Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Önce Ankara, sonra İzmir: NATO 2026’da ülkemizden ne bekliyor?

16:45 6 dk okuma

Yarım asırdan fazla bir süredir askeri stratejimizi belirleyen, tehdit algımızı şekillendiren, siyasi yapımız üzerinde ciddi etkisi bulunan NATO, ülkemiz için çoktan varlık yokluk meselesi haline geldi.

Geride bıraktığımız her yılın ardından, dünya ve ülkemiz için yeni yıl projeksiyonlarının yapılması artık alışıldık bir rutin. Bu çerçevede bölgemiz de arka arkaya ‘Amerikan barışlarının’ hayata geçtiği kritik gelişmelere şahit oldu.

Ukrayna’da ABD’nin ‘arabuluculuk’ çabalarının hız kazanması, Suriye’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) iktidarı, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış ve ‘Trump Koridoru’, İsrail-Gazze ateşkesi ve takiben İsrail lideri Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasında artan yakınlaşma ve tabii ki ülkemizde ‘Terörsüz Türkiye’ söylemiyle uygulamaya konan ‘Amerikan Barışı’ süreci…

Bütün bu kritik adımlarda, iktidarın ve iktidara yakın çevreler, Türkiye’nin ‘küresel aktör’ olma yolunda emin adımlarla ilerlediği, hükümetin ‘çok katmanlı diplomasi’ ile çok sayıda başarıya imza attığı gibi değerlendirmeler öne çıktı.

Elbette bütün bunlara, Türkiye’nin başta Baykar olmak üzere savunma sanayisi alanında ‘tarih yazdığı’ yönündeki anlatı eşlik etti.

Ülkemiz, AKP iktidarı öncülüğünde 2026 yılında önemli etkinliklere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye, 2026 yılında NATO, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvelerine ev sahipliği yapacak.

Ukrayna başta olmak üzere, bölgede askeri güce duyulan ihtiyacın arttığı oranda, başta ABD ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere Türkiye’ye yönelik artan ilgiyi, aynı oranda ‘ara düzeltme’ adımları takip edecek.

Aslında meselenin özü tam olarak bu. Ülkemiz, Batı’nın gözünde ‘yaşam tarzından rahatsız milyonlarca gencin yaşadığı’ bir ülkeden ‘genç nüfusun büyük potansiyel taşıdığı’, ‘otoriter ve demokratik değerleri aşınmış’ bir ülkeden ‘merkezi sevk ve idare gücüne sahip’, ‘Avrupa değerlerinden uzaklaşıp Çin/Rusya hattıyla yakınlaşan potansiyel tehdit oluşturan’ bir ülkeden ‘mevcut krizlerde aktif katılımcı rolüne soyunan güçlü bir müttefik’ ülke olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Hükümete yapılan “Sen de önemlisin, sen de oyun kurucusun” pohpohlamasının sonuçlarını, yukarıda sayılan bütün başlıklarda yaşayarak göreceğiz elbette, ancak ülkemizin bu ‘dönüşümünü’ yaratan başlıkların tek bir yerde kesişmesi, ayrıca konuşulmayı hak ediyor: NATO…

NATO Zirvesi ve Türkiye

Ülkemiz, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

Bu zirve, Türkiye’nin ev sahibi olduğu ilk NATO Zirvesi değil. İlki, 2004 yılında İstanbul’da gerçekleşmiş, güvenlik güçlerinin NATO karşıtı devrimcileri susturma niyetiyle neredeyse bütün şehri abluka altına aldığı zirvenin merkezinde Afganistan, Irak ve Orta Doğu vardı.

İstanbul Zirvesi de aynı bugün olduğu gibi Türkiye açısından bir ‘diplomatik başarı’ olarak sunuldu. Sahada ise Türkiye, NATO’nun Orta Doğu ve Güney Asya’ya yönelik askeri açılımının üssü haline getirildi.

22 yıl sonra bu kez gündemde Afganistan ya da Irak değil; Ukrayna savaşı üzerinden Doğu Avrupa’daki askeri yığınak ve Rusya’yla gerilim gibi başlıklar var. Yani gündemler değişse de ana eksen aynı: NATO’nun askeri varlığını genişletmek ve kalıcılaştırmak.

Ancak, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde asıl konu, savaş hazırlığından ziyade, üye ülkelerinin savunma harcamalarını gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine kadar çıkarma hedefi olacak.

