Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Kadıköy, conconlar ve Maçoğlu

17:24 6 dk okuma

Kamuoyunda komünist başkan olarak bilinen Fatih Mehmet Maçoğlu’nun 2024 yerel seçimlerinde Kadıköy’den belediye başkanı adaylığı duyuruldu. SMF üyesi olan Maçoğlu’nun TKP çatısı altındaki adaylığı ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Özellikle ana muhalefete yakın medya kuruluşları Maçoğlu’nun, CHP’nin kalesi olarak bilinen bir ilçede adaylığını koymasına karşı konum aldı. Elbette konu tercihin doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ilgili kuruluşların CHP ile sahip olduğu ilişki. Ancak yine de eleştirileri ciddiye almak zorundayız. En nihayetinde ortaya konan argümanlar AKP’den rahatsız olan tüm toplum kesimlerini doğrudan etkileme potansiyeline sahip.

Taş yerinde mi ağırdır?

Eleştirilerden ilki yer değişikliği ile ilgili. Sahi Maçoğlu, neden zaten başarılı olduğu yerde değil de başka bir kentte aday oldu?

Aslında benzer bir soru daha düşük yoğunluklu olsa da bir önceki seçimde de sorulmuştu. Ovacık’ta işler iyi giderken Tunceli Merkez adaylığını gereksiz görenler, seçilmesi mümkün değil diyenler olmuştu. Sonuçta Dersim Demokratik Halk Dayanışması’nın çalışması başarılı oldu ve belediye kazanıldı.

Merkezde AKP’nin kayyumunun bilinçli olarak yaptığı borçlarla mücadele edildi. Hem halkçı belediyecilik örnekleri yaratıldı hem de belediye işçileri Türkiye için öncü sayılabilecek haklara sahip oldu. İhalelerle yandaşları zengin etme, kamu kaynaklarının yağmalanması ve rant için doğal zenginliklerin yok edilmesi devri bitmiş oldu. Halka ait olanlar, halk için ve halk tarafından en etkili biçimde kullanıldı.

Aynı kentin küçük ilçesinden merkez ilçesine gitmek ile Türkiye’nin batısında bambaşka bir kültüre ve niteliğe sahip bir ilçeye doğru yol almak aynı şey değil elbette. Yine de bahsettiğimiz şehrin Türkiye’nin en büyük metropolü olduğunu ve neredeyse tüm nüfusunun iç göç sonucu oluştuğunu hesaba katmalıyız. Gümüşhane ya da Bayburt adaylığı tartışmıyoruz sonuçta.

Türkiye’de neredeyse hiçbir kent yoktur ki orada doğmuş olanların çoğu İstanbul’da yaşamasın. Küçük kentlerden farklı olarak, İstanbulda “yedi göbekten İstanbulluyum diyebilecek” ilçe belediye başkanı ya da belediye meclisi üyesi de pek bulunmaz. Dolayısıyla Maçoğlu’nun adaylığının bu açıdan herhangi bir ayrıksı ya da şaşırtıcı yan taşıdığını söylemek doğru değil.

Kendimize sormamız gereken soru şu: Karadenizli müteahhitlerden kahraman çıkarırken sorun olmayan durum; ranta karşı mücadelesinde kendisini kanıtlamış, daha önce sahip olduğu iki belediye deneyimde bırakalım yolsuzluğu, kendisinin ya da yakınlarının kişisel serveti hiçbir biçimde artmamış namuslu bir sosyalist söz konusu olunca neden sorun olarak görülüyor?

Dersim’de ortaya konan pratiğin bir tür tatlılık ve hoşluk olarak kalması bize yetmiyorsa; onun ülkenin en çok nüfusuna sahip kentinde, emeğin ve sermayenin başkenti, kavgamızın şehri İstanbul’da halkla buluşma çabasından rahatsız olamayız. Olsa olsa heyecan duyarız.

Kadıköy’de conconlar mı yaşıyor?

Karşı argümanlardan birisi de Kadıköy’ün profili ile ilgili. Sözcü televizyonundan Fatih Portakal’ın haddini aşan ifadeleri ile ‘conconlar’ yaşıyor ilçede.

Kadıköy’ün Türkiye’nin sosyo ekonomik açıdan en gelişkin ilçelerinden birisi olduğu sır değil. Bu konuda onlarca araştırma var. 2017 yılında İstanbul Üniversitesi’nde yürütülen araştırmaya göre Kadıköy’de ortalama hanehalkı geliri İstanbul ortalamasının iki katı düzeyinde. Dolayısıyla en azından 7 yıl öncesinin verilerine göre Kadıköy’ü İstanbul’un görece zengin ilçelerinden birisi olarak kabul edebiliriz.

