Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Putin’e güven yüksek, Rus medyasına güven dipte, sosyalizm özleniyor: Rus halkı ne düşünüyor?

19:16 8 dk okuma

Rusya Bilimler Akademisi Sosyoloji Merkezi’nin geleneksel ‘Nasılsın, Rusya?’ araştırmasına göre, Putin’e ve Rus ordusuna güven artarken, en büyük problemin ekonomi olduğu ve Rus medyasına güvenin dibe vurduğu görülüyor.

Rusya, günümüzde dünya gündeminde Ukrayna savaşı ve Çin’le birlikte ABD’nin liderliğindeki emperyalist cepheyle karşı karşıya olduğu bir bağlamda öne çıkıyor. Ancak, üst düzey isimlerle ve resmi adımlarla açıklanırken, Rus halkının görüşleri genellikle gölgede kalıyor.

Ancak, Rus toplumunun siyasi, ekonomik ve toplumsal algısı, Rusya siyasetine ve Kremlin’in parçası olduğu gelişmelere dair önemli ipuçları barındırıyor.

Dolayısıyla, Rusya Bilimler Akademisi Sosyoloji Merkezi’nin (“ФНИСЦ РАН” / FCTAS RAS) yürüttüğü ‘Nasılsın, Rusya?’ (Как живёшь, Россия?) programının Mayıs 2025 verileri[1] kritik.

Bu kurum, Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı en büyük sosyoloji ve kamuoyu araştırma merkezi. Sovyet döneminden bu yana araştırma yürüten bu kurum; özellikle kamuoyu, siyasal kültür, değerler, sosyal tabakalaşma ve toplumun dönüşüm süreçleri üzerine yoğunlaşıyor.

FCTAS RAS, 2017 yılında yeniden yapılandırılarak ‘Federal Bilimsel ve Analitik Sosyolojik Araştırmalar Merkezi’ haline getirildi ve Bilimler Akademisi çatısı altında faaliyet göstermeye devam etti.

1992 yılından bu yana düzenli olarak uygulanan ‘Nasılsın, Rusya?’ programı ise, bu kurumun en uzun soluklu projelerinden biri.

Rus halkına sorulan “Nasılsın?” sorusuyla halkın ruh hali, değerleri, kurumlara güven düzeyleri, siyasi ve ekonomik algılarını ölçülüyor. Her turda yaklaşık 1300 kişilik örneklem üzerinden, yüzde 3’lük hata payıyla tüm Rusya’yı temsil edecek şekilde veri toplanıyor.

Dolayısıyla araştırmalar yalnızca ‘anket sonucu’ değil, aynı zamanda Rusya’nın toplumsal-siyasal nabzını tutan bilimsel bir barometre niteliğinde değerlendirilebilir.

Rusların ‘lider’ algısı: Putin zirvede, Lenin itibarlı, Gorbaçov ile Yeltsin sevilmiyor

Bu yılın Mayıs ayında düzenlenen anketin kuşkusuz en önemli sonuçlarından biri, Rusya lideri Vladimir Putin’e duyulan güven düzeyi. Ankete göre Putin, ankette yer alan diğer tüm siyasetçi ve tarihsel figürlere kıyasla hala ‘ülkeye en fazla fayda sağlayan lider’ olarak görülüyor.

Putin dışında, Rus devriminin lideri Vladimir Lenin’in halk nezdindeki itibarının, II. Nikolay’dan daha yüksek olduğu görülüyor. Yine ankete göre, en popüler siyasetçiler Stalin ve Brejnev iken, en çok nefret edilenler Gorbaçov ve Yeltsin olarak dikkat çekiyor.

Etnik ve dini çelişkiler önemsenmiyor

Ankete göre Rus toplumundaki en büyük çelişki, ‘alt sınıflar ile üst sınıflar’, yani yoksullar ile zenginler arasında hissedilirken, en az hissedilen çelişkiler arasında etnik ve dini çelişkilerin sıralandığı görülüyor. Bu veri, Rusya’ya karşı çoğunlukla ‘esir halklar’ söylemi üzerinden kurgulanan siyasetin de başarısı hakkında önemli ipuçları barındırıyor.

Yine ankette, özelleştirmelere karşı genel bir memnuniyetsizlik söz konusu. Rus halkı, özelleştirmeden kazanç sağlayanları ‘bürokratlar, yeraltı dünyası aktörleri, girişimciler, eski nomenklatura, Rusya dışındaki mafya, yabancı sermaye, yeni nomenklatura ve ticaret çalışanları’ olarak sıralıyor. Geri kalan herkes kaybeden taraf.