Trump’ın ve yakın dostu olarak bilinen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin her fırsatta gündeme getirdiği bu hedef, NATO’nun en büyük iç tartışmalarından biri olarak gösterilebilir. Avrupalı NATO üyelerini şimdiden sarsan bu hedef, halkımız için ise yıkımın katmerlenmesi demek.

Yüzde 5 hedefi Türkiye için ne demek?

Türkiye, savunma harcamalarını yüzde 5’e çıkarma hedefini tereddütsüz onaylayan ülkelerden. Hükümetimiz, savunmaya yönelik harcamalarını ‘zaten artırmakta olduğunu’ ve ‘yüzde 5 hedefine ulaşılacağını’ her fırsatta tekrarlıyor.

Peki mevcut tablo neyi gösteriyor?

Ülkemizin savunma harcamaları GSYH’nin yaklaşık yüzde 2 civarında seyrediyor. Bu, yaklaşık olarak 40–50 milyar dolar civarında bir harcamaya denk geliyor. GSYH’miz ise 1 trilyon 538 milyar dolar olarak açıklandı.

Türkiye’nin yüzde 5 hedefine uyması demek, askeri harcamaların iki katından fazla artırılması demek. Bu da savunma bütçesinin yıllık yaklaşık 77 milyar dolara çıkarılması anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, mevcut düzeyin üzerine her yıl ilave 30–40 milyar dolarlık yeni bir yük bindirilmesi söz konusu.

Ülkemizin bu hedefi tamamlamayı ‘kafaya koyduğunu’ varsayalım. Açık nasıl kapatılacak? Öne çıkan iki ihtimal var.

En muhtemel yol, eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve emekli harcamaları gibi alanlarda kademeli ama kalıcı kesintiler uygulanması. Şu anda Avrupa ülkelerinin yüzde 5 hedefi için planladığı ve çeşitli düzeylerde uygulamaya koyduğu yöntem bu.

Bununla eşzamanlı olarak, ülkemizin savunma sanayisinin niteliği de yeniden tanımlanacak. ‘Yerli ve milli’ söylemiyle, neredeyse “Batı’ya inat” diyerek öne çıkarılan savunma sanayimiz ve ‘milli şirketlerimizin’ NATO uyum sertifikaları, ortak projeler ve ittifakın askeri önceliklerine entegrasyonu artık ‘malumun ilanı’ olacak.

Savunma harcamalarının ‘vatan savunması’ adı altında sunulmasının ve ‘dokunulmaz’ ilan edilmesinin bedelini, başta emekliler ve sosyal yardımlardan yararlanan kesimler olmak üzere doğrudan geniş halk kesimleri ödeyecek.

Peki ya yüzde 5 hedefi tutturulamazsa?

NATO üyesi ülkeler, GSYH’nin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla ilgili harcamalara ayırmayı hedef olarak kabul ettiklerini 2025 Lahey Zirvesi’nde açıkça beyan ettiler.

Bu çerçevede üyelerin bu hedefe ulaşmak için ‘kademeli, somut planlar sunmaları’ isteniyor. Bu ‘kademeli planlar’ için öngörülen süre 10 yıl. Yani ittifak, “2035’e kadar bir yolunu bulun” demeye getiriyor.

Aynı zamanda, resmi NATO metinlerinde yüzde 5 hedefine ulaşamayan ülkeler için bir ceza, yaptırım, üyelikten çıkarma veya oy haklarının kısıtlanması gibi herhangi bir ‘yaptırım’ da öngörülmüyor.

Yani özetle, girilen bu yönelimde en ufak bir değişiklik olmayacak. Zira yüzde 5 hedefini tutturmakla, yüzde 5 hedefini tutturmak için çalışmak pratikte aynı adımların atılması anlamına geliyor. Üye ülkelerin sunacağı yıllık ilerleme raporları ve kademeli planlar, hedefe varılamasa dahi her yıl biraz daha fazla ‘uyum’ yani bağımlılık anlamına gelecek.

Bunların yanında, yüzde 5 hedefinde yaşanacak bir eksiklik yalnızca bütçe tablolarında kalmaz, askeri kapasite ve fiili angajmanlarla çeşitli ‘telafiler’ gündeme gelebilir. Daha fazla askeri görev üstlenerek, faaliyet yürütülen alanlarda daha fazla sorumluluk alarak, operasyonlara daha yoğun katılım sergileyerek…

İşte bu yaz düzenlenecek Ankara Zirvesi’nde “Savaş için daha fazla para” konusunda ‘önemli’ kararlar alınacak, yeni taahhütlerde bulunulacak.

