Köşe Yazısı

Narin’i kim öldürdü?

11:35 5 dk okuma

Bir anda kaybolan 8 yaşında bir kız çocuğu…

Üç hafta sonra dere yatağında gömülmüş olarak bulunan cansız bedeni…

Baş şüpheli olarak öne çıkan ve köydeki her pisliğin altından çıkan nüfuzlu amca…

Amcadan aldığı çuvalı gömerken içinde Narin’in cansız bedeninin olduğunu fark ettiği halde verilen işi bitirdiğini, eve dönüp namazını kıldıktan sonra Narin’i arama çalışmalarına katıldığını soğukkanlılıkla anlatan bir başka şüpheli…

Sürekli değiştirdikleri yalan ifadelerle, asılsız ihbarlarla, organize eylemlerle soruşturmayı sarpa sardıran koca bir aile ve koca bir köy…

Birden fazla aile mensubunu da içeren çarpık ilişki iddiaları…

“Hadi yalan söylemeye devam edin” diye çıkışarak köy ahalisinin bir bölümünün suç ortaklığını haykırma cesareti gösteren ve kafasına yumruk atılarak susturulan bir kadın…

Aynı bölgede aynı dere yatağında farklı zamanlarda başka çocuk cesetleri bulunduğu gerçeği ve bugüne kadarki “kayıp” vakaları için de gündeme gelen cinayet ve istismar ihtimali…

Soruşturmanın başlarında “Çember daraldı” açıklamasıyla umut vadedip sonra ne hikmetse sessizliğe gömülen il jandarma komutanı…

Herkesin bildiği sır olarak üzerine konuşulmayan ancak cinayet ve soruşturmaya dair tüm süreçlerin üzerine düşen Hüdapar-Hizbullah gölgesi…

“Bilmediğimiz şeyler var. Bilsek de konuşmamamız gereken şeyler de var çünkü aile bizim dostlarımız” diyerek işin ardının arkasının fazla kurcalanmaması için gözdağı veren ve kendisi de Diyarbakır’ın nüfuzlu ailelerinden birine mensup olan AKP’li milletvekili…

Ve tüm bu curcuna içinde cinayetin üzerinden bir ayı aşkın zaman geçmişken hala yanıtlanamayan (hatta sorulamayan) onlarca soru ve organize olduğu açık olan ifade değiştirmeler ve asılsız ihbarların da etkisiyle gerçeğin yalandan ayırt edilemez hale getirildiği olağanüstü bir bilgi kirliliği…

Cinayetin üzerinden bir ayı aşkın zaman geçtiği ve kamuoyu baskısıyla konu bir şekilde gündemde kaldığı halde hukuku ve polisi ilgilendirdiği haliyle “Narin’i kim ve neden öldürdü?” sorusunun yanıtı hala açığa çıkmadı. Ancak cinayetin ardındaki mekanizma apaçık ortada. Somut fail ya da failler ile cinayet motivasyonunun hala gizlenebiliyor olması; söz konusu mekanizmayı, gücünü ve oluşturduğu tehdidi daha da berrak hale getiriyor.

Ortaya saçılan her biri birbirinden çirkin, birbirinden vahim senaryoların tümünde ortak bir yan var: Karşımızda fazlasıyla çürümüş, fazlasıyla sapkın ve fazlasıyla saldırgan bir örgütlü mekanizma duruyor. Aşiret, tarikat, parti, devlet gibi oluşumlar arasında ayrımların silikleştiği bir düzlem ve bu düzlemin ideolojik tutkalı olarak dinselliğin öne çıktığı bir tablodan söz ediyoruz.

Organize bir çocuk cinayeti karşısında milyonlarca yurttaşın kapıldığı dehşet, düzenin yarattığı tüm çürümeye karşın ülkemizde insanın ve halkın yerli yerinde durduğunu gösteriyor. Dehşetin kaynağını kurutmak içinse onu doğru tanımlamak ve daha fazlasını yapmak durumundayız. Karşımızdaki düşman vicdani ve ahlaki bir kategori olarak “kötülük” değil, siyasal ve ideolojik bir kategori olarak gericilik. Aynı bağlamda gündeme gelen “örgütlü kötülük” söylemi, söz konusu olgunun organize karakterini daha fazla yansıtıyor olsa da yeterli değil. Kötülük, bu tablonun zorunlu bir sonucu ve ancak sınırlı bir parçası. Karşımızda örgütlü ve hatta devletleşmiş bir gericilik var. Kötü olan, gericiliğin kendisi. Gericilik, doğası gereği kötülüğü çağırıyor.