Ekonomi birincil kaygı

Ekonomi, ise, ankete göre halkın birincil kaygısı konumunda. Katılımcıların en güçlü endişe olarak işaretlediği maddeler; gıda fiyatlarının yükselmesi, kira ve enerji faturalarındaki artış ve genel hayat pahalılığı. Araştırmada ‘endişe’ ölçeğinde en yüksek değerleri alan bu kalemler, diğer tüm meselelerin önüne geçmiş durumda. Ankete katılan kişilerin, gelir durumunu ağırlıklı olarak ‘kısıtlı’ veya ‘orta düzey’ olarak tanımlaması da ekonomik sıkıntının boyutu hakkında fikir veriyor.

Öte yandan, ankete katılanların yüzde 35’i her şeyin kamulaştırılmasını, yüzde 45’i bir kısmının kamulaştırılmasını, yüzde 20’si ise hiç kamulaştırma yapılmamasını istiyor. Yani, Rus halkı arasında, ‘özelleştirme karşıtlığının’ dikkat çekici düzeyde olduğunu söylemek mümkün.

Ukrayna savaşı konusunda karmaşa

Rusya ile Ukrayna arasında 2022’den beri devam eden savaş, Rusya resmi anlatısında ‘savaş’ olarak değil, ‘Özel Askeri Operasyon’ (SVO) olarak tanımlanıyor. Bu konudaki anket verileri ise dikkat çekici.

Ukrayna savaşına dair, ‘tüm Rus topraklarının’ ele geçirilmesini isteyenlerin oranı yüzde 28 olarak belirlenmiş. Bunu takiben, ‘Batı hariç tüm Ukrayna’ diyenler yüzde 18, ‘yalnızca Lugansk ve Donetsk Halk Cumhuriyetleri’ diyenler yüzde 13, ‘sadece Kırım’ diyenler yüzde 2 olarak belirlenmiş.

Ancak, veriler arasında yüzde 28’le birinciliği alan ‘tüm topraklar’ talebini, yalnızca bir puan geride, yüzde 27 ile “Hiçbir fikrim yok” seçeneği takip ediyor.

Bu da, Rusya’nın Ukrayna’da yürüttüğü savaş konusunda bu derece yüksek bir ‘fikirsizlik’ oranı, halkın politize edilmesi konusundaki başarısızlığı gözler önüne seriyor. Bu başarısızlığın nedenlerini ise, yine anketin diğer verilerine bakarak anlayabiliriz.

Zira ankete göre Rus halkı, yüzde 26.4’lük oranla, savaşın halkın sağlığını ve psikolojisini bozduğu görüşünde. “Hiç etkisi olmadı” diyenler ise, “Fikrim yok” diyenlerle paralel nitelikte yüzde 23.4, “Harcamalar arttı” diyenler ise yüzde 20 oranında.

Lidere ve orduya güven yüksek, medyaya düşük

Anketin en çarpıcı noktalarından bir diğeri ise, Rus halkının Putin’e ve orduya yüksek düzeyde güven duyduğu halde, medya başta olmak üzere kurumlara güveninin dikkat çekici şekilde azalması.

Ankete göre, Putin’e güven yüzde 75, orduya güven ise yüzde 69 düzeyinde. Ancak, iş kurumlara geldiğinde, güven oranı gittikçe azalıyor:

Hükümete güven yüzde 52, kiliseye güven yüzde 45, bölgesel yönetimler yüzde 41, siyasi partiler yüzde 28, medya yüzde 26.

Medyaya güven konusunda ise ‘vahim’ bir tablo var. Medyaya güvenenlerin oranı yüzde 26, ancak güvenmeyenlerin oranı da yüzde 26. “Kararsızlar” ise, yüzde 48 oranında. Bu da, Rus halkının Rus medyasına olan güvensizliğinin en çarpıcı göstergesi.

SSCB’ye özlem yüksek, Komünist Parti’ye destek düşük

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise, sosyalizm kavramı ve eşitlik üzerine. ‘Sosyalizm’ kavramı, ankete katılanlara göre kolektivizm, adalet, vatanseverlik, yardımlaşma, düzen, herkesin yasa önünde eşitliği, ahlak, halkın yönetimi, insan hakları, özgürlük, hümanizm ve maneviyat anlamına geliyor.

‘Kapitalizm’ kavramı ise özel mülkiyet, rekabet, dar bir grubun iktidarı, yolsuzluk, sosyal güvencesizlik, suç ve bireyin ezilmesiyle özdeşleştiriliyor.

Anket verilerine göre, sosyalist bir toplumda yaşamak isteyenlerin oranı yüzde 44 olarak belirlenirken, kapitalist bir toplumda yaşamak isteyenlerin oranı yalnızca yüzde 14.

