yeniden tasarımı olduğu biliniyor.

Halkın siyasal süreçlere katılımı nasıl sağlanır?

Devlet kurumlarının teknik işlemleri ile siyasi işlevleri nasıl ayırt edilir?

Parlamento kürsüsü ne işe yarar?

Soruları artırmak mümkün ama burada durabiliriz. “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” (ya da Emperyalist Savaşa Hazırlık) Komisyonu’nda MİT, MSB ve İçişleri Bakanlığı’nın sunum yapacağı ikinci toplantının kapalı yapılması dahil ortaya çıkan güçlü mutabakatı ele almak için bu kadarı yeterli.

Komisyon ve parçası olduğu sürece başından beri itiraz ediyoruz. Amasız, fakatsız, “Silahların susması tabii ki iyidir” kaydını düşmeye gerek duymayan bir itiraz bu. Meselenin silahların susması, Kürt sorununun bir biçimde çözümü değil Ortadoğu’nun emperyalist planlar doğrultusunda yeniden tasarımı ve masadaki aktörlerin bu tasarım içinde pay kapma arayışları olmasından kaynaklanan bir itiraz.

Dolayısıyla masada konuşulan içeriğin ve kapalı toplantı dahil çalışma usulünün somut ayrıntıları da kendi özellerinde değil, sürecin zorunlulukları temelinde eleştiriye tabi. Somutlamak gerekirse “sürecin emperyal hayaller ve AKP-MHP iktidarının ömrünü uzatma hevesleri için istismarı” bizim açımızdan dikkat edilmesi, önlem alınması gereken bir risk değil, sürecin doğasının gereği. Sürecin bütünün halkı dışlayarak yürütülmesi de öyle.

Özellikle muhalefet partilerince şeffaflık ve ilgili toplumsal kesimlere doğrudan söz hakkı vaadiyle savunulan komisyonun ikinci toplantısı için oy birliğiyle gizlilik kararı alınması bu açıdan tartışılmayı hak ediyor. Bağlamdan bağımsız düşünürsek istihbarat aygıtının gizli çalışması ve muhataplarıyla diyaloğunu kapalı yürütmesi olağan sayılabilir. Ancak istihbaratın yürüttüğü operasyonların siyasal işlevi, adı üzerinde siyasetin konusudur. Üstelik AKP Türkiyesi’nde istihbarat aygıtı, gizli operasyonların ötesinde Dışişleri Bakanlığı’yla birlikte bizzat siyaset üretme ve diplomasi yapma işlevlerini de üstlenmiş durumda. Bu gündem özelinde Abdullah Öcalan’la müzakerenin doğrudan istihbarat aygıtı tarafından yürütüldüğü de biliniyor. İktidarın Öcalan’ı doğrudan siyasi muhatap olarak tanıdığı, dolayısıyla Öcalan’la bu süreçte kurulan diyaloğun da istihbarat örgütlerinin genel olarak görev tanımlarını aşacak türden bir siyasi müzakere niteliği taşıdığı açık.

Sürecin gizli kapaklı, halktan kaçırılarak yürütülmek zorunda olması da bundan kaynaklanıyor: Kritik jeopolitik gündemlerde siyaset üretme işlevi, doğası gereği gizli çalışan bir kuruma havale edilmiş durumda. Bu da üretilen siyasetin kendisine dair tartışmayı doğrudan güvenlik sorunu haline getirmeyi mümkün kılıyor. Burada salt iktidar çevreleri ve bağlı yayın organları ile trol ordularının yaftalamalarını değil, somut yasal dayanakları da olan bir karartmadan söz ediyoruz. Halkı doğrudan ilgilendiren gündemlerin siyasi boyutunun halka kapalı bir kurumsal yapı tarafından üstlenilmesi, yurttaşın siyasetten dışlanmasının ve dolayısıyla yurttaşlığın tasfiyesinin parçası.

Üstelik bölgesel planda siyaset üretimini müşterek yürüten Dışişleri ile istihbarat aygıtının birinin en tepesindeki kişinin yakın zamana kadar diğerinin tepesinde bulunuyor olması, bu siyaset üretiminin bir kurumsal akıldan ziyade şahıslara ve çıkar odaklarına dayalı güç ilişkilerince belirlendiğinin göstergesi. Bu da devletin çözülmesi olarak adlandırdığımız ve yine yurttaşlığın tasfiyesiyle doğrudan ilgili olan durumun çok somut bir örneği.

Yurttaşın siyasetten dışlaması, Türkiye’nin yaşadığı karşı-devrim sürecinin bir ürünü. Başkanlık sistemiyle hukuki altyapısı da tamamlanmış olan bu model, halkın siyasal süreçlere etkide bulunabileceği mekanizmaları tahrip ederek siyaseti tüm kurum, kural ve yasalardan azade olağanüstü yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı’nın farklı çıkar odakları arasında kurduğu dengeye ve bunlar arasındaki çatışma ve pazarlıklara indirgiyor. Böylece yurttaşın siyasal katılımı da oy kullanmaya, yani seçmenliğe indirgenmiş oluyor. Halkın bütününü ilgilendiren sorunlar (Kürt sorunu dahil) siyasi, idari, hukuki, askeri boyutlarıyla halktan kaçırılarak ele alınsın, halkın sürecin bütününde bir katılımı ya da söz hakkı olmasın, seçmenlikten fazlasının reva görülmediği halk da kaderini her konuda yetkili olan AKP’li Cumhurbaşkanı ile aralarında iktidar ortaklarının da olduğu gizli-açık diğer unsurlar arasındaki gizli pazarlıklara teslim etsin.