Sarsıcı olsa da istisnai değil. Kayıtlı ve kayıtsız Kuran kurslarında, tarikat yurtlarında, tüm tarikat ve cemaat ortamlarında, aşiret ağlarında yitip giden ilk çocuk Narin değil. Bu karanlık ağlar parçalanmadıkça ne yazık ki son da olmayacak.

Zorla evlendirilen, alenen ya da gizlice istismar edilen, şiddet ve baskı gören, günün birinde canice katledilen sayısız çocuk ve kadın… Nedensiz değil. Münferit de değil.

Aydınlanma, insanın ergin olamama halinden kurtuluşunu ifade eder. Aydınlanmanın içerilip aşılmasına dayanan sosyalizmse bu ergin olamama halinin kaynaklarını bireyselliğin ötesinde toplumsallıkta, akıl ve vicdanın ötesinde maddi koşullarda yani toplumsal düzende arar. Keza çözümü de.

Aydınlanmanın olduğu yerde dogma değil akıl vardır. Aydınlanmanın, yani aklın topluma mal olduğu yerde kul değil insan, tebaa değil yurttaş, biat değil özgürlük vardır. Aydınlanmış kitleleri sömürüye ve baskıya razı etmek daha zordur. Tersinden söylersek, sömürü düzeninin devamını sağlamak için insanı ve onun gelişkin değerlerini yok etmek, bunlara düşman olan geri unsurları örgütlemek zorundasınız.

Narin’i öldüren de işte bu örgütlenmiş ve hatta devletleşmiş gericilikti. Sömürünün devamı, eşitsizliğe ve zorbalığa karşı ayağa kalkan ya da kalkma potansiyeli olan insanı boğmak için aşireti, partisi, tarikatıyla gericiliğin örgütlenmesi ve silahlandırılması gerekiyordu. Narin’in ölümünde suç ortaklığı açık olan insan topluluğunun bir biçimde ilişkilendiği Hizbullah da Türkiye’de sermaye düzeninin bu eksendeki saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemin ürünü olarak ortaya çıktı. Türkiye’nin devlet içinde yuvalanmış (hatta devletleşmiş) mafyalar, çeteler eliyle kan gölüne döndürüldüğü, faili meçhullerin ve gözaltında kayıpların sıradanlaştığı, devlet adına çalışan unsurların halka karşı alenen suç işlediği ve bu ortamdan maddi çıkar elde ettiği bir dönemin doğrudan ürünüydü. Düzenin halkı boğmak için imal ettiği örgütsel yapılardan biriydi.

Sömürü düzeninin devamlılığı, bu gibi yapılar eliyle temin ediliyor. Bu türden yapıların insan malzemesi de yapılan işle uyumlu oluyor. Sömürü ilişkileri, girdiği her yerde insani değerleri aşındırma, dayanışmanın yerine rekabeti, güzelliğin yerine çirkinliği koyma eğilimindedir. Bu düzenin devamlılığı için suç işleyen yapılar ise bu çürümeyi arşa çıkarma, içinde bulundukları toplumları dibin de dibine çekme eğilimindedir. Dinci yapılar, kutsallık kisvesinin arkasında bu çürümeyi en fazla derinleştirenlerdir.

Narin neden öldürüldü? İstismar mı edildi, görmesi istenmeyen bir şeye mi tanık oldu, tanık olduğu şeyin niteliği neydi? İhtimaller sonsuz. Her biri birbirinden korkunç olan bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunun da bir yerden sonra önemi yok.