Ancak, Rus halkının ‘sosyalizme’ duyduğu özlemin, politik bir hedef olarak sosyalizme ulaşmakla pek bir ilişkisi yok. Bunun iki sebebi var. Birincisi, halkın sosyalizmden daha çok ‘kaybedilen eski, güzel günleri’ algılaması, ikincisi ise Rusya Federasyonu Komünist Partisi’nin (KPRF) muhalefet partisi olarak etkisiz, ‘Putin destekçisi’ ve ‘oldukça yaşlı’ bir parti olarak değerlendirilmesi.

Örneğin, ankete katılanların yüzde 32’si Birleşik Rusya’ya (Putin’in partisi) oy vereceğini belirtti. Komünist Parti ise yüzde 6 ile ikinci sırada.

KPRF’ye destek oranı, 90’lı yılların sonunda yüzde 15-20 bandındaydı. 2010’larda yüzde 8–10 seviyelerine gerileyen destek, son yıllarda yüzde 6–9 aralığında dalgalanıyor. 2025 anketinde bu oran alt sınıra inerek yüzde 6 olarak kaydedildi. Bu tablo, KPRF’nin muhalefetin en büyük partisi olmayı sürdürse de toplumsal etkisinin giderek daraldığını gösteriyor.

Rus halkının sosyalizme özleminin ve sempatisinin, aynı anda Sovyetler’in ardından gelen yıkımla da ilgisi var. Ani özelleştirmeler, yoksulluk, yağma ve yolsuzluk patlamaları, ‘tutanın elinde kaldığı’ yeni ‘demokratik’ düzenin Rus halkı üzerinde yarattığı şok, diğer eski Sovyet ülkelerine oranla çok daha büyüktü.

SSCB’nin yıkılmasının ardından geçen birkaç senede ülke ekonomisi yaklaşık yüzde 40 küçüldü, fiyatların serbest bırakılmasıyla yıllık enflasyon yüzde 2500’lere çıktı, halkın birikimleri bir gecede buhar oldu, devlete ait fabrikalar, madenler, petrol şirketleri özelleştirmelerle yok pahasına satıldı, çok küçük bir azınlık (oligarklar) aşırı zenginleşirken milyonlar yoksullaştı, milyonlarca insan aylarca maaşsız çalıştı, emekliler aylarca ödeme alamadı, Sovyet döneminde yok denecek kadar az olan dilencilik ve evsizlik kitlesel bir sorun haline geldi, alkol tüketimi ve organize suç patladı; mafya yapıları güçlendi, halkın yaşam süresi düştü, Ruble çöktü, iç savaşlar ve etnik gerilimler patlak verdi…

Bir diğer önemli veri ise, partilere güven genel olarak düşük olması. Ankete katılanlar arasında, yüzde 42–47’lik kesim “Hiçbir partiye destek vermiyorum” yanıtı verdi. Bu durum, Rus siyasetinde ‘güçlü liderlik – zayıf partiler’ ikileminin en büyük göstergesi.

Rusya’nın ‘yeniden doğuşu’ nasıl olacak?

Ankette, ‘Rusya’nın yeniden doğuşunun’ temeline oturabilecek kavramlara bakıldığında, en üstte adalet, barış, insan hakları, hukuk, düzen, vatanseverlik, devletçilik, eşitlik, özgürlük kavramları, orta düzeyde ahlak, sosyalizm, uzlaşı, kardeşlik, SSCB, en altta ise ulus, özel mülkiyet, rekabet, mutlak monarşi, enternasyonalizm, dindarlık ve kapitalizm öne çıkıyor.

Rusya için en uygun ekonomik gelişme yolu sorulduğunda, katılımcıların büyük çoğunluğu vatandaşların adil ekonomik ilişkiler üzerine kurulu bir düzeni ya da ‘Çin örneğini’ tercih ettiği görüldü.

‘İsveç tarzı sosyal yönelimli ekonomi’ ya da ‘ABD tarzı serbest piyasa’ ise neredeyse hiç destek görmedi. Ayrıca çoğunluk, Rusya’nın içine kapanmaması, aksine dünya ile aktif ilişkiler geliştirmesi gerektiğini düşünüyor.

Özetle genel eğilim, Rusya’nın dindarlık ve kapitalizm üzerinden yeniden yükselemeyeceği yönünde. Ancak, Rus merkez siyasetinin ‘emperyalist ABD’ye karşı öne çıkardığı ‘Ortodoks Hristiyanlık ve Slavlık’ anlatısının toplumda pek de karşılığı olmadığını gösteriyor. Bu ‘koyu’ propagandanın aksine, katılımcıların büyük çoğunluğu kendisini ‘demokrat ve vatansever’ olarak tanımlarken, bu oranı ‘sosyalist/komünist’ kimlik takip ediyor. Liberallik ve milliyetçilik ise son sırada.

Bu tablo nasıl oluştu?