Nasıl bir ev sahipliği?

Beklenen Ankara Zirvesi, aynı anda Doğu Avrupa’daki askeri yığınağın kalıcı bir güvenlik rejimine dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini de belirleyecek. Bu rejimde ülkemizden ‘başarılı bir uygulayıcı’ olması bekleniyor.

Bir ‘projeksiyon’ da biz yapalım: ABD’den sonra NATO’nun en büyük kara ordusuna sahip olan ülkemizin, ilan edilecek bir NATO barış görevi kapsamında ‘riskli bölgelere’ askeri güç sevk etmesi, Rusya ile süregelen diyalog da göz önünde bulundurulduğunda emperyalizm için ‘en mantıklı’ seçeneklerden biri olarak görünüyor.

NATO’nun ‘İzmir çıkarması’

Medyada Ankara Zirvesi konuşulsa da, NATO, Ankara Zirvesi’nden yalnızca 4 ay sonra Türkiye’de kritik bir başka etkinlik daha planlıyor. İzmir’de düzenlenecek bu etkinliğin içeriği, Ankara Zirvesi’ne dair ‘savaşa hazırlık’ projeksiyonumuzu destekler nitelikte: NATO Edge 26

Teknoloji ve militarizasyon

Kasım 2026’da İzmir’de düzenlenecek NATO Edge 26, ‘inovasyon’, ‘hazırlık’, ‘geleceğin güvenliği’ gibi kavramlarla tanıtılıyor. Gerçekte ise NATO Edge, askeri teknolojilerin, savunma sanayisinin ve savaş kapasitesinin pazarlanıp bütünleştirildiği bir platform.

NATO İletişim ve Bilgi Ajansı’nın (NCIA) üstlendiği etkinliğin resmi tanıtım metninde yer alan şu ifadeler ise niyeti baştan belli ediyor:

“NATO Edge 26, sanayi ile daha hızlı, daha akıllı ve daha ölçeklenebilir iş birlikleri yoluyla NATO’nun hazırlık seviyesini ve savaşma kapasitesini güçlendirmeye odaklanacaktır.

…NCIA, bu mirası 2026 yılında Türkiye’de sürdürmekten ve etkili çözüm üretimine odaklanan, sanayi ortaklıklarını önceleyen yenilenmiş bir formatla etkinliği bir adım ileri taşımaktan heyecan duymaktadır.

2026 edisyonunda sanayi katılımı merkeze alınacak; daha doğrudan etkileşim imkanları, odaklı bilgilendirme oturumları, NATO’nun yaklaşan tedarik gereksinimleri ve önceliklerine dair daha kapsamlı bir anlayış, ayrıca sanayi çözümlerinin NATO karar vericilerine, son kullanıcılarına ve potansiyel ortaklara sunulması için daha geniş fırsatlar sağlanacaktır.”

Piyasa mantığıyla işleyen, ortaklıkların ve katılımın merkezinde olduğu bir askeri ekosistem. Savunma sanayi şirketleri, devletler ve askeri komuta, ‘savaş hazırlıklarını’ güçlendirmek için işbirliğini geliştiriyor…

Ankara’daki zirve ile İzmir’deki NATO Edge 26 birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo oldukça trajik. NATO, önümüzdeki dönemde ülkemizi hem siyasi hem askeri-teknolojik düzlemde daha da bağımlı bir pozisyona sokuyor.

Trajikomik olansa, yıllardır değişmeyen bu pozisyonumuzu ‘yine de ulusal çıkarları önceleyerek katılmak’, veya ‘ittifak içinde ittifaktan korunmak’ gibi ‘gri pozisyonlarla’ açıklamaya çalışanlar.

Çünkü, yarım asırdan fazla bir süredir askeri stratejimizi belirleyen, tehdit algımızı şekillendiren, siyasi yapımız üzerinde ciddi etkisi bulunan NATO, ülkemiz için çoktan varlık yokluk meselesi haline geldi. Lugatında bağımsızlık, askeri ve siyasi egemenlik, ulusal çıkarlar gibi kavramları olan herkes bilmeli ki, bu türden bir müttefiklik yalnızca siyah ve beyaz renklere sahip olabilir.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