Gelir farkı iki nedene sahip olabilir. Birincisi Kadıköy’de patronların (ya da burjuvaların) yaşaması, ikincisi ise Kadıköy’de yaşayan emekçilerin görece daha çok gelir getiren işlerde çalışıyor olması.

İlk olasılığı kolayca eleyebiliriz. Kadıköy’ün 500 bin civarı bir nüfusu var ve Türkiye’de herhangi bir ilçede bu kadar patronun bir araya gelmesi pek mümkün değil. Yine de başka ilçelere göre daha fazla patron yoğunluğunun olduğu söylenebilir. Ancak bu iddiayı ortaya atarken de dikkatli olmak gerekir, çünkü gelir düzeyi olarak ortalamanın yalnızca iki katından bahsediyoruz. Yani patron yoğunluğu konusunda çok iddialı olacaklar var ise ilçenin geri kalanının İstanbul ortalamasına göre çok daha yoksul olduğunu kanıtlamalılar.

Bizce akla daha yatkın olan kaynağın Kadıköy’de yaşayan emekçilerin çoğunun ücretleri ile ilgili olması. Ancak ulaşabildiğimiz son araştırma 7 yıl öncesinden ve son yıllarda yaşanan gelişmelerin ücret makasını daralttığını biliyoruz. Enflasyonu destekleyen politikalar üreten AKP iktidarı asgari ücretlilerin gelirini görece korurken, asgari ücretin üstünde kazananların gelirleri hızla erimesine ise göz yumdu.

Disk-Ar’ın araştırmasına göre 2002 yılında asgari ücretin iki katından fazla kazananların toplam çalışanlara oranı yüzde 40,1 iken, aynı oran 2022 yılında 18,1’e gerilemiş.

Özetle şunu söyleyebiliriz: Türkiye’nin son yıllarında en çok gelir kaybına uğrayan kesimleri ‘nitelikli emek’ olarak görülen işlerde çalışanlar. Yani Kadıköy’de çokça beyaz yakalının yaşıyor olması bir dezavantajdan çok avantaj olabilir. Örgütsüzlüğün nelere yol açtığını, kariyer basamaklarını tırmanmanın hiç de kendilerine anlatıldığı gibi mümkün olmadığını bizzat yaşayan insanların sosyalizme kapalı olduğunu düşünmek pek akılcı değil.

Sosyalizm yola en yoksullardan mı başlar?

Bizce tartışılması gereken en önemli konu ise solun ve sosyalizmin işe en yoksullardan başlaması gerektiğine ilişkin kör inanç. Eşitlik fikrinin gerçeğe dönüşmesinden en çok yoksulların faydalanacak olduğu gerçeği nedense yoksulların bunun bilincine varmasının çok kolay olduğuna yönelik bir fikirle birlikte yürüyor.

Elbette devrim kitlelerle yapılır. İşçi sınıfı iktidarına giden hamlenin ana kitle tabanının yoksullar olacağı da bir gerçektir. Ancak yoksullar aynı zamanda yarının hayalini kurmaya en uzak, bugünü kurtarmaya en çok ihtiyacı olan toplum kesimleridir. Yoksulların devrime en çok ihtiyacı olanlar olması ile günü kurtarmak zorunda olmaları arasındaki çelişki yoksulların önemsiz olduğu ya da son ana kadar yoksullarla ilişki kurmanın gereksiz olduğu anlamına gelmez. Hiç bahsedilmeyen başka bir ihtiyacın, siyasetin zorunluluğunu kanıtlar sadece.

Devrimci mücadele, sosyalizm için mücadele, belirli kalıpların icra edilmesi ile sınırlandırılamaz. Belirli bir stratejiye yaslanılmalı, somut durumlar hesaba katılmalıdır.

Neden AKP’nin çok güçlü olduğu ilçelerde değil de CHP’nin çantada keklik olarak gördüğü bir ilçede irade koymak gerektiği ancak bu şekilde anlaşılabilir.

Kitlelerin siyasete bakışı, siyaset algıları basittir. İktidarda sağ(AKP) var, muhalefette ise sol(genel algıya göre CHP). AKP iktidarının yaşattığı sorunlar kitlelerde sola bakma isteği yarattığında elbette CHP’nin yönettiği alanlara bakacaklardır. O zaman biz soralım: AKP’ye oy veren kitleler ‘sol’un hakim olduğu alanlarda da yolsuzluğun, rantın olduğunu gördüklerinde, kamu kaynaklarının eşitsizliği büyütmek için kullanıldığını bildiklerinde neden tercihlerini değiştirsinler? Sol ve sağ arasındaki tek fark kültürel olarak görüldüğünde, liberallerin çok sevdiği tabirle, ‘karşı mahalle’nin bilinmezliğine neden adım atsınlar?

Dünya tarihinden ve Kurtuluş Savaşı’ndan da bildiğimiz üzere her mücadele aynı zamanda bir iç mücadeledir. Sol olarak bilinenler gerçekten sol bir program uygulamalı ki karanlığın üstüne yürüyebilsinler.

Kadıköy’ün solculuğunun bir tür kimlikçilikle kirletilmiş olması ise bizce dezavantaj değil tam da ihtiyacın ne olduğunu gösteren bir veri. Toplumun bilimsel bilgiye erişimi olan, geri kalana göre daha iyi bir eğitim almış olan aydın ve yarı-aydın kesimlerinin ilgi alanları devrimci mücadelenin de seslenebileceği alanı belirler.

Örneğin 60lı ve 70li yıllarda sosyalistlerin geniş toplumsal kesimlerle bugüne oranla çok daha kolay buluşabiliyor olması bu durumla ilgilidir.

Devrimciler açısından seçimler, kitlelerin hoşuna giden şeyleri söyleme alanı değil, onları potansiyellerine taşımak için bir mücadele aracıdır. Kadıköy’ün hakim kimlikçilikten sıyrılıp halkçılaşması Fatih Portakal’ın karikatürize ettiği gibi Bağdat Caddesi’nde devrim istiyoruz bağrışlarına değil, ortaya konan eşitlikçi uygulamaların İstanbul’un ve elbette Türkiye’nin geri kalanının sola gıpta ile bakmasına yol açar.

İstanbul’u bekleyen depreme Kadıköy’ün doğru bir biçimde hazırlanması birçok tartışmanın eksenini değiştirir.

Çok büyük kamu kaynaklarının aktığı bir belediyenin tüm çıkar odaklarını aşarak maddi gücü halkla buluşturabilmesi Türkiye’nin sömürücü sınıftan kurtulduktan sonra sahip olacağı iktisadi potansiyelin çok küçük de olsa bir önizlemesi olarak işlev görebilir.

Halkın kendi çıkarları için yönetime aktif katılımının yollarının yaratılması, birleşmiş bir halk örgütlülüğünün yıkılmaz görülenlerden çok daha güçlü olabileceğini kanıtlar.

Maçoğlu seçilebilir mi?

Kuşkusuz evet.

Sosyalist solun örgütlü varlığı, daha önce kazanılan belediyelerde ortaya konan pratikler, Kadıköy’de yaşayanların Türkiye’nin Cumhuriyetçi birikimi ile olan bağı Kadıköy’de seçim kazanmayı mümkün kılan etkenler. Gerisi ise doğru siyasetin, mücadelenin ve çalışmanın konusu.

Ancak bu haklı soruyu yanıtlarken bir tuzağa da düşmemek gerekiyor. Devrimcilerin seçimlerden anladığının kitlelere istediğini ‘satmak’tan çok onları potansiyeline taşımak olduğunu ifade ettik. Bu durum sonuçlar açısından da böyledir.

Son 10 yılda ortaya konan sosyalist belediyecilik deneyimini değerli bulan ancak kazanma ihtimalini düşük gördükleri için Kadıköy adaylığına eleştirel yaklaşan sosyalistlerin de bu gerçeği dikkate almaları gerektiğini, yalnızca oy vermekle yetinmek yerine çalışmada ortaya çıkacak kazanımlara odaklanmalarının doğru olacağını düşünüyoruz. Kadıköy Halk Dayanışması modeli, bu anlamda herkesin katkı koymasına da olanak sağlıyor.

Bizim için zafer, sonuçlar ne olursa olsun, devrimci birikimin seçimlerden güçlenerek çıkmasıdır. Örgütlü gücün artması, devrimci çizginin yaygınlığının artması, halkın birlikte mücadele edebileceği yerel alanların çoğalması, siyasal alanda doğru deneyim kazanılması en büyük kazanımlardır.

Doğru bir çalışma ile son saydıklarımız kesindir, ceptedir. Seçimin kazanılma ihtimalini artıracak ve Kadıköy’ü Türkiye’nin kalanına umut veren bir ilçe haline getirecek olan ise hedef dağıtıcı tuzaklara düşmeden yine aynı çalışmanın kararlılıkla sürdürülmesi olacaktır.

İnanıyoruz. Kadıköy’de halk kazanacak!

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