Araştırma genel olarak, Rus halkının gözünde istikrarın ‘güçlü lider, güçlü ordu’ denklemiyle korunduğunu gösteriyor. Siyasi partiler ve medyaya duyulan güvensizlik ise, iktidara yönelik bir tehditten çok, liderin gücünün pekişmesine yol açacak bir niteliğe sahip.

Bu tablonun oluşmasının elbette Putin’in kişiliği ve ‘lider karizmasıyla’ doğrudan ilgisi var.

Batı siyaseti ve medyası, Putin’i çoğunlukla ‘diktatör’, ‘işgalci’, ‘otoriter lider’ gibi kavramlarla tanımlıyor ve Soğuk Savaş’ın bir alışkanlığı olarak Putin’i yer yer Stalin’le eşleştirip, ‘Sovyetler Birliği’ni canlandırma’ hevesine sahip olduğu fikrini işliyor.

İşte özellikle bu son kavram, Putin’in Rusya’nın gözündeki sevgisini artıran etkenlerden biri olarak kabul edilebilir. Ne Putin, ne de diğer üst düzey Rus yönetici elbette ‘Sovyetler Birliği’ni yeniden kurmak gibi bir niyeti yok. Ancak özellikle Putin, ‘SSCB’i yıkan’ diğer yöneticiler arasında, Sovyet mirasına yaptığı vurgularla eski Sovyet coğrafyasındaki etki alanını sürdürmek konusunda diğer liderlerden ayrışıyor.

“Sovyetler Birliği için pişmanlık duymayanlar, vicdanı olmayanlardır. Artık zamanı geçmiş olan Sovyetler Birliği’ni restore edip geri getirmek isteyenlerin ise aklı yoktur” cümlesi, Putin’in Sovyet mirasına temel yaklaşımını en net anlatan açıklaması olarak görülebilir.

Örneğin, Putin, Yeltsin’in aksine, 2000 yılında Sovyet ulusal marşının Rusya’nın ulusal marşı olmasını ve kızıl bayrağın da Rus ordusunun bayrağı olmasıyla ilgili yasayı geçirdi.

Putin, Batılılar için ‘Sovyetik bir diktatör’ veya ‘KGB geçmişi tarafından yönetilen bir otokrat’ olarak tanımlanırken, sosyalistler için ‘SSCB’yi yıkan bir liberal’ olarak tanımlandı. Ancak, Putin’le ilgili en doğru değerlendirmelerden birini, dönemin sağ kanat siyasi güçler koalisyonu lideri Nemtsov yapmıştı:

“O benimle konuşurken bir sağcı, Züganov’la görüşürken solcu olabiliyor.”

Yeltsin döneminin eski Başkanlık Bürosu yöneticisi Çubays da, Putin için “Onunla görüşen birisi, kendisiyle aynı çizgide olduğuna inanır” demişti.

KPRF lideri Gennadi Züganov ise, uzun yıllardır Putin liderliğinin ‘KPRF programını taklit ettiğini’ iddia ediyor.

Putin ise aslında her zaman ‘çok açık’ konuşuyordu:

“Bizler yalnız ve yalnız pazar ekonomisini, demokrasinin evrensel ilkelerini ve Rusya gerçekliğini birleştirebilirsek parlak bir geleceğe sahip olabiliriz.”

Sovyetler Birliği’nin yıkılışının ardından kelimenin tam anlamıyla yağmalanan Rusya, Putin döneminde görece siyasi ve ekonomik istikrar kazandı ve Putin, her seferinde ‘halktan yana’ bir tavır aldığı algısını geliştirmeye çalıştı. Öyle ki, bir yandan ‘kendi oligarklarını’ çevresinde toplayan Putin’in, 2009’da işçiler tarafından protesto edilen oligark Oleg Deripaska’ya anlaşmayı imzalaması için kameralar önünde kalem fırlatması hala bir ‘efsane’ olarak tekrar tekrar anlatılır.

Sovyetler Birliği, dünya için olduğu kadar Rus halkı için de çok önemli bir ‘istikrar merkeziydi’. Özlem duyulan, eksikliği hissedilen şey de, ‘ideolojik bir komünizm’ değil, bu istikrar düzeniydi. Bu istikrar kaybolduktan sonra gelen yağma düzeni o kadar vahşiydi ki, ‘eski güzel günlere’ bir adım dahi olsa yaklaşan her lider, başarılı ve ‘halktan’ kabul edildi.

Rusya’da bu ‘özlem’, siyaseten Putin’le bugüne kadar başarılı bir şekilde eşleşmiş durumda. Halkın hem Sovyetleri özleyip, hem de onu yıkan kadrolardan birini bu kadar çok sevmesi, bu açıdan hiç mantıksız değil.

https://www.fnisc.ru/index.php?page_id=1198&id=14172

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