Narin’i kim öldürdü? Amca? Abi? Bir başkası? Küçücük bir kız çocuğunu boğarak öldüren pis ellerin kime ait olduğu da bir yerden sonra önemsiz. Gözünü kırpmadan cinayet işleyen, soğukkanlılıkla delil karartan ve buna koca bir aileyi hatta köyü ortak eden, devlet ve siyasi iktidar içindeki “dostluk” ve çıkar ilişkileriyle soruşturmayı çıkmaza sürükleyip gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyebilen bir güçten söz ediyoruz. Köy ahalisinin kayda değer bir bölümünün suç ortaklığında işlenen ve bir ayı aşkın süredir işlenmeye devam eden bu suç, muhtemelen tehdit ve baskının ötesinde aşiret bağları ve dinsel ideoloji temelinde üretilen rıza ile de hala ilk günkü kadar organize bir nitelik taşıyor.

Narin’i örgütlü gericilik öldürdü. Bu gericiliği devamlı olarak besleyen ve düzenli olarak yardıma çağıran düzen, bu düzenin bilinçli olarak tasfiye etmediği feodal bağlar öldürdü.

Çözüm tek tek yurttaşların vicdanının temizliğinde değil, vicdanı bu suçu kabul etmeyenlerin örgütlü müdahalesiyle gericiliğin tasfiyesinde. “Narin Norveç’te doğsaydı ne olurdu” gibi abuk sabuk sorularla yaşadığı topraklara yönelik umutsuzluk pompalamak bir yana, bu toprakları örgütlü gericilikten arındırmak için kavga vermekte.

Kısa Kısa

Önceki gün

  1. Takasbank, İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının kime gittiğini açıklamadı

    Takasbank, İşsizlik Sigortası Fonu’nun aracı kurum üzerinden para piyasasında işlem yapabildiğini doğruladı, ancak fonun kimi finanse edeceğini seçemeyeceğini savundu. Açıklamada hangi aracı kurumun kullanıldığı, Tera bağlantılı kurumlara kaynak aktarılıp aktarılmadığı ve tedbir kararının tarihi yer almadı. Meclis komisyonunda Tera için 9 milyar TL risk dile getirilmişti.

  2. Menzil’den Orhangazi’ye 180 dönümlük yerleşke

    Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Eğitim-İş Bursa Şubesi, Menzil cemaatinin Orhangazi’de bir bölümü zeytinlik olan yaklaşık 180 dönümlük arazide külliye kurduğunu açıkladı. Şube, arazide iş makinelerinin çalıştığını ve 22 Ekim’de temel atma töreni yapılacağının duyurulduğunu bildirdi. Şube Başkanı Özkan Röna, kamusal alanın tarikatlara bırakılmasını kabul etmediklerini belirterek “Bursa tarikatların değil, Cumhuriyet’in kentidir” dedi.

  3. İBB davasında 7 tutuklu sanığa tahliye

    İBB davasında ara karar açıklandı. Silivri’de görülen davada İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, yedi tutuklu sanığın tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Tahliyesine karar verilen isimler Ümit Polat, Nilgün Cendek, Tolga Kılıç, Fatih Temür, Melih Geçek, Aytekin Karaarslan ve Adem Başer oldu. Ancak Melih Geçek, hakkında başka bir dosyadan verilen tutuklama kararı nedeniyle cezaevinde kalmaya devam edecek.

  4. Danıştay, Akbelen’de acele kamulaştırmayı onayladı

    Danıştay 6. Dairesi, Yeniköy-Kemerköy termik santrallarına kömür sağlamak için Akbelen çevresinde 6 köydeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına karşı açılan davayı reddetti. Daire, elektrik arz güvenliğini gerekçe gösterdi; bir üye karşı oy kullandı. Köylüler mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

  5. Belçika'da öğrenciler sokakta

    Belçika'nın başkenti Brüksel'de yüzlerce genç, eğitim reformlarına ve kesintilerine karşı bir kez daha protesto düzenledi. Merkez İstasyonu'nda yerel saatle 10.00'da toplanan göstericiler, eğitim kesintilerine tepki göstererek antifaşist sloganlar attı. Eyleme bazı öğretmenler ve sendika üyeleri de katıldı.