Bu tuhaf denklem o kadar içselleştirilmiş ki, düne kadar her ağızlarını açtıklarında yargı sopasıyla hedef alınan, seçilmiş tüm belediye başkanlarının yerine kayyum atananlar Kürt sorunundaki tıkanıklıktan bu baskı politikalarının sorumlusu iktidarı değil de “bazı Kemalist kesimleri” sorumlu tutarak iktidara zeytin dalı uzatıyor; “iktidarla birlikte menemen bile yapmama” sözü verenler iktidarın bölgesel hesaplarla başlattığı süreç ve süreç kapsamında kurulan komisyonu altın fırsat olarak parlatıyor, bunu henüz çökülmemiş belediyelere ve bizzat partisinin kurumsal kimliğine el konulmamasının güvencesi olarak görüyor.

Oy birliğiyle alınan kapalı toplantı kararına evet oyu veren ya da çekimser kalarak gölge etmeyen milletvekilleri, esasen bu tabloya onay vermiş oldu.

Denilebilir ki, komisyonda muhalefetin ya da bu başlıkta itiraz geliştirmesi daha fazla beklenebilecek partilerin ret oyları sonucu değiştirmezdi, arka planı ne olursa olsun istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin sunum yapacağı bir toplantının basına açık yapılması gibi bir karar çıkması mümkün değildi. Bu da bizi siyasete halk katılımının sağlanması ve parlamento kürsüsünün ilerici amaçlar için kullanımı sorununa getiriyor.

Kapitalist toplumlardaki güç dengelerine göre şekillenen bir parlamentonun bütünüyle halkın sesi olması, genel doğrultu itibariyle ilerici rol oynaması mümkün değil. Ancak emekçiler adına buraya girme iddiasındaki öznelerin bu kanalı zorlaması mümkün. Oylama sonucunda toplantının hangi usulle yapılacağı bir yana, ilgili devlet kurumlarının yürüttükleri operasyonların siyasal işlevi ve bu süreçlerde halkın siyaset dışına itilmesi sorunu, sosyalistler açısından öncelikli gündem olarak görülmeli. Üstelik söz konusu süreç kapsamında bölge ölçeğinde yürütülen siyasi pazarlıklar, doğrudan halkın gündemine taşınmayı ve halkın örgütlü gücüyle durdurulmayı bekliyor.

Pazarlık yok, şu yok, bu yok, sadece barış, kardeşlik, demokrasi umudu var iddialarını bir kenara bırakalım. Müzakere masasının ana odağının Ortadoğu’nun yeniden tasarımı olduğu biliniyor. Somutlamak gerekirse Baas iktidarının tasfiyesi sonrası cihatçı HTŞ eliyle kanlı katliamlara ve parçalanmaya sürüklenen Suriye’nin İsrail için kolay lokma haline getirilirken ABD’nin iki müttefiki olarak AKP iktidarı ve Kürt ulusal hareketi arasında bölüşülmesi, Suriye’den çıkarıldıktan sonra Zengezur Koridoru’nun ABD’ye peşkeş çekilmesiyle kuzeyden de kuşatılan İran’ın dişlerinin sökülmesi, Irak’ın direniş unsurlarından arındırılması, Lübnan ve Filistin’de direniş güçlerinin silahsızlandırılması ve dolayısıyla Lübnan ve Gazze’nin de İsrail açısından yol geçen hanına dönüştürülmesi… Pazarlığın konusu bunlar ve daha fazlasıdır. Komisyonda temsil edilen tüm partiler değilse de iktidar bloku ve Kürt ulusal hareketi, işte bu pazarlığın tarafı ve birinci dereceden muhatabıdır.

Süreç tam da bunun için halktan kaçırılarak ve doğası gereği gizli çalışan kurumlarca yürütülüyor. Uluorta yapılması, halkın gözünün içine baka baka anlatılması, sorumluluğu alenen üstlenilmesi mümkün olmayan işler yapıldığı için. İstihbarat ve güvenlik bürokrasisinin elindeki özel bilgiler ya da ilan edilen silah bırakma sürecinin somut ayrıntıları gibi hassas bilgiler ötesinde siyasi pazarlığın doğrultusu gizleniyor, halk hiçbir şey anlamasın diye bol bol laf kalabalığı yapılıyor.

Sürece şu ya da bu niyetle dahil olunduğunda söz konusu pazarlıklara da doğrudan değilse bile dolaylı yoldan onay verilmiş, itiraz geliştirme hakkından feragat edilmiş oluyor. Tümü birer siyasal işleve sahip olan kurumlar ve operasyonlarının siyasal niteliklerinin üzerinin örtülmesi, halktan gizlenmesi ve tartışılamazlığına muhalefet cephesinden verilen her onay, yürütülen sürecin toplumsal meşruiyeti çok zayıf olduğu halde iktidarın elini güçlendirmekle kalmayıp sürecin yaratması kaçınılmaz olan toplumsal tepkilerin sözcülüğünü de ABD-İsrail planları doğrultusunda bir başka projeksiyonun sözcülüğünü üstlenmiş olan provokasyon ehli odaklara terk ediyor.

Olası ABD planları arasında seçim yapmaya mahkum değiliz. ABD planlarını bozmak için varız, bozacağız.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