  6. Diyanet’te fon krizi iddiası: Filistin için ayrılan paralar fonda mı eridi?

    Sözcü Gazetesi'nden Yavuz Alatan’ın haberine göre, yaşanan fon krizi sonrası Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş duruma müdahale ederek fonlardan çıkış yapılması talimatını verdi. Ancak bu panik çıkışı, kurumun yatırımından yüzde 48 oranında zarar etmesiyle sonuçlandı.

  7. Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası büyükelçiliğe resmen başladı

    Fon vurgununda yaklaşık 2 milyar TL kazandığı ortaya çıkan ve malvarlığı dondurulduğu öne sürülen eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak, büyükelçilik görevine başladı. AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Helsinki’ye büyükelçi tayin ettiği Ayşe Hilal Sayan Koytak, güven mektubunu Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’a önceki gün sundu.

  8. Gazze'de tespit edilebilen can kaybı 74 bin 400'e yükseldi

    Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı. Açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana toplam can kaybının 74 bin 469'a, yaralı sayısının ise 175 bin 492'ye ulaştığı ifade edildi.

  9. İSKİ'den 'şebekede kanalizasyon suyu' iddialarına yanıt

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşu İSKİ kentteki şebeke suyuna kanalizasyon suyu karıştığı yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. İSKİ'nin açıklamasında, "İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kentimizin 39 ilçesindeki farklı noktalardan düzenli olarak su numuneleri alınmakta ve bağımsız denetimler sürdürülmektedir. İstanbul’un içme suyu şebekesine, yürürlükteki mevzuatta belirlenen kalite kriterlerini karşılamayan suyun verilmesi söz konusu değildir" denildi.

  10. MEB duyurdu: Okullarda 'ortak yazılı sınav' dönemi

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tüm okullarda "ortak yazılı sınav" sistemine geçti. Yeni sistemle ortaokul ve liselerde hep aynı sınav uygulanacak. Sorular yapay zeka destekli ve açık uçlu olacak.

  11. Erdoğan: "Sağlıkta Türkiye’yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz"

    İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa ve Esenyurt Yerleşkesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, "Sağlıkta Türkiye'yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz. Milletimize her anlamda hizmet etmeye çok güçlü şekilde devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

  12. Öcalan'dan yeni 'süreç' açıklaması: “Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz"

    Feshedilen PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, fesih ve silah bırakma kararını yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendirirken, kalıcı barış için Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürünün güvence altına alınmasını, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını ve eşit yurttaşlığın hukuki güvenceye kavuşturulmasını istedi. Öcalan, “Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz, barış süreci de başarıya ulaşamaz” dedi.

  13. İstanbul Valisi Gül: Dere yatağındaki yerler yıkılacak

    İstanbul'da yaşanan sel felaketine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İstanbul Valisi Davut Gül şu ifadeleri kullandı: "Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak. Bugün ve yarın yağış var. Ama çok büyük beklemiyoruz. Yağış olacak. Toprak yağışa doydu. Bazı yerlerde toprak kayması olabilir. Toprak kayması ve binaların çökme riski var. Binaların çökmesi ile ilgili kendi binasında risk görenleri misafir etmeye hazırız. Birkaç gün şüphesi olan herkesi bekliyoruz."

  14. Ege Üniversitesi'nde gece yarısı 'köpek baskını'

    Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu'na ait eğitim merkezine Bornova Belediyesi köpekleri toplamak için gece baskını düzenledi. Polis yardımıyla 200'e yakın köpek toplatıldı. Köpeklerin toplatılmasına karşı eğitim merkezinin önünde bir araya gelen öğrencilerle, belediye ekipleri ve polis arasında arbede yaşandı.

  15. Şamil Tayyar: Esenyurt so­ruş­tur­ma­sın­da ‘hatırlı’ biri devreye girdi

    Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, kayyum yönetimindeki Esenyurt Belediyesi'ne ilişkin soruşturmada tutuklanan Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş için 'hatırlı biri'nin devreye girerek Recep Tayyip Erdoğan'a ulaştığını açıkladı. Olayı sosyal medya hesabından paylaşan Tayyar, Erdoğan'ın ise “Bu işe karışmayın” dediğini öne sürdü.

  16. İBB davasında bir soruşturma daha

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri'deki İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasının 15-16 Ekim 2026 tarihli duruşmaları sırasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.

  17. Etimesgut Belediyesi so­ruş­tur­ma­sın­da 7 tutuklama

    Etimesgut Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında 7 kişi tutuklandı. Belediye başkan yardımcılarının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklanırken, 4 şüpheli hakkında ev hapsi kararı alındı.

  18. İran'dan Trump'ın 'bombaların anası' tehdidine yanıt

    İran Savunma Bakan Vekili Tuğgeneral Seyyid Mecid İbnu’r Rıza, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı “bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B bombasını kullanma ihtimaline ilişkin açıklamasına yanıt verdi. Rıza, "Bombaların isimlerinin ve boyutlarının bir önemi yok. Sizin bombanız, küresel itibarınızda, ABD ekonomisinde ve hatta seçim hesaplarınızda patlayacak. Sizi bugün 'Merhaba efendim' demek zorunda kaldığınız noktaya getiren, hesapları değiştiren füzelerimizin gücüdür" dedi.

  19. AKOM açıkladı: Kuvvetli sağanak İstanbul'u ne zaman terk edecek?

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava tahmin raporunu paylaştı. Rapora göre, yaklaşık 1 haftadır kent genelinde etkili olan kuvvetli sağanak, yarından itibaren İstanbul'u terk edecek. Hava sıcaklığı ise tekrar 20 derece civarına yükselecek.

  20. Kripto do­lan­dı­rı­cı­lı­ğı: Interpol tarafından aranan ABD'li İstanbul'da yakalandı

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, ABD ve Finlandiya’da 1 milyar dolarlık kripto varlık dolandırıcılığı gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarıldığı bildirilen ABD vatandaşı Richard James Schueler'in İstanbul’da yakalanarak gözaltına alındığını duyurdu. 'Kripto balinası' olarak bilinen Schueler, Beşiktaş ilçesinde çarşamba sabah saatlerinde yapılan MİT operasyonuyla yakalanmıştı.

  21. SPK'dan Hedef Portföy kararı

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Hedef Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu yatırım fonlarının tasfiye işlemlerinin başlatılmasına karar verdi. Tasfiye süreci, daha önce üç portföy yönetim şirketinin fonları için belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülecek.

  22. İçişleri Bakanlığı’ndan birçok il için sağanak ve fırtına uyarısı

    İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son tahminlerine dayanarak, 17 Ekim Cumartesi günü birçok ilde kuvvetli sağanak yağış ve fırtına beklendiğini duyurarak ani sel, su baskını, yıldırım, dolu ve ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olunmasını istedi.

  23. SPK'dan 37 kişi hakkında suç duyurusu

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), iki şirketin hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Kurul, 42 kişi ve şirkete 2 yıl işlem yasağı getirirken 21 kişinin de lisanslarını iptal etti.

  24. İstanbul'da selde kaybolan Ahmet Derin’in kızı: "Babam katledildi, hesabını soracağız"

    İstanbul’da sağanak yağışın ardından Kağıthane Deresi’nden otomobili çıkarılan Ahmet Derin’den haber alınamıyor. Derin’in kızı Arzu Derin, sosyal medya hesabından babasının bulunması için yardım çağrısında bulundu. Derin, "Parçalanmış arabayı bulduk. Umudum kalmadı. Babamı bulun, gidecek bir yerimiz olsun. Babam katledildi. Hesabını soracağız, söz veriyorum babam. Fırtına gelmeden bulun, babamız soğukta kalmasın" ifadelerini kullandı.

  25. Trump, Rusya yaptırımlarını askıya aldı

    ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'yı hedef alan yeni yaptırımların askıya alınmasını öngören kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray, karara 'ulusal çıkarlar' gerekçesini gösterdi. Kararname, Rusya'ya yönelik yaptırım ve tarife öngören yasanın yürürlüğe girmesine iki gün kala imzalandı.

✓